Değerli Okurlar ,
Aşağıda, son genel seçimler gününden önce yazdığm yazıda bu günün Gezi Parkı soylu direncinin saklı izlerini okuyacaksınız.
AŞK, İNSAN VE SEÇİMLER ,
Yazan : leyla erdem yiğit - nisan 2011
Sevgili genç erkek , genç kadınlar ; bu gün ben hiçbirşey yapmadan dinlenmeyi yeğliyecektim.. Ama bu düşüncemi erteledim...Kişisel hayatımda özseverlik ve "ben" davranışımın sıfır olmasının gereği vazgeçtim. . Belki de yarın bu kadar dingin zamanı bulamam Sizinle birlikte düşünmeyi yeğledim.
AŞK ve insan ilişkisi birincil ilişkilerimizdendir. Büyük çoğunluk aşk ' larımızın bizi kuşatan tüm koşulların ve gereksinimlerin belirlediğini belki de hiç düşünmemiştir . Aşk 'larımızı psikososyal, sosyodeğerler , ekopolitik ve zihinsel üretimin belirlediğini kabul etmek için hayatınızda her tür veri vardır. Annesinin memesini emerken apartman penceresinden yalnızca taş duvarları izleyen ve annesinin acılı yüzünü gören bebe ile babasını iki eliyle başını kavrayıp düşünürken merak eden o çocuk ve umarsızlıktan birbirine şiddet kullanan ebeveyinlerin çocukları erişkin olduğunda içgörü ve duygu arılığı içinde aşk ve sevgi üretmeye yetkin olmayacaktır.
Haksızlığa uğramış memurun , "allah" yolunda siyasileştirilmiş bir toplumun bencil duyguları , KOŞULLANMIŞ algısı aşık olmak için ölçüler üretecektir. Kendini zararlı denetime alacaktır.
AŞK markalanacak , erdemleri ve doğallığı eskimiş ve bozuk algılanacaktır.
Bozuk ve markalı algılanan herşey yarışmak zorundadır. Yarışmak için ortak alan piyasadır. Piyasalaşan herşey metalaşmadan kurtulabilir mi ? Kurtulamaz .
DUYGULARI , SEZİLERİ PİYASA DEĞERLERİNE VE DOGMA ALGILARA GÖRE AYARLANAN BİR TOPLUMUN GENÇLERİ aşk ve sadakat yaşayabilir mi ? Bu gün bu gerçeğin acıları çekiliyor... Bu acıyı çok yakından biliyorum. Sessiz tanığıyım.
Genbilim gerçeklerine ve fizyolojiye göre ; doğal genetik durumla dış dünyanın savaştırıldığı bir toplumun aşkları bozuk şerbete benzer. Sizi gönenç içinde bulunduramayan , işsiz bırakan ve ürettirmeyen okonomipolitika aşklarınıza saldırıyor demektir.
Genç üniversiteli , "hiç paramız olmadı , annem gündelik hizmet işçisiydi. Kız arkadaşımı bir kafeye götürünce ödeme yapacak durumda hiç olmadım....." diyordu. Bu gencin yakınmasında hiç mi siyasilerin , vurguncuların payı yok..?
Yapılan araştırmalarda evliliklerin ilk on , onbeş yılı geçim derdi , yerleşmek ve borç ödemekle ; diğer on yılı çocukların okulları ile , diğer onbeş yılı da kendilerini ve eşlerini tanımakla geçiyor. AŞK'A VAKİT YOK..! Aşk ve evlilik eşitlik ve bağımsızlık , dürüstlük ve erdemlilik içermesi gerekirken yalnızca "üremek"ve itaat algısı ile tanımlanarak ; sevglilerde , evlilerde sorunlarının kişisel ve toplumsal içiçeliğinin farkında olmadan ömürlerini tüketmektedirler.
Bunları " siyasetle uğraşmıyorum" diyen genç erkekler ve genç kadınlar için yazmak ve paylaşmak istedim. Oysa, hangi düşün dünyasından olursa olsun ; 12 Haziran genel seçimlerinde hayatımızla ilgili herşeyi oylayacağımızı bilmek zorundayız.
Aşk , sevgi ve insanın gerçek özü ile oluşması adalet ve geniş anlamda güven duygusunun , hak edilmiş fırsatların , gelecek güvencesinin , üretim yapabildiğiniz yaşamın olması ile doğru orantılıdır. Şiddetin , korkunun , her çeşit müdahalenin , gelecek kaygısının , "ne olacağım" sorusu yanıtının belirsiz olduğu hayat içinde sevi , tutku ve vicdan olmaz.
YGS DE OLDUĞU GİBİ cinsiyete göre ayrılmış sınav salonlarının ve büyük hırsızlıkların yapıldığı bir düzende aşk , sevgi , ahlak ve vicdan gibi değerlerin sağlıklı oluşması imkansızdır.
AŞK , SEVGİ NİN kabul edildiği ama, hiçlik ve değersizlik duygusunun baskın olmadığı , güvenilir ve kurumsallaşmış eşitliğin ve özgürlüğün hayat ve algılarımızda yer bulduğu bir düzende mümkündür.
Bu nedenle "ben oy vermeyeceğim diyen , muhafazakarım diyen genç erkek ve genç kadınlar " bu kararlarından kendi çıkarları için vazgeçmelidirler.
Ömürlerine sevinç , üretim , saygınlık , aşk ve tutku ile anlam yüklemelerini arzu ediyorlarsa 12 HAZİRANDA(2011) EN KÖTÜYÜ ELEMEK VE iş başından uzaklaştırmak zorundadırlar.. çağdaş , aydınlık bir geleceği inşa edebileceklere OY vermelidirler.
Bunun ölçüsü ve yolu şimdiye dek yaşadıkları heşeyi bir daha süzerek , durum incelemesinde bilgiye ve nesnel gerçekliğe bakarak karar vermektir. Gazetelerden paralı kalemlerin , siyasi erkin adamlarının çala , kalem dedikoduları ile bilgilenmek değildir. Bunun yolu hayatınızdan öğrenmektir.
Belgeleri ve kanıtları hayatınızda var , oraya bakınız. AŞK , TALİH VE SABIR diliyorum.
leyla erdem yiğit

