SEVGİ , AŞK VE LAİK'LİK ,
Doğa ; başta insan olmak üzere bütün canlılarda üremeyi biyolojik işlevli beyin köken öyküsü yaptı.. Sonrası yüzyıllar boyunca canlının , başka deyişle doğal varlığın üremek temel güdüsüne zihinsel gizil gücünü ekleyerek , yaşama SEVGİ VE AŞK kavramını armağan etti... Armağanın kabul etmeyi sadece insan başardı.. Bu armağanın üreteni de tüketeni de insan oldu .. Bu diyalektik kural , insanın İLK VAROLUŞUNDAN BU YANA temel ortaklıK OLARAK süre geliyor.
Hayvanlar ın dünyasında henüz böyle bir şey yok.
İnsandan başka , hiçbir canlıda üremenin temel tekniğine ve korumak içgüdüsüne DAYALI OLAN estetik , sanatsal ve ruhsal serüven eklenemedi.. Eklenmesini istesekte , ekleyecek güç gene evrimin kendisi olacak. Bu da insan ömrünün sınırları içine sığmıyor. Bilimin geleceğinde ki sayfalarda yer alabilecek başka bir konu .
Sevgi ve aşk öncesi ve sonrası , insanın durumu nedir ? Bilim bu sorulara yanıt aramayıa devam ediyor. Bilime göre canlı , sevgiyi ve aşk'ı üretmek ihtiyacı hissettiğinde doğal varlığına değerler yüklüyor. Diğer deyişle insanlaşmakla eşgüdümlü yaşanıyor bu süreç..
Kızıl kıyamet kavga da bundan sonra başlıyor. Bir yanda bilimin yalnızca olgulara dayanan nesnel verileri , diğer yanda buna karşı duran ; dinlerin , ırkların , erklerin toplumsal biçimlenme talepleri VE ÜRETTİĞİ AŞK , SEVGİ VE TUTKU anlamı !
Bilim ; günümüzde sevgi ve aşkın insanda ne ve nasil olduğunu bilim disiplinlerinin ortak alanından nesnel çıkarımlarla duraksamadan yanıtlamayı sürdürürken ; buna karşı duran ; yönetim güçlerinin ve dinsel , ırksal , KÖKTEN dinci milliyetçilik talepleri olan çevrelerin yanıtları keskin , dayatmacı , koşullanmış , öfkeli , hatta vicdansız oluyor.. İNANÇ AĞIRLIKLI AŞK VE SEVGİ MİTLERİ üretmenin doğru olduğu fikri ve tavrı algılatmak yöntemi ile insan kitlelerini sarmalıyor. Bunlar olurken ; bilimin kendi karakteri gereği amaçlamadığı siyaset , ticaret ve popülizm araya giriyor ve bilime karşı SİYASETİ KULLANARAK TİCARETİ VE İNSAN ALGISINDA ÇIKARCILIĞI her şeyin üstüne çıkarıyor , benimsiyor. O kadar benimsiyor ki tarihin her devresinde yönetmek ve egemenlik kavgasını duraksamadan veriyor. Ve bakın neler yapabiliyor.
İnsandan insana , İNSANLAŞAN sevgi ve aşk yerine , inançla biat aşkı ,
Değerlerin bireyselliği yerine sürüleşmek aşkı..
Aklın ve duygunun buluştuğu aşk yerine , paranın ucunda salınan aşkı ,
İNANCİN kendi içinde yer bulması yerine , efendileşmesini savunmak aşkı ,
Yurt , barınak , üretmek aşkı yerine etnik duygu aşkı ,
Erdemle aşk yerine , kötülüğe neden üreten aşkı ,
Akıl aşkı yerine inanç aşkı ,
Doğaya sevgi yerine doğayı perişan etmek aşkı .
Bilimin nesnelliğine karşı , algıların aldatıcı kolaylığında büyük olmak aşkı ,
Tanıdıkça büyüyen yerine , tanıdıkça küçülen insan olmak aşkı ,
Her tür şiddet ile övünmek aşkı ,
Gençlerin aşk ve sevgi dünyalarını kurgu ve gerçeklik arasında , arafta algılamalarına topluca kayıtsızlık aşkı ..
Öğütleme aşka aşık olma hali ...!
DUYARLILIK YERİNE YABANCILAŞMAK AŞKI ,
Kendinizi denetlemeyi . diğer deyişle otokontrölünüzü en iyi sağlayan açıklığa ve dengeye aşık olmak yerine TAM tersi işlev gören GİZLİLİĞE tutunmak aşkı,
AHLAKTA EŞİTLİK YERİNE AHLAKSIZLIKTA EŞİTLİK AŞKI ,
VİCDANLA HAKLI olmak YERİNE , VİCDANSIZLIKLA HAKLI olmak AŞKI GİBİ ... SAYISIZ ZITLIKLARI EGEMEN KILABİLİYOR , GEÇERLEYEBİLİYOR.
Bu durumun karşısında bilim ve sanat dünyasından ; eğitbilim , tıp ve diğer bilim dallarının yetkin müdahalesi araya girse de taraftarı az , işlevi etkisiz kalıyor. Bilimin zaaf taşıyan insan unsurlarını da kullanmayı başaran karşı duruşun yönetim erkleri gazap üzümlerinden insanları GÜÇ yapıyor.
Bu DURUM karşısında tarihin vicdanından ve aklından üretilen Laiklik bilimin son bulduğu çare oldu ? Laikliğin , bilimin anahtarı olduğu kötü , çileli ve uzun tecrübelerden sonra dünyanın büyük çoğunluğunca kabul edildi..
Laik toplum , laik yönetimlerde ki sevgi ve aşk aynımıdır sizce ?
Bilim ; akıl için makine gibi , bigisayar gibi değil anlamla çalışır diyor. . BEYİNİN ürettiğini ANLAMLANDIRAN ve yön veren akıldır diyor. Diğer deyişle akıl , beynin ANLAM YÜKLÜ varoluşundan başka bir şey değildir.
İNANÇLARIN , IRKLARIN , gelenek ve baskın algının ANLAMLANDIRDIĞI AŞK , SEVGİ VE TUTKU İLE LAİKLİĞİN , başka deyişle bilimin ANLAMLANDIRACAĞI aşk , sevgi ve tutku arasında FARK yokmudur ? FARK olmazmı , olmayacak mı ?
Bilim , yani laik toplum bilgisi kadın ve erkekte aşkın , sevginin nörobiyolojisinde seçiçilik ve fizyolojik temelin aynılığını vurgulamaktadır.... Ancak ; İŞLEVSEL FARKLILIĞı İŞARETLEYEREK sanat , estetik ve eğitimbilim yolu ile , insanı İNSANLAŞTIRAN anlam ve eşitlik yüklerken ; inançlar ( dinler ) gelenekler , etnik kökenler ve illah... benzeri alanlar ayrıştırarak anlam yüklemektedir. . Bilim ve karşı duruşun alanları , ikiside ; sevgiyi ve aşkı doğanın , insanın yaşam pınarı olarak görmektedir .
Hangisi insancadır ? Hangisi sevgilerinize , aşklarınıza , tutkularınıza daha çok uygun olacaktır. ? Hangisinde özgürlük vardır.. ? Hangisinde sizin iradeniz olur ?
14 şubat sevgililer gününüz kutlu olsun... Aşk , talih ve sevinç getirsin.
leyla erdem yiğit
14 şubat 2012
