Sayfalar

3.30.2012


YAŞLI  KADIN ,

                  Yaşlı kadının  eve geldiği  uzun vakit  olmuş olacak , penceresinde   Ege  körfezinin  sularından   yansıyan  şehrin   şavkı    vardı..!  Gece , seher vaktine  ulaştı  ulaşacaktı. Saatin  her gong vuruşunda  ; eskiyen zamanın  izleri  yüzünde  yerleşiyordu..  Ömrüne  yüklenen  herşeyi   kerat cetvelinden geçirirken  o,   gündüz  işlerinin  sonuçlarına  da  bakar ,  yarın için ne kadar gücü olduğunu sorgulardı. Gene öyle yaptı.. 
                  Çağın  dijital mektup türü  bilgisayar  sitesinde  çirkin yaşlandığını  yazmışlar  , tükürmüşler , ırak olsun demişlerdi . Algı bozukluğu olduğu kararı ile   çirkin  dijital kadın resmide eklemişlerdi.
                 - Haklımıydılar ?
                  Altmış yaşına yaklaşıyordu.   Saate göz attı ..Zaman eskimeye devam ediyordu.  .  Aynasına baktı , çirkin olduğuna ilişkin   delilleri   buldu.
                   Haklıydılar.
                   Saat  gongunu  vuracak , biraz daha deliller  kuvvetlenecekti..!
                   Aynasının gümüş rengi kaç yaşındaydı , unutmuştu..!  Ama  yazdığı  yazılarını hiç unutmamıştı.  Yeniden göz attı.     Sözcüklerin  gücünde  ışıktan  yana   yazıların   gelecekte ki vaktine saat gongunun  şimdi  vurması  olanaksızdı.  
                 Gülümsedi ...
                 Yeniden aynasına baktı...!  Ne kadar gençti !
                 Fırça kusurlarının büyük tabloda  hemen görüldüğü gibi  , şehrin büyük tablosunda kaybolanların   sıkıntılarını  yersiz de bulamadı. Bu sıkıntıların arkasını algılayan   yaşlının  tetiklediği öfkeyi   insani  buldu.
                 S. Freud : " id" in olduğu yerde mutlaka ego vardır "demiyormu ?  
                 Yaşlı  kadın  , çayından bir yudum  alıp  körfezin sularına baktı. İçi üşüdü...!
.                Doğanın  ürünü insani  yeşilin   boza , toprağın   zıkkıma , derelerin  çöle  dönüştürülmesi   gibi    "şimdilik" bozulacaktı   bozdular.
                 İhtiyar aklı  , genç bedeni  kalmıştı  insanın . Bir de sevgisiz yüreği..! 
                 İçinin   üşümesi  suların ışıkları ile buluşunca   gökkuşağına dönüştü. Tanrı ile kurulan   bu ışık  tayfından yay köprü mitolojik olsa da , hissederken gerçeği kadar  Tanrısaldı. Yüreğinde yer alanlardan birinin tükürenlerden biri olması   sevgiden anahtarını kırmış  , herşey kapanmıştı.
                 Hayattı  yaşlı kadın ,  huzur yaz'ına  muhtaçtı  şimdi. Seher vakti  uykuya  yattı. Güzelliği   tükürenlerde kalmıştı.
               Aklın şiiri  olan  bilim   , yüreğin  bilimi  olan şiiri  yazabildiği süre   güzelliği üretebilirdi  insan . Üşüyerek uyudu  yaşlı kadın..! 

lleyla erdem yiğit 
30 mart 2012