Sayfalar

5.24.2012


  • ORTAÇAĞ  SIKINTISI , 
  •              Genç adam  bir süredir sessiz  oturuyordu. Doğruldu kalktı , küçük kızının  uykuda ki  masumiyetini  çok güzel buldu . Hayat canlanınca çizgiler neden sertleşiyor diye düşündü . Sevginin  uzun    yolunda    benzersiz    çiçeklerdir çocuklar  , iyi ki  çocuklarım var  dedi kendine.  Gün başladı ümidim  bir gün daha yaşlandı diye de hayıflanırken  kapısı çalındı , koştu açtı  ! 
  • --------- Günaydın  
  • --------- Günaydın  Hüsna Hanım  
  • Beklettim kusura kalma dedi Hüsna  ve aceleyle sordu . 
  • Eleyna  bugün de  "..anemi istiyorum  der ve gene ağlarsa  ne diyeceğim" 
  • ----------Her zaman olduğu gibi  gerçeği  ve bekleyeceğimizi  söyleyeceksin. Ben de  her gün  yaptığım  gibi  üç kez   telefon     konuşmasını yineleyeceğim  , akşama  erkenden   geleceğim. 
  • ----------  Allah'ın belaları , ne istiyorlar  kadıncağızdan , suç atıyorlar .. ! Bir yıl oldu  tutuklanalı " suçun kanıtı  " bulunmaz mı ? Bir tek  ........ belediyesinde mi  yolsuzluk olmuş , kendi belediyelerinde  bir şey olmuyor mu ? Allahın belaları ....kör olun  e mi  !
  •             Genç adam  körfezin  seher vaktinden parça parça  kalan    kırmızı  sulara  acıdan yorulmuş gözlerle baktı !   
  •             Ayrıldı evden .    Orta Doğu Teknik Üniversitesinde    son yaz   Eylül ayında yeşeren   aşk  evliliğinin anılarını  anımsadı . Sanki  çocuklarının   annesi olan  tutuklu  kadının   " sevgilim  " diyen  sesini duyuyordu.. Yürüdü  gitti ..!  
  •             Çalışma ofisinin kapısına geldiğinde   adalet hangi çağda  kayıptı  , hukuk hangi çağda  öldürülmüştü ... Ve insan hangi çağda  insanlığını  devredebilmişti . İnsan  vicdanı  kitlesel  suçlu  üretmeyi   nasıl ve neden   kabul edebiliyordu ?  sorularına yanıt arıyordu. Yaygın  ve arsız acılarının büyüdüğünü hissetti ! 
  • Sevgili okur ,
  •            Yukarıda ki  kısacık öykü  gerçek    hayattan bir yudumdur . Ne düşüneceğinizi bilemem.  Ancak  ne olduğunun bulgularını  apaçık  anlamanız  mümkündür.  
  •            Batılı toplumlarda  ;   1720 yıllarında başlayan   aklın ışığına  yolculuk ,   1789 yılına  gelindiğinde   maddi güce dönüşmüştü . Batılı  halk uzun  ve gazaplı  mücadele      ile  hükmeden   ortaçağı  bütün  sonuçları  ile   yıktı.   Anlamını  yok etti  ve   bu günkü  aklına erişti .  Batıda ,   Ortaçağ  Engizisyon  mahkemeleri   " kendi ışığımızı  üretmeliyiz "diyen  ve bu gün kimsenin  itiraz edemediği  dünya  gezegeninin bilimsel  gerçeğini  insanlığa kazandıran Galilio Galile'yi  öldürdü. Aynı  batıda ki  ortaçağ ,  Sokrat'ı   ve   "Enel -Hak ... Tanrı benim.."  diyen Hallacı Mansur'u  yok etti. 
  •            Tam da bu sıralarda  bizde ;  bir deha ışığı  insan  çıktı ..!  Mevzilerini ve kudretini  aydınlanma sürecinde  kaybeden  batılı  ticaret ve yönetim sınıfının  saldırısı ile karşılaşan Anadolu halkı ;    bu deha'nın  önderliğinde  işgallere son verdi ve  aydınlanmış  batının  toplumsal ve siyasal yapılanmasını kurdu. 
  •             Bu deha  M. Kemal Atatürk idi.   Batılı toplumların  yaklaşık yüzyıl süren aydınlanma mücadelesi  ile kazandıklarını    M.Kemal Atatürk  bize ; 10 yılda kazandırdı ve  kurumlaştırdı. Orta çağın  insan aklını öteleyen din ve hurafeye dayanan  yönetim ve eğitim  yapılanmasına son verdi.   O zamanlar  dünyanın  sosyal devrimler çağında   olması Atatürk'ün ve insanlığın  belki de  büyük  yardımcısı  oldu.   Ancak;  bugünden  daha kolay   değildi .     Atatürk'ün  aklı  utku kazandı  !   Kazanmasına  kazandı  ama , onun   yokluğundan   sonra gelen  tüm hükümetler aydınlanmanın  bir süreç olduğunu  yadsıdılar.  Kurum ve kuruluşları   bu sürecin ilke ve  hukuk düzenlemeleri içinde   ve  bağımsızlık korunarak  olacağını  öngöremediler. Entellektüel  insanları  ,  her  meslekte tam aydın  çoğunluğu   varetmenin   ,  sanat ta   gelişmenin  ve gerçek sanatçının  yetiştirilmesinin  bir toplumun  erşkinliğe ulaşmak  demek olduğunu    asla  düşünmediler.  Düşünmüş olsalar da  kabul etmediler.      Bu zayıf  halka  etkinleşti ,  büyüdü . Atatürk'ün  Üstten   yaktığı   aydınlanmacı  ışık  ,  beslenen  ve yeşeren  gerici  yığınlar  tarafından söndürülmeye  başlandı. Bu eğilimi keşfeden ve kullanan   dünya çıkar  ticareti    gericiliğin   güçlenmesini  sağladı. Bu gün bu eyilim  yönetimde dir. Kravatlı ORTAÇAĞI   yaşıyoruz. Bunlara  "aydın" diyorlar .  Anlamayalım , yutalım diye . 
  •             Aydınımız  az sayıdadır . Entellektüellerimiz   sayılamayacak    kadar  belirsizdir ve  bilim adamlarımız sessizdir  !  Konuşanlar  olursa ;  onları  kasalarında ki paraları saklar gibi saklıyorlar yada  değersizleştiriyorlar.  
  •             Aşağıda ,   batılı  toplumların aydınlanma  sürecinde   ışıkları yakmış ve yaktırmış  ,  İtalyan  Leonardo  Da Vinci  gibi isimlerin ve benzerlerinin  dışında  olan  düşünür ve bilim adamı , sanatçı ve yazar  olan  bir kısım isimleri okuyorsunuz.    Biz de  ne kadar  var ?  Var mı ? Var olanlar da hürriyetlerinden yoksun .. . Yada  Fazıl Say'a  yapıldığı gibi memleketten  gitmek zorunda bırakılıyor. Veya  abluka edilmiş  medya  ilgilenmiyor.  
  •           Sıkıntı  ortaçağ sıkıntısıdır. Kavga  içeride ; ortaçağ ile    aklın ışığı  arasındadır . Dışarıda  ise ortaçağı kullananlar ile  buna karşı olanlar arasındadır.  Bölücülük ve ölümler bu kavganın oyunlarıdır.    
  •            Dünya da hiçbir halk   ışıkları  görmeden karanlıkta koşmaz , koşmadı !
  • leyla erdem yiğit   24 mayıs 2012 
  •    
  • George Berkeley
  • Claude Adrien Helvétius
  • Jean le Rond d'Alembert
  • David Hume
  • René Descartes
  • Denis Diderot
  • Etienne Bonno de Condillac
  • Francis Bacon
  • Galileo
  • Gotthold Ephraim Lessing
  • Gottfried Leibniz
  • Immanuel Kant
  • Jean-Jacques Rousseau
  • John Locke
  • Julian Offray de Lamettrie
  • Kopernik
  • Laplace
  • Lois Rene de Caradeux de la Chalotais
  • Montesquieu
  • Newton
  • Spinoza
  • Thomas Hobbes
  • Voltaire
  •