Sayfalar

6.02.2012

KADIN DÜNYANIN ZENCİSİ Mİ ? 
ORTA DOĞU'DA DAHA ÇOK ZENCİ Mİ ?
            Kadının Bedenine  ilişkin her tür kararda başkaları  söz sahibidir. 
            Din 'lerin  kadınların  saçını başını örtmeyi emrettiğini söylüyorlar.    Cinsiyet ayrımcılığı yoluyla " insan haklarını" kökten tanımıyorlar. 
            Ülkemiz de yüksek öğrenim gören kadın oranı  % 2  dir.
            Her yıl  şiddet gören kadın sayısı hızla yükselmektedir. 
            Tecavüze uğrayan kadın sayısı olağanüstü fazladır. 
            Kürtaj isteyen kadın için kürtaj yasaklanmaktadır. 
            Tecavüze uğrayan kadın gebe kalırsa  kürtaj yaptıramayacak. 
            Kadınlar  zenci mi ? İkinci sınıf olmaktan  usandılar !
            Sağlık Bakanımız " tecavüzden " olmuş  çocuğun kirli   görülemeyeceğini" ,  kadının  doğurması gerektiğini  söylemiş , dolaylı yoldan tecavüz eden adamı aklamıştır. Tecavüzcüler  "mukaddes bir iş" yaptıkları iletisi alarak  kendileri ile övünebileceklerdir.   Sayın bakan   toplumun neye karşı geldiğini  karıştırmaktadır.  Sanki tecavüzden doğan çocuklar  var , belli ve biz onları  aşağılıyoruz gibi . 
            Ankara belediye başkanı , kürtaj isteyen kadın  karnında ki çocuktan ne istiyor , öldürecekse "kendini öldürsün " diyerek kimsenin yapamayacağı  zeka ışıltısı  bir öneri getirmiştir. Kendini öldüren kadının cenini nasıl yaşayacak  belli değildir ? Herhalde doğurduktan sonra  " kendini öldürebilir " demek istemektedir. Bu öneri daha büyük zeka pırıltısıdır. Annesiz çocuk ne de iyi büyür değil mi ? 
            Başka bir "aydın"  erkek   ;  "doğacak çocuk rızıkını da getirir"  diyerek yoksulluğa ve fakirliğe çare getirmiştir. 
            Köle kadar sadık olmayan , eşitlik talep eden  kadın  " başkaldıran asi"  kabul edilmektedir. 
            Gerçekliği  önceleyen kadına "erkek"  gibi yaftası vurularak  cinsiyeti sapkınlaştırılarak  aşağılanmaktadır. 
            Cinsiyetlere "Rol" biçilerek ,   hizmet  eksenli rolde daha çok görevlendirilmektedir. 
            Erkek aldatır  ve  kuma ya da  metres getirirse  öldürülemez , " hiçte namussuz olmaz",  kadın  maazallah birine suiniyetsiz   , hoşlanmış gibi  bakmış olsa bile  cezalandırılır. Cinsellik  alanında görülebilecek herhangi bir  insani kusurunda veya hatasında, yada  sadakatsizliği  halinde , dedikodu (söylenti)  yolu ile de sadakatsiz   anılan kadın   rejm edilebilir , dövülür , öldürülebilir, bıçaklanır , işkence görebilir.  
           Özellikle müslüman  ve laik  olmayan ülkelerde kadın  miras alamamaktadır. Bizde çağdaş hukuk gereği , kadının  eşit miras hakkı olduğu halde  mirasını eşitlik temelinde alan  binde 0,5  tir. 
            Biliyor muydunuz , hayvanlarda  çeşit çeşittir cinsellik.  Doğanın gereği  salt üremek  olan  " çiftleşmeye" hedeflidir. Örneğin , bir erkek aslanın karşısında   en az  ikiden fazla , üç/dört/beş dişi aslan sırasını bekler. Eğer , başka bir erkek aslan  işe karışır ya da yaklaşır gibi olursa  dölleyecek olan erkek aslan tarafından fena halde bertaraf edilir. 
          Tek aslan tarafından döllenen dişi aslanlar iş bitince apayrı yollardan birbirinden uzaklaşır. Erkek  kıvrıla , kıvrıla , kükreyerek ayrılır.
          Dünyanın dört buçuk milyar yıllık varoluşu süresinde  " analık hukuku" nun yazılışından beri  kadın başka , başka tanımlanmıştır.  Başka başka yönlere evrilmiştir.    Kadın;  çok kocalı ana kraliçe  iken  ticaretin  ve paranın keşfedilmesinden sonra  durum erkeklerin çok eşliliği  doğrultusunda değişmiştir.  20 bin yıl kadar önce yer  dinlerinin gelmesi  ve ticaret hayatının derinleşmesi ile kadın bu günkü tanımlamalara ve sosyal algısına  ulaşmıştır. Günümüzde  uygarlığa  evrimin en belirgin  işareti ; cinsiyetler  arası  eşitlik derecesinde , diğer deyişle kadın erkek  ilişkisinde  aranmakta  , bu ilişkiden uygarlık endazesi  saptanmaktadır. Batılı değerlerin de en başat ölçümlenmesi bu alandır. 
            Hayvanların uygarlaşmak ve evrimleşmek  , şu ya da bu biçimde evrilmek gibi bir dertleri yoktur. Hiç olmamıştır. 4,5 milyar sene aynı biçimde ve aynı nitelikte yaşamaktadırlar. Ne para basarlar ne banka işletirler. Ne kitap yazarlar ne de kitap basarlar. Ne tekerlekten  uçağa  araç yaparlar , ne de yatak odası mobilyası alırlar. Ne üniversite açarlar , ne de üniversite okurlar. Ne din için savaşırlar  , ne din'leri vardır. Ne savaşsız bir orman isterler ,  ne de gerektiğinde  savaşa karşı olurlar. Ne ordular kurarlar , ne de gerektiğinde ordu gibi hucum  etmekten  çekinirler. Ne moda   tasarımı yaparlar  , ne de moda düşünürler. Ne hapishaneler açarlar , ne de yargılarlar. Ne hukuk üretirler .. ne de yargıç yetiştirirler. Ne de  çağdaş hukukun üstünlüğüne dayanan toplum örgüsü isterler.. İki yol vardır . Ya yaşamak , ya ölmek ! İki yoldan ölmek aynı zamanda  cezadır.  , Yaşamak  ise  yemek , dışkılama , üremek ve uyumaktır. Bir milyar yıl sonra ne olur , bilemiyorum. Yer kabuğunda büyük değişimlerden,  jeolojik başkalaşımlardan sonra bile , büyük çoğunluğu   bugün ne ise bir milyar sene sonra da  o olacak  herhalde ! 
            Ya insan  aynı mı olacak ? 
             Bu gün hayvan gibi değilsek  bir milyar yıl sonra da  hayvan gibi olmayacağız  , bu günden de çok başka olacak insan...Ancak,  bu gün gibi  bir milyar yıl sonra da bugünde kalanlar olacak elbet.  Bu gün de dünde kalmış,  bilinçaltı  kodlamaların dışına çıkamamış, aşkın olamamış , "id" inin, diğer  anlatımla  doğasının   üstüne çıkamamış, süperegosu  yüksek olmayan  ve  insan varlığına değerler yükleyememiş  erkekli dünya kadını zencileştiriyor.     Hayatı paylaşırken de  ruhu ve  beyni  ile  dikleşen ve sertleşen,  insanlaşamayan  erkekler,  ya da  erk  olmuş  topluluklar  dünyayı  yönetmemelidir.   Erkeğin,  kadınla  üremek  veya  "ben doyumu" gereği  kurduğu,  diğer deyişle  hayvani  temelli  "ben, id" iktidarlığı   orada  kalmalıdır.  Hayatı paylaşırken   insanlaşmalıdır. İnsanlaşmaya ihtiyaç duyacak kadar değer yüklenmiş olmalıdır.  Kadın kendi bedeni üzerinden yürütülen esareti kırmalıdır. Aynen zencilerin eşitlik mücadelesi gibi. 
           Döllenen dişi aslan gibi  döllenen kadının   mutlaka doğurması mı gerekiyor ? 
leyla erdem yiğit 
3  haziran 2012