- ORTAÇAĞ SIKINTISI ,
- Genç adam bir süredir sessiz oturuyordu. Doğruldu kalktı , küçük kızının uykuda ki masumiyetini çok güzel buldu . Hayat canlanınca çizgiler neden sertleşiyor diye düşündü . Sevginin uzun yolunda benzersiz çiçeklerdir çocuklar , iyi ki çocuklarım var dedi kendine. Gün başladı ümidim bir gün daha yaşlandı diye de hayıflanırken kapısı çalındı , koştu açtı !
- --------- Günaydın
- --------- Günaydın Hüsna Hanım
- Beklettim kusura kalma dedi Hüsna ve aceleyle sordu .
- Eleyna bugün de "..anemi istiyorum der ve gene ağlarsa ne diyeceğim"
- ----------Her zaman olduğu gibi gerçeği ve bekleyeceğimizi söyleyeceksin. Ben de her gün yaptığım gibi üç kez telefon konuşmasını yineleyeceğim , akşama erkenden geleceğim.
- ---------- Allah'ın belaları , ne istiyorlar kadıncağızdan , suç atıyorlar .. ! Bir yıl oldu tutuklanalı " suçun kanıtı " bulunmaz mı ? Bir tek ........ belediyesinde mi yolsuzluk olmuş , kendi belediyelerinde bir şey olmuyor mu ? Allahın belaları ....kör olun e mi !
- Genç adam körfezin seher vaktinden parça parça kalan kırmızı sulara acıdan yorulmuş gözlerle baktı !
- Ayrıldı evden . Orta Doğu Teknik Üniversitesinde son yaz Eylül ayında yeşeren aşk evliliğinin anılarını anımsadı . Sanki çocuklarının annesi olan tutuklu kadının " sevgilim " diyen sesini duyuyordu.. Yürüdü gitti ..!
- Çalışma ofisinin kapısına geldiğinde adalet hangi çağda kayıptı , hukuk hangi çağda öldürülmüştü ... Ve insan hangi çağda insanlığını devredebilmişti . İnsan vicdanı kitlesel suçlu üretmeyi nasıl ve neden kabul edebiliyordu ? sorularına yanıt arıyordu. Yaygın ve arsız acılarının büyüdüğünü hissetti !
- Sevgili okur ,
- Yukarıda ki kısacık öykü gerçek hayattan bir yudumdur . Ne düşüneceğinizi bilemem. Ancak ne olduğunun bulgularını apaçık anlamanız mümkündür.
- Batılı toplumlarda ; 1720 yıllarında başlayan aklın ışığına yolculuk , 1789 yılına gelindiğinde maddi güce dönüşmüştü . Batılı halk uzun ve gazaplı mücadele ile hükmeden ortaçağı bütün sonuçları ile yıktı. Anlamını yok etti ve bu günkü aklına erişti . Batıda , Ortaçağ Engizisyon mahkemeleri " kendi ışığımızı üretmeliyiz "diyen ve bu gün kimsenin itiraz edemediği dünya gezegeninin bilimsel gerçeğini insanlığa kazandıran Galilio Galile'yi öldürdü. Aynı batıda ki ortaçağ , Sokrat'ı ve "Enel -Hak ... Tanrı benim.." diyen Hallacı Mansur'u yok etti.
- Tam da bu sıralarda bizde ; bir deha ışığı insan çıktı ..! Mevzilerini ve kudretini aydınlanma sürecinde kaybeden batılı ticaret ve yönetim sınıfının saldırısı ile karşılaşan Anadolu halkı ; bu deha'nın önderliğinde işgallere son verdi ve aydınlanmış batının toplumsal ve siyasal yapılanmasını kurdu.
- Bu deha M. Kemal Atatürk idi. Batılı toplumların yaklaşık yüzyıl süren aydınlanma mücadelesi ile kazandıklarını M.Kemal Atatürk bize ; 10 yılda kazandırdı ve kurumlaştırdı. Orta çağın insan aklını öteleyen din ve hurafeye dayanan yönetim ve eğitim yapılanmasına son verdi. O zamanlar dünyanın sosyal devrimler çağında olması Atatürk'ün ve insanlığın belki de büyük yardımcısı oldu. Ancak; bugünden daha kolay değildi . Atatürk'ün aklı utku kazandı ! Kazanmasına kazandı ama , onun yokluğundan sonra gelen tüm hükümetler aydınlanmanın bir süreç olduğunu yadsıdılar. Kurum ve kuruluşları bu sürecin ilke ve hukuk düzenlemeleri içinde ve bağımsızlık korunarak olacağını öngöremediler. Entellektüel insanları , her meslekte tam aydın çoğunluğu varetmenin , sanat ta gelişmenin ve gerçek sanatçının yetiştirilmesinin bir toplumun erşkinliğe ulaşmak demek olduğunu asla düşünmediler. Düşünmüş olsalar da kabul etmediler. Bu zayıf halka etkinleşti , büyüdü . Atatürk'ün Üstten yaktığı aydınlanmacı ışık , beslenen ve yeşeren gerici yığınlar tarafından söndürülmeye başlandı. Bu eğilimi keşfeden ve kullanan dünya çıkar ticareti gericiliğin güçlenmesini sağladı. Bu gün bu eyilim yönetimde dir. Kravatlı ORTAÇAĞI yaşıyoruz. Bunlara "aydın" diyorlar . Anlamayalım , yutalım diye .
- Aydınımız az sayıdadır . Entellektüellerimiz sayılamayacak kadar belirsizdir ve bilim adamlarımız sessizdir ! Konuşanlar olursa ; onları kasalarında ki paraları saklar gibi saklıyorlar yada değersizleştiriyorlar.
- Aşağıda , batılı toplumların aydınlanma sürecinde ışıkları yakmış ve yaktırmış , İtalyan Leonardo Da Vinci gibi isimlerin ve benzerlerinin dışında olan düşünür ve bilim adamı , sanatçı ve yazar olan bir kısım isimleri okuyorsunuz. Biz de ne kadar var ? Var mı ? Var olanlar da hürriyetlerinden yoksun .. . Yada Fazıl Say'a yapıldığı gibi memleketten gitmek zorunda bırakılıyor. Veya abluka edilmiş medya ilgilenmiyor.
- Sıkıntı ortaçağ sıkıntısıdır. Kavga içeride ; ortaçağ ile aklın ışığı arasındadır . Dışarıda ise ortaçağı kullananlar ile buna karşı olanlar arasındadır. Bölücülük ve ölümler bu kavganın oyunlarıdır.
- Dünya da hiçbir halk ışıkları görmeden karanlıkta koşmaz , koşmadı !
- leyla erdem yiğit 24 mayıs 2012
- George Berkeley
- Claude Adrien Helvétius
- Jean le Rond d'Alembert
- David Hume
- René Descartes
- Denis Diderot
- Etienne Bonno de Condillac
- Francis Bacon
- Galileo
- Gotthold Ephraim Lessing
- Gottfried Leibniz
- Immanuel Kant
- Jean-Jacques Rousseau
- John Locke
- Julian Offray de Lamettrie
- Kopernik
- Laplace
- Lois Rene de Caradeux de la Chalotais
- Montesquieu
- Newton
- Spinoza
- Thomas Hobbes
- Voltaire
Güneşi yeyüzüne indirenler gerçek sanatçılar bilim ve insan zekasıdır . Ahlak ve erdem bunların ürünüdür. Değerli Fazıl Say'a yapılanları ve gitmek zorunda bırakılmasını , yalnızlığını ayıplıyorum. Uygarlığın ve insanlığın geleceğinde siz olmayacaksınız !!Fazıl Say olacaktır ! Kötüleri iyiler yapan bir dünya insanlığın , sanatın ve bilimin eseridir. leyla erdem yiğit 2012 / nisan 22
5.24.2012
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
