Sayfalar

6.18.2012

YURTTAŞ SORUYOR,
          Başka çare yok . 
          Gazeteciler  sormuyor, para kazanmak  ve şöhret derdindeler ? 
          Soru soran gazetecilerin başına gelenleri gördükçe korkuya sığınıp, güya çaresiz olduklarını   ima ediyorlar. 
          Allı , şanlı, varsıl ve cakalı TV  lerde  genç kadın  ya da erkek  olmaktan başka hiç bir özellik taşımayan sunucu ve program yapımcıları  edalı   bakışlarla , bazen de  " yalaka" bakışlarla  yandan , arkadan sözüm ona soru soruyorlar. Hiçbir şeyi net anlamıyoruz. Aksine  her tartışmadan siyasi erk'in iyi olduğu düşündürülüyor .Büyük oyun kartlarının  nasıl karıldığını, Türkiye'nin nereye gittiği hiç anlaşılamıyor. İyisi mi yurttaş olarak doğrudan sormak.
          1- Günlerce konuşulan , yazılan   verilen  şu söz  doğrumudur ?  
           Mit- PKK  Oslo görüşmelerinde siyasi erk'in   "PKK ile çarpışan  güvenlik görevlilerini cezalandıracak" sözü verildi mi ? Nasıl ve neden verildi ? 
           Bir kaç yıl önce Leyla Zana'nın;  "Türk askerinin kanı derya gibi akmadıkça bu iş  bitmez.." sözünün ne demek olduğu hiç soruldu mu ? Tartışıldı mı ? 
           Aynı Leyla Zana'nın şimdi; " bağımsız devlet  kurmaktan vazgeçtik" söylemini  kendisi mi dış desteklerden birisi mi ,başkası mı söyletiyor ? 
           Gerçekten güneydoğulu , kendisine  "kürt" diyen yurttaşlar  ayrılıkçılığı  destekliyor mu ? Onlar'a kimler neleri , nasıl anlatıyor? 
           Geçmişte ve şimdi bizim gibi sade ve T.C yurttaşları  arasında ne farklar var ve vardı? 
          Kaç işadamları , toprak ağaları, kaç varsıl aileleri , kaç tane  gelmiş geçmiş milletvekillerine karşılık , "kürt" oldukları için  olamamış insanları var ? Kaç tane aynı suçtan yargılanmış ve cezaları kürt diye fazla, az veya haksız verilmiş "kürt" ve Türk suçluları var ? 
            Kaç  Türk kadın siyasetçilerine karşılık, kaç  "kürt"  kadın  siyasetçileri var  ?  Kaç doktor, avukat , öğretmenlerine ,  illah.... karşılık ,  Türk olduğu için  korunmuş ve bundan ötürü  elde edemedikleri  meslek  mağdurları   var mı ? Bu tür ve benzeri   mahrumiyetin    olduğunu  nüfus sayısına  göre  bilen var mı ? 
            Bunlar gerçekten  "kürt" oldukları için , "kürt" dilinde   eğitim göremedikleri için eziliyorlar mı ?  
            Ezilmek sınıfsal mı , yoksa etnik mi olur ? Sınıfsal ise, bağımsızlık  veya  özerklik istemek ne oluyor ? Yok etnik ise, "kürt"  olduğu için ezilenler nerede ? 
            Bu  etnik bir isyan mı , yoksa demokratik hakların ve hukuğun  egemen olmadığını  anlatmak mı ? İsyan değil diğeri ise, askere düşmanlık  beslemek mümkün mü ?   Ve  PKK nın  silahlı mücadelesi  olur mu ? Biz diğer yurttaşlar da demokratik olmayan herşeyden  yakınmıyormuyuz, hukuk'un olmayışından yakınmıyormuyuz ? Mesele bunlar mı , yoksa Anadolu  toprak parçasını bölmek ve Irak 'ın kuzeyi ile birleşmek mi?         
         Varsayın ki  (hayal edelim)batı bölgelerinde ki tüm (insanlar la) yurttaşlar la ,  güneydoğu bölgesinde ki tüm yurttaşlar yer değiştirdik . Malımızı , mülkümüzü , YAŞAM TARZIMIZI DA değiştirdik. Mesele biter mi ? 
         (Bu kez bizim için az çocukları var , ya da dinsiz diye bir bahane üretirler , bölünmeyi dayatırlar, çünkü meselenin amacı  ne kendine "kürt" diyenlerin mutluluğu dur , ne de  (Türkiye Cumhuriyetini kuran herkese Türk denir " hukuksal deyimin gereği)  Türk'lerin mutluluğudur. Başka bir anlatımla demokrasi  talebi ya da "demokratikleşmek"  değildir..Bu  sorun sadece  T.C ni  sömürge düzeyinde tutmak  isteyen uluslararası  güçlerin;   birlikte  bin yıllardır  kokusuna vurgun olduğumuz  topraklarımızı ve insan kalplerimizi ayırmak oyunudur.
         Renklerimizi ,
         acılarımızı,
         türkülerimizi,  
         ağıtlarımızı, 
         sevinçlerimizi ve insan ortaklığımızın büyüttüğü tüm değerlerimizi    bölmek oyunudur. 
Bu büyük oyuna gelenleri  ve  siyasi çıkar sağlayanları iyi tanıyormusunuz ? 
         Dünyada hangi ülke etnik-ırkçı  isyancıları  "masada , akil adamlar  marifeti ile "  ikna etti  ve isyanın  gidişini  çözdü ve durdurdu ? 
         Kendisine  "kürt" diyen  yurttaşlarımızı temsil ettiğini söyleyen  BDP nin  neden ; hiçbir  biçimde   siyasileşmiş  yargıdan  , özelleştirmek  facialarından , YÖK  ucubesinden , bilim ve fende geriliğimizden , Töre cinayetlerinden , din  tacirliğinden, hayvancılığımızın mahvından , tarımın yıkımından ve işsizlikten yakınmıyor da  "ana dilde eğitim isteğini ve özerkliği  dayatıyor ? 
          Biz  Anadolu  insanlığı;tarihin  hiçbir döneminde aptal olmadık . Bundan sonra da aptal olmayacağımızı başta siyasi erk , uluslar arası yetkeler  ve siyasi erki  kurtarmaya çalışan K.Kılıçdaroğlu biliyorlar mı ? 
          Ayrıca , K.Kılıçdaroğlu "öcalan'a  istenen ev hapsi için " dört siyasi partinin  onayı olursa; "başımız üzerine , evet" diyor ya , kendisine yurttaş olarak soruyorum;  
         SN.K.Kılıçdaroğlu,  genel başkanı  olduğunuz  partinizin bir düşüncesi , ideolojisi yok mu ?  Partinize özgü söyleyecek bir şeyiniz  yokmu ?  Siz, siyasi uydumusunuz ? 
        Size; CHP gibi bir partinin onurlu ve vatansever  geçmişini , büyük Atatürk'ün  laik , bilimsel ve akıl mirasının  en önemli siyasi örgütü olan CHP'yi    paryalaştırmak  hakkını kim verdi? Sizin buna gücünüzün yetmeyeceğini  kimse söylemedi mi ?
        Başka alanlar da  , genel sorularla devam edelim. 
        4+4+4 eğitim yasasında  seçmeli ders olarak  neden hak ve özgürlükler  alanı içeren, "hukuk okur, yazarlığı" başlığı  altında bir  ders te konulmadı ? Hani din ve  inanç özgürlüğü korunuyor ya , hak ve hukuk kavramı çok mu kötü de korunmuyor ? 
         Laik devlet kendi eliyle , İmam ve hatip  yetiştirir mi ,  seçmeli de olsa din ve değerler dersi verir mi ? Yoksa bunu özel teşebbüse mi bırakır ? 
         Bu iktidar ve devlet bu ülkenin % 98 çoğunluğun  müslüman olduğunu nereden biliyor ? Bunun ciddi kanıtı var mı ? Bu ülkede başka din'lerden insanlar veya inançsız olanlar olamaz mı ? 
         TÜBA'ya bilim adamını  atamak yerine bilim adamlarının  kendi aralarında saptayacakları  ölçüler  çerçevesinde  seçmek  neden benimsenmiyor ? Bilim alanı işlerinde bilim  insanı olmayan siyasi yetkeler daha mı akıllı  oluyor?
          Ülkemiz de yargı siyasallaşmamış ise ve "ileri demokrasi" varsa neden adalet bakanı siyasi bir kişilik ve  adalet kurumlarının başı ve yetkeni ?
          Ülkemiz de  Silivri , Ergenekon, Hasdal  ve benzerleri davalar  siyasi davalar değilse,  neden "özel yetkili mahkemeler" de görülüyor ?  Bu mahkemeler  TV den  apaçık yayınlanarak  halkın dinlemesi sağlanmıyor.  Bunun aleniyet  ilkesinin gereği olacağı unutuluyor.   istenmiyor ?Eğer , orada ki tutuklular  suçlu iseler  halkın bunları tanımasında  nasıl bir sakınca vardır ?  Aksine; TV lerden yayınlanacak , halka açık yapılan mahkemeler ile  toplumsal vicdanın  geliştirilmesini  sağladığınızda,   gelecekte ya da bu gün olabilecek   bu tür suçların  zemini zayıflamaz mı ? Tutuklanan asker, gazeteci, aydın, düşünür, akademisyen , bilim adamı SUÇLU İSELER   "ileri demokrasi" gereği halkın duruşmaları TV den izleyerek   bu   suçları kavraması  neden  istenmiyor ?
           On yıllarca hastasının doktorunu öldürdüğü görülmeyen bu toplumda özellikle son on yıldır birdenbire   hasta ya da hasta sahiplerince doktorlara karşı  uygulanan şiddet ve öldürmelere  hangi durumlar   neden oluyor. Bu halk eskiden deli değildi de, şimdi mi deli oldu ?
          Getirilen sağlık sisteminin  ve doktoru değersizleştirme  algısının hiç mi suçu yok ? 
           Bu ülkede maliye politikalarının  halk için politika olduğunu söyleyebilirmiyiz ? 
           Bu politikalar yurttaştan dolaylı olarak kaç kalemden vergi alıyor ? 
           Elektirik , su, haberleşme ve sağlık gibi  insanın  temel ihtiyaçlarında kaç ayrı vergi alıyor ?  Bu adalet mi ? 
          Benzinde vergi alıyor , ayrıca ulaşım için bindiğiniz aracın biletlerinden de ikinci   vergiyi sizden alıyor . Her taraf ve hayat  ticari  hile ve vergi dolmuşu değil mi  ?
           Bir tek mutlu emekli ve çalışan varmı dır ?
            Bu ülkede  işsiz ve gizli işsiz  sayısı nedir bilen var mı ? 
            Kadınların bedenine ilişkin "kürtaj/sezeryan"  gibi düzenlemeleri  gümbür, gümbür söyleyenler ,  kadınların miras hukukundan yararlanıp yararlanmadığını  hiç dile getirmiyorlar  , neden ? 
         Kadınlar mirasını alabiliyor mu ?
         Kadınlar eşit ücret alabiliyor mu ?
         Kadınların  öğrenim düzeyi nedir ?
         Bilen var mı ?
         Kadınların ne kadarının  kendi  sosyal güvencesi var ? 
        Araştırmalar  günde beş kadının  öldürüldüğünü  kaydediyor  , bunun üzerine giden mekanizmaları  hiç duydunuz mu ? 
         Şimdilik  sorular bu kadar. Her pazartesi "Yurttaş Soruyor"  köşesinden,  yurttaş sormaya devam edecek ?
leyla erdem yiğit 
2012 /19 haziran