Sayfalar

7.08.2013

AŞK , İNSAN VE SEÇİMLER ,
Değerli Okurlar ,
            Aşağıda,  son genel seçimler gününden önce yazdığm yazıda  bu günün  Gezi Parkı soylu direncinin  saklı izlerini okuyacaksınız.



AŞK, İNSAN VE SEÇİMLER / Yazan: leyla erdem yiğit /11 nisan 2011





AŞK, İNSAN VE SEÇİMLER ,

Yazan : leyla erdem yiğit - nisan 2011





                 Sevgili  genç erkek , genç kadınlar ;  bu gün ben hiçbirşey yapmadan dinlenmeyi  yeğliyecektim.. Ama bu düşüncemi erteledim...Kişisel hayatımda   özseverlik ve "ben"  davranışımın sıfır olmasının gereği vazgeçtim. . Belki de yarın  bu kadar dingin zamanı bulamam Sizinle birlikte düşünmeyi yeğledim. 
                  AŞK  ve insan  ilişkisi  birincil ilişkilerimizdendir. Büyük çoğunluk aşk ' larımızın bizi kuşatan  tüm koşulların ve gereksinimlerin  belirlediğini  belki de hiç düşünmemiştir .  Aşk 'larımızı   psikososyal,  sosyodeğerler , ekopolitik ve zihinsel üretimin belirlediğini kabul etmek için hayatınızda her tür veri vardır. Annesinin memesini emerken  apartman penceresinden  yalnızca  taş duvarları izleyen   ve annesinin acılı yüzünü  gören  bebe  ile  babasını  iki eliyle başını kavrayıp   düşünürken merak eden  o çocuk   ve  umarsızlıktan  birbirine  şiddet kullanan ebeveyinlerin  çocukları  erişkin olduğunda  içgörü  ve duygu arılığı içinde  aşk  ve sevgi üretmeye yetkin  olmayacaktır.
Haksızlığa uğramış memurun , "allah" yolunda  siyasileştirilmiş bir toplumun    bencil duyguları , KOŞULLANMIŞ   algısı   aşık olmak için ölçüler üretecektir. Kendini  zararlı denetime alacaktır.
AŞK markalanacak , erdemleri ve doğallığı  eskimiş   ve bozuk algılanacaktır.
Bozuk ve  markalı algılanan herşey  yarışmak zorundadır.  Yarışmak için ortak alan   piyasadır. Piyasalaşan herşey   metalaşmadan kurtulabilir  mi ?  Kurtulamaz .
 DUYGULARI , SEZİLERİ  PİYASA DEĞERLERİNE VE  DOGMA  ALGILARA   GÖRE  AYARLANAN  BİR TOPLUMUN GENÇLERİ  aşk ve sadakat yaşayabilir mi  ?   Bu gün bu gerçeğin acıları  çekiliyor... Bu acıyı  çok yakından biliyorum. Sessiz tanığıyım.
                 Genbilim gerçeklerine   ve fizyolojiye  göre  ;  doğal genetik  durumla dış dünyanın  savaştırıldığı bir toplumun aşkları bozuk şerbete benzer. Sizi  gönenç içinde  bulunduramayan  , işsiz bırakan   ve  ürettirmeyen   okonomipolitika    aşklarınıza saldırıyor demektir. 
Genç üniversiteli ,  "hiç paramız olmadı , annem gündelik hizmet işçisiydi. Kız arkadaşımı bir kafeye götürünce ödeme yapacak durumda hiç olmadım....." diyordu. Bu gencin  yakınmasında  hiç mi siyasilerin ,  vurguncuların  payı yok..? 
Yapılan araştırmalarda  evliliklerin ilk on ,  onbeş  yılı  geçim derdi , yerleşmek ve borç ödemekle  ; diğer on yılı  çocukların okulları ile  , diğer onbeş yılı da  kendilerini ve eşlerini  tanımakla geçiyor. AŞK'A VAKİT YOK..! Aşk ve evlilik eşitlik ve bağımsızlık , dürüstlük ve erdemlilik içermesi  gerekirken yalnızca "üremek"ve itaat  algısı ile  tanımlanarak  ; sevglilerde , evlilerde sorunlarının kişisel ve toplumsal   içiçeliğinin   farkında olmadan  ömürlerini tüketmektedirler.
               Bunları  " siyasetle uğraşmıyorum" diyen genç erkekler ve genç kadınlar için yazmak ve paylaşmak istedim.  Oysa,  hangi düşün dünyasından olursa olsun ; 12 Haziran  genel seçimlerinde  hayatımızla ilgili herşeyi oylayacağımızı  bilmek zorundayız.
Aşk , sevgi ve insanın gerçek  özü ile oluşması  adalet  ve  geniş anlamda  güven duygusunun  , hak edilmiş  fırsatların , gelecek güvencesinin , üretim yapabildiğiniz  yaşamın  olması ile doğru orantılıdır.  Şiddetin , korkunun , her çeşit müdahalenin  , gelecek kaygısının ,  "ne olacağım"  sorusu  yanıtının  belirsiz olduğu  hayat  içinde sevi , tutku ve vicdan olmaz.
 YGS DE OLDUĞU GİBİ  cinsiyete göre ayrılmış sınav salonlarının ve büyük hırsızlıkların  yapıldığı bir düzende  aşk , sevgi , ahlak ve vicdan gibi değerlerin  sağlıklı oluşması imkansızdır.
              AŞK , SEVGİ NİN  kabul edildiği ama,   hiçlik ve değersizlik duygusunun baskın olmadığı , güvenilir ve kurumsallaşmış eşitliğin ve özgürlüğün  hayat ve algılarımızda  yer bulduğu  bir düzende  mümkündür.  
               Bu nedenle  "ben oy vermeyeceğim diyen , muhafazakarım diyen genç erkek ve genç kadınlar "  bu kararlarından kendi çıkarları için vazgeçmelidirler. 
 Ömürlerine sevinç , üretim , saygınlık  , aşk ve tutku ile  anlam yüklemelerini arzu ediyorlarsa 12 HAZİRANDA(2011) EN KÖTÜYÜ  ELEMEK    VE  iş başından uzaklaştırmak  zorundadırlar..  çağdaş , aydınlık bir geleceği  inşa edebileceklere  OY vermelidirler.
Bunun ölçüsü ve yolu  şimdiye dek yaşadıkları  heşeyi  bir daha  süzerek , durum  incelemesinde  bilgiye ve nesnel gerçekliğe    bakarak karar vermektir.  Gazetelerden  paralı kalemlerin , siyasi erkin  adamlarının  çala , kalem dedikoduları ile  bilgilenmek değildir. Bunun yolu hayatınızdan öğrenmektir.
 Belgeleri ve kanıtları hayatınızda var , oraya bakınız. AŞK , TALİH  VE SABIR diliyorum. 
 leyla erdem yiğit