Güneşi yeyüzüne indirenler gerçek sanatçılar bilim ve insan zekasıdır . Ahlak ve erdem bunların ürünüdür. Değerli Fazıl Say'a yapılanları ve gitmek zorunda bırakılmasını , yalnızlığını ayıplıyorum. Uygarlığın ve insanlığın geleceğinde siz olmayacaksınız !!Fazıl Say olacaktır ! Kötüleri iyiler yapan bir dünya insanlığın , sanatın ve bilimin eseridir. leyla erdem yiğit 2012 / nisan 22
3.24.2012
4+4+4 EĞİTİMİ ,
20 şubat günü AKP İstanbul il gençlik kolları kongresinde N. Fazıl Kısakürek'ten bir alıntı okundu ve dindar gençlik istendi. Ardından dindar gençlikte aranan formasyon sıralandı. " Dininin , dilinin , beyninin , ilminin , ırkının, ırzının , evinin , kininin , kalbinin davacısı olmalıydı.
Bu sözler tartışılırken AKP merkezinde hazırlanan kesintili eğitim yasa tasarısı 4+4+4 meclise getirildi. Tasarı kesintili eğitimi 4+4 olarak ikiye bölüyordu. Tasarının , ikinci dört yılda imamhatip liselerine ilköğretim düzeyinde hazırlık olullarının açılmasına olanak sağlamak üzere hazırlandiği hemen anlaşıldı. (1)
Muhalefetin ve eğitbilim çevrelerinin güçlü bir tepki vermemesini çok anlamlı bulmuyormusunuz ?
Eğitim doğal varlığımızı insan yapan değerlerin kazanılma sürecidir. Bunun için insanlık 12 bin senedir mücadele etti. Tam bilimsel eğitim sisteminin ancak laik eğitim sisteminde olacağı görüldü.
Peki laiklik nedir ? Laikliğin gerçek tanımı din ve dünya işlerini birbirinden ayırmaktır. Bilimsel ve insancıl eğitim olan laik eğitim ancak demokratik , hakça bir düzende mümkün olacaktır. Herkes kendi inanç gereklerini kendisi özel yaşamında yeterince yerine getirmesini sağlayan devlettir ama , devlet inanç veya inançsızlıklara yandaş , düzenleyici veya müdahaleci olamaz. Doğru ve gerçek olan bu tanıma karşın laikliği " din ve devlet işlerinin ayrılması "olarak tanımlayanların amacı gizliden gizliye topluma " siz dindarlaşın , devlet laik olur insan laik olmaz " iletisini vermek oldu. Oysa dinci'leşen bir toplum dindar nesil isteyecekti. Bu gün açıklanan bilgilere göre 4+4+4 sitemine yüzde elli oranında destek verilmesi bundandır. Bu destek anlamlımıdır ?
Bilimin ve gerçeğin karşı durduğu değişimler için hiçbir desteğin yada karşı duruşun anlamı yoktur. Yarınları belirleyecek büyük değişimler oylanamaz ve red- kabul terazisinde düşünülemez. Bu ancak geneli kapsamayan " hoş geçinmek , kahraman olmak " ve bilime dudak kıvırmak olur. Herhalde demokratik ve aydınlık ülkelerde ki yöneticiler eğitim müfredatına fizik yasalarını koyalım mı diye oylaşma aramaz. Çocukların bilişsel , devinimsel , duyuşsal gelişim yasaları da yöneticiler yada birileri istedi diye değişmez. Ancak ; amacınız dinci molla bir kesim yaratmayı ve bu kesimin egemen olacağı bir gelecek düşünüyor iseniz hiçbir bilimsel gelişim yasaları elbette sizi ilgilendirmeyecektir. Kaldı ki eğitim okulda olur , evde olamaz. Eğitim sistematik sürekliliktir , bölünemez , oylaşılamaz. Hangi millet olduğu da anlaşılamayan "millet istedi " denemez . Kaldı ki insanlığın bugünkü ulaştığı eşitlik , hukuk kabulleri düzeyinde hiçbir güç sınırsız ve mutlak değildir. Millet istedi diye müslüman mollardan oluşacak yönetici sınıf yetiştirmek yolu kabul edilir mi ? İlköğretim ikinci yarısında Kuran -ı Kerim derslerinin koyulması nasıl ve neden mümkündür ? Her şeyde liiberallik savunulurken "Din eğitimi" hangi nedenlerle liberalleşemiyor ? Özel finansman alanına birakılmıyor ? Neden illada devlet eliyle olacak ?
Daha da önemlisi , ilk dört yıldan sonra eğitime devamın açık öğretim biçiminde tercihe bırakılmasında rejimin dinci , devletin buyurgan hüviyete bürünmesinin kolaylaşması hedefini görmüyormusunuz ?
Ve enbüyük ihalelerin kaynağı haline gelen Millieğitimde 4+4+4 yasaının içinde TBMM ye sunulan yasada ; yeniden hazırlanacak müfredat ve ders kitaplarının ve dağıtılacak bilgisayar tabletlerinin ihalesinin " Kamu İhale Yasası " dışına çıkarılacağını biliyormusunuz ? İhaleyi , istedikleri kimseye verebileceklerini ve hukuken ve ahlaken özel ve tüzel kişilerin hesap soramayacak olmasının gözden kaçması , tartışmaya hiçbir biçimde alınmaması manidar değil mi ? Devlet eliyle bir yılda milyarderler üretmek öyküsünde , milyonlarca çocuğun "..alet.." edilmesi yok mu ?
Hilmi Ziya Ülken diyor ki ; " insanlık tarihi , eğer insanlık tarihi ise o herşeyden önce eğitim tarihi demektir.."
leyla erdem yiğit 24 / mart /2012
Dip not (1) Eleştirel Pedagoji dergisi 2012 / ocak - şubat
20 şubat günü AKP İstanbul il gençlik kolları kongresinde N. Fazıl Kısakürek'ten bir alıntı okundu ve dindar gençlik istendi. Ardından dindar gençlikte aranan formasyon sıralandı. " Dininin , dilinin , beyninin , ilminin , ırkının, ırzının , evinin , kininin , kalbinin davacısı olmalıydı.
Bu sözler tartışılırken AKP merkezinde hazırlanan kesintili eğitim yasa tasarısı 4+4+4 meclise getirildi. Tasarı kesintili eğitimi 4+4 olarak ikiye bölüyordu. Tasarının , ikinci dört yılda imamhatip liselerine ilköğretim düzeyinde hazırlık olullarının açılmasına olanak sağlamak üzere hazırlandiği hemen anlaşıldı. (1)
Muhalefetin ve eğitbilim çevrelerinin güçlü bir tepki vermemesini çok anlamlı bulmuyormusunuz ?
Eğitim doğal varlığımızı insan yapan değerlerin kazanılma sürecidir. Bunun için insanlık 12 bin senedir mücadele etti. Tam bilimsel eğitim sisteminin ancak laik eğitim sisteminde olacağı görüldü.
Peki laiklik nedir ? Laikliğin gerçek tanımı din ve dünya işlerini birbirinden ayırmaktır. Bilimsel ve insancıl eğitim olan laik eğitim ancak demokratik , hakça bir düzende mümkün olacaktır. Herkes kendi inanç gereklerini kendisi özel yaşamında yeterince yerine getirmesini sağlayan devlettir ama , devlet inanç veya inançsızlıklara yandaş , düzenleyici veya müdahaleci olamaz. Doğru ve gerçek olan bu tanıma karşın laikliği " din ve devlet işlerinin ayrılması "olarak tanımlayanların amacı gizliden gizliye topluma " siz dindarlaşın , devlet laik olur insan laik olmaz " iletisini vermek oldu. Oysa dinci'leşen bir toplum dindar nesil isteyecekti. Bu gün açıklanan bilgilere göre 4+4+4 sitemine yüzde elli oranında destek verilmesi bundandır. Bu destek anlamlımıdır ?
Bilimin ve gerçeğin karşı durduğu değişimler için hiçbir desteğin yada karşı duruşun anlamı yoktur. Yarınları belirleyecek büyük değişimler oylanamaz ve red- kabul terazisinde düşünülemez. Bu ancak geneli kapsamayan " hoş geçinmek , kahraman olmak " ve bilime dudak kıvırmak olur. Herhalde demokratik ve aydınlık ülkelerde ki yöneticiler eğitim müfredatına fizik yasalarını koyalım mı diye oylaşma aramaz. Çocukların bilişsel , devinimsel , duyuşsal gelişim yasaları da yöneticiler yada birileri istedi diye değişmez. Ancak ; amacınız dinci molla bir kesim yaratmayı ve bu kesimin egemen olacağı bir gelecek düşünüyor iseniz hiçbir bilimsel gelişim yasaları elbette sizi ilgilendirmeyecektir. Kaldı ki eğitim okulda olur , evde olamaz. Eğitim sistematik sürekliliktir , bölünemez , oylaşılamaz. Hangi millet olduğu da anlaşılamayan "millet istedi " denemez . Kaldı ki insanlığın bugünkü ulaştığı eşitlik , hukuk kabulleri düzeyinde hiçbir güç sınırsız ve mutlak değildir. Millet istedi diye müslüman mollardan oluşacak yönetici sınıf yetiştirmek yolu kabul edilir mi ? İlköğretim ikinci yarısında Kuran -ı Kerim derslerinin koyulması nasıl ve neden mümkündür ? Her şeyde liiberallik savunulurken "Din eğitimi" hangi nedenlerle liberalleşemiyor ? Özel finansman alanına birakılmıyor ? Neden illada devlet eliyle olacak ?
Daha da önemlisi , ilk dört yıldan sonra eğitime devamın açık öğretim biçiminde tercihe bırakılmasında rejimin dinci , devletin buyurgan hüviyete bürünmesinin kolaylaşması hedefini görmüyormusunuz ?
Ve enbüyük ihalelerin kaynağı haline gelen Millieğitimde 4+4+4 yasaının içinde TBMM ye sunulan yasada ; yeniden hazırlanacak müfredat ve ders kitaplarının ve dağıtılacak bilgisayar tabletlerinin ihalesinin " Kamu İhale Yasası " dışına çıkarılacağını biliyormusunuz ? İhaleyi , istedikleri kimseye verebileceklerini ve hukuken ve ahlaken özel ve tüzel kişilerin hesap soramayacak olmasının gözden kaçması , tartışmaya hiçbir biçimde alınmaması manidar değil mi ? Devlet eliyle bir yılda milyarderler üretmek öyküsünde , milyonlarca çocuğun "..alet.." edilmesi yok mu ?
Hilmi Ziya Ülken diyor ki ; " insanlık tarihi , eğer insanlık tarihi ise o herşeyden önce eğitim tarihi demektir.."
leyla erdem yiğit 24 / mart /2012
Dip not (1) Eleştirel Pedagoji dergisi 2012 / ocak - şubat
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
