| S | |
27 MART DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜNDE , Sahnelerden ışıyan insanlık bilincinin mimarı , gerçeğin ve yanılsamaların akıl ve duygu ile buluşmasının büyük sanatı tiyatromuzun ve dünya tiyatrolarının önünde saygı ile eğiliyor , ayakta alkışlıyor ve selamlıyorum. leyla erdem yiğit /27 mart / 2012 GENE 27 MART , HEM DE TİYATRODAN KORKANLARA ! Yüzyıllar boyu, dünyanın neredeyse her yanında hiç sönmeden yanan kutsal meşaleyi, “tiyatro ateşi”ni bu yıl da yakıyoruz. Yirmi birinci yüzyılın on ikinci yılında tiyatroyu bir kez daha övünerek, sevinerek, alkışlayarak kutlarken; insanlığı ölüm kalım davasıyla burun buruna getiren savaşları, ekonomik krizleri, sonsuz acıları ve vahşeti de göz ardı etmiyoruz. Doğrudur, olumsuzlukları aklımızdan çıkarmıyoruz, ama diğer taraftan da mutluluktan uçuyoruz. Çünkü bu olumsuz koşullar içinde dahi: “Daha iyi bir dünya kurmaya mecburuz” diye düşünebiliyor, yurttaş olmanın toplumda yaşamak değil, toplumu değiştirmek, geliştirmek olduğuna inanıyor, inancımızı sürekli olarak tazeleyebiliyoruz. Örneğin, siyasi iktidarın ve de medyadaki yandaşlarının ülkemizde sahne sanatlarının karşısında durmasına, engeller koymalarına şiddetle karşı çıkıyoruz. Kültür varlıklarımıza “mal” mantığıyla bakanların, kamu hizmeti veren kültür kurumlarımızı yıkmak, yok etmek için kafa yoranların karşısına dikiliyoruz. Yeri geldiğinde sinema, televizyon ve kültür-sanat alerjili “sayısal medya”nın gün geçtikçe daha da gelişmesinden yakınıyoruz, ama korkmuyoruz. Bizler, sahnelerimizde uçuşan repliklere, perdelerle oynaşan müziğe, uçuşan balerinlere/baletlere, salonların dört bir köşesinde çınlayan seslere gönül vermişiz bir kere! Gerisine aldırmıyoruz. “Teknoloji, tiyatroyu sıradan bir gösteriye dönüştürmek hevesinde” diyorlar, omuz silkiyoruz. Tiyatroyla hareketleniyor, aydınlanıyor, endişeleniyor, rahatsız oluyor, ruhlarımızı yüceltiyor, “can” buluyor, vücudumuza kan pompalıyoruz. Tiyatro ve tiyatromuz, toplumla paylaşılan bir sohbet ortamı oluşturmayı ele güne karşı “hâlâ” inatla sürdürmekte. Boşluğa, gölgelere ve suskunluğa tiyatroyla karşı çıkıyoruz. Her gün küllerinden yeniden doğan tiyatroya her gün sil baştan hayran oluyoruz. Tiyatro, kendi kaderinden sorumlu insanoğluna inancın gösterisini sunuyor. Tiyatroya yürekten inanıyoruz. TİYATRO ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU | |
Güneşi yeyüzüne indirenler gerçek sanatçılar bilim ve insan zekasıdır . Ahlak ve erdem bunların ürünüdür. Değerli Fazıl Say'a yapılanları ve gitmek zorunda bırakılmasını , yalnızlığını ayıplıyorum. Uygarlığın ve insanlığın geleceğinde siz olmayacaksınız !!Fazıl Say olacaktır ! Kötüleri iyiler yapan bir dünya insanlığın , sanatın ve bilimin eseridir. leyla erdem yiğit 2012 / nisan 22
3.26.2012
Kaydol:
Yorumlar (Atom)