Sayfalar

3.24.2012


4+4+4  EĞİTİMİ ,
          20 şubat günü  AKP İstanbul il gençlik  kolları kongresinde N. Fazıl Kısakürek'ten bir alıntı okundu  ve dindar gençlik istendi. Ardından  dindar gençlikte aranan formasyon sıralandı. " Dininin , dilinin , beyninin , ilminin , ırkının, ırzının , evinin , kininin , kalbinin  davacısı olmalıydı. 
          Bu sözler  tartışılırken AKP merkezinde  hazırlanan  kesintili eğitim yasa tasarısı  4+4+4  meclise  getirildi. Tasarı  kesintili eğitimi  4+4 olarak ikiye  bölüyordu. Tasarının , ikinci dört yılda  imamhatip  liselerine ilköğretim düzeyinde  hazırlık olullarının açılmasına  olanak sağlamak üzere hazırlandiği hemen anlaşıldı. (1)
          Muhalefetin ve eğitbilim   çevrelerinin güçlü bir tepki vermemesini    çok anlamlı bulmuyormusunuz ?
          Eğitim doğal varlığımızı insan yapan değerlerin  kazanılma sürecidir. Bunun için insanlık  12 bin senedir mücadele etti.  Tam  bilimsel eğitim  sisteminin  ancak laik eğitim  sisteminde olacağı  görüldü. 
           Peki laiklik nedir ? Laikliğin gerçek tanımı din ve dünya işlerini birbirinden ayırmaktır.   Bilimsel ve insancıl eğitim  olan  laik eğitim  ancak  demokratik  , hakça bir düzende mümkün olacaktır.  Herkes kendi inanç gereklerini kendisi  özel yaşamında yeterince yerine getirmesini  sağlayan devlettir ama ,   devlet  inanç  veya  inançsızlıklara  yandaş  , düzenleyici veya  müdahaleci olamaz.  Doğru ve gerçek olan bu tanıma karşın  laikliği  " din ve devlet işlerinin ayrılması "olarak   tanımlayanların  amacı  gizliden gizliye topluma " siz dindarlaşın , devlet laik olur  insan laik olmaz  " iletisini vermek  oldu.  Oysa  dinci'leşen bir toplum dindar  nesil isteyecekti. Bu gün  açıklanan bilgilere göre 4+4+4  sitemine  yüzde elli oranında  destek verilmesi bundandır. Bu destek anlamlımıdır ? 
            Bilimin ve gerçeğin karşı  durduğu   değişimler  için  hiçbir desteğin  yada  karşı duruşun anlamı yoktur. Yarınları belirleyecek büyük  değişimler    oylanamaz   ve   red- kabul  terazisinde   düşünülemez. Bu ancak  geneli kapsamayan  " hoş geçinmek , kahraman olmak "  ve  bilime dudak kıvırmak  olur. Herhalde   demokratik  ve aydınlık ülkelerde  ki yöneticiler  eğitim müfredatına    fizik yasalarını   koyalım mı diye oylaşma aramaz. Çocukların   bilişsel , devinimsel , duyuşsal  gelişim yasaları  da   yöneticiler  yada birileri   istedi   diye  değişmez. Ancak  ; amacınız  dinci  molla bir  kesim yaratmayı  ve bu kesimin egemen olacağı bir gelecek düşünüyor  iseniz  hiçbir bilimsel   gelişim   yasaları elbette  sizi ilgilendirmeyecektir. Kaldı ki    eğitim okulda olur   , evde olamaz. Eğitim   sistematik sürekliliktir  , bölünemez   ,  oylaşılamaz.   Hangi millet  olduğu   da anlaşılamayan  "millet istedi " denemez . Kaldı ki  insanlığın bugünkü   ulaştığı eşitlik  , hukuk    kabulleri düzeyinde   hiçbir  güç   sınırsız ve mutlak değildir.  Millet  istedi diye  müslüman mollardan oluşacak  yönetici sınıf   yetiştirmek yolu  kabul edilir mi ? İlköğretim  ikinci yarısında  Kuran -ı   Kerim  derslerinin   koyulması  nasıl  ve neden  mümkündür ? Her şeyde liiberallik savunulurken  "Din eğitimi"   hangi nedenlerle liberalleşemiyor  ? Özel  finansman alanına  birakılmıyor ?  Neden illada devlet eliyle olacak ? 
Daha da önemlisi ,  ilk  dört yıldan  sonra   eğitime devamın  açık öğretim  biçiminde tercihe bırakılmasında    rejimin  dinci  , devletin buyurgan  hüviyete bürünmesinin   kolaylaşması   hedefini görmüyormusunuz ? 
           Ve enbüyük  ihalelerin  kaynağı haline gelen Millieğitimde  4+4+4 yasaının  içinde   TBMM ye  sunulan  yasada ; yeniden hazırlanacak  müfredat ve ders kitaplarının  ve  dağıtılacak bilgisayar tabletlerinin  ihalesinin  " Kamu İhale Yasası " dışına çıkarılacağını  biliyormusunuz ?  İhaleyi , istedikleri kimseye   verebileceklerini ve   hukuken ve ahlaken   özel ve tüzel kişilerin hesap soramayacak  olmasının   gözden kaçması , tartışmaya hiçbir biçimde  alınmaması  manidar değil mi ? Devlet eliyle   bir yılda  milyarderler  üretmek öyküsünde ,  milyonlarca  çocuğun  "..alet.." edilmesi  yok mu ?  
            Hilmi Ziya Ülken diyor ki ; " insanlık tarihi  , eğer  insanlık tarihi ise  o herşeyden önce  eğitim tarihi demektir.."


leyla erdem yiğit   24 / mart /2012
                                                                                                                                          




Dip not (1) Eleştirel Pedagoji dergisi  2012 / ocak - şubat


   
" Rüzgarda yaşlıdır ama , hala esiyor....."