Sayfalar

11.10.2012



ATATÜRK , KAVRAMLAR VE   YETKİLENDİRİLMİŞ İNSANLAR !
       İnsandaki  ortak duygu ve davranışların  varlığını ileri sürerek  insanlığın büyük önderleri ile  kendisini yada kendilerinin   "biat"  ettiği  parti , dernek gibi kurumların  genel başkanlarını  M.K. Atatük ile eşit değerde görmek ve bunu  yaymaya çalışmak  kişisel aymazlığın  en katmerlisidir ! Ve ayıptır ! 
       Nedeni şudur ; 
       Hırs insanda ortak duygudur. Ancak  kalıcı değerler üretiyor ve bırakıyorsa  o hırs  olumlu ve istenilir hırs türüdür. Bunun  da ancak dünya çapında ki akademik ve sosyal  önderlerde  bulunduğu  doğrudur. ... Atatürk'te   bu tür  hırs vardı !  Bu gün kimi  büyük yetkiler taşıyanlarda  olduğu  gibi hayatlarımızı  abluka eden,  siyah güç  içeren  ve  yarınlara  hiçbir değer bırakmayacak olan HIRS UYGULAMALARININ  ;   kalıcı değer üreten , bundan ötürü de  asil bir duygu olan ATATÜRK HIRSI   ile hiçbir  benzerliği  yoktur !   
       İkincisi Entellektüel olabilmek duygusudur..  Seçkin entellektüel olabilmek için  merak duygusunun  baskın olması  şarttır .Ayrıca   araştırmalardan  elde edilen  çıkarımları anlamak ve bilgi sahibi olmaktır. 
Atatürk en  büyük  entellektüeldir..  İlk yurttaşlık kitabının ve  liselerde  okutulacak  geometri kitabının yazarıdır. Her konuda genel olan tanımlama  ve  sözleri vardır.Yemek sofraları   bu derinliğinin not edildiği  yerlerdi. Bu nedenle Atatürk'ün yemek sofrasında bulunmak tarihi  onur  olmuştur.   Binlerce kitap okumuştur..! 
       Ve Atatürk  deha bir askerdir ! 
       Atatürk  karakteri yüksek ,  vicdanı beyaz , aklı  çok , zekası deha olan  , belki bin  yıllarda gelebilecek , çağları etkileyen   bir önderdir ve aklın mirasçısıdır ! 
ATATÜRK  İNSAN AKLININ VE YÜKSEK VİCDANININ  SANAT ŞAHASERİDİR..! Bu neden ile bugün olduğu gibi yarın da olacaktır.  AMA ,  bu gün Atatürk'e  EŞDEĞER  ANLATILAN  İNSANLARIN   yarın da olması için nedenleri yoktur ! 
       Muhafazakar  çevrelerin  okumuş   yandaşlarının    ve  cemaatlerin  çeşitli sözcülerinin     bugünkü siyasi parti genel  başkanlarını   Atatürk ile  eş değerde tutan  söylemlerine   ve   siyasi erk'in başı olan yetkililerin Atatürk düzeyinde tanıtılmasına  asla izin vermeyiniz.
 Bu ayıptır !  
        Atatürk'ü  saygı ile andığımız  10 kasım  günü  bugün ;onyedi  (17) şehidimiz daha var !!  Ulusumuzun acı içinde ki aklının ortasına  ve yüreğine  direnç , anlamak , beraberlik  sabır ve utku diliyorum.  

10.28.2012

CUMHURİYET  İNSANLIĞI , 

          İnsanlığın  geçmişinde   bazı aklıevvellerin  söylediği ve    inandırmaya çalıştığı gibi  kolaylık , bilgisizlik ve  cehaletin  zaferleri yoktur. Tam aksine çile , acı ve işkence vardır ! Bazan bu  katmer , katmer  önünüze düşer ! Bu gün olduğu gibi ! Cumhuriyetin insanlığı  tutsak  oldu , erdemi  ihanete uğradı  ! Yarınlarda  çocuklarının çekeceği sıkıntı , eza ve araplaşmış Türkiye'nin   cefasını   bugünün  rahatlığına  feda eden  "umut kaynağı , gözbebeği " kurumlar  bile ; iktidar sahiplerinin her tür  isteğine  teslim olmaktadır. Hem de mevcut  Anayasanın açık hükümlerini  İHLAL EDEREK !  Ne hazin bir şey bu ! 

           Selam duran  makam ve ikbal sahipleri ,
           Selam duran , "biat" eden yüksek bürokratlar ,
            "Ucube" lafının peşine takılıp  sanatı  lağvedenler ,
            Sadece hoşa gitmek için dünya ölçeğinde  sanatçımız Fazıl Say'ı  mahkeme edenler ,
            Orduları tutsak edilmiş , düşünürleri  hapsedilmiş , ayakta  ölüme  durdurulmuş aydın ve  bilim adamlarının   çok sayıya ulaşan manzarası karşısında  susan ve korkan Türkiye'de siz,  "CUMHURİYET makamlarında ki   ikbal sahipleri " sizler ......... direnmeyecek , söz etmeyecek , halkı  doğruya ve erdeme çağırmayacakta  sıradan bizler mi  kurban olacağız ? Sıradan bizler mi Silivri'ye gideceğiz ...? 
          Siz  ;ABD nin , PKK nın , AKP nin  işbirliği  yaparak  ve  Türk halkını  aldatarak  aklını  bozguna uğratıp  ele geçirdiği Türkiye Cumhuriyetinde   Atatürk(kemalist) devrimlerinin  derin  insanlığını   ve laik çağdaş toplumun hukuk ve adalet tutkusunu  istismar ederek Cumhuriyetin tüm kurumlarını  tepe tepe kullananların , babalarının çiftliğini idare eder gibi idare ederek Anayasa  filan tanımayan  siyasi erkin ( iktidarın) "ilelebet payidar" olacağını mı sanıyorsunuz ? Ne yazık size !
        Bütün yalanlar  çok ta uzak olmayan bir gün  bu günün  "utangaç" islamcı  medyasınca da  yazılacak çizilecek ! Yeter ki ABD  AKP den vazgeçsin ! 
        % 50 oy alıyormuş .. Yalan !! Yazılımı  ABD nin elinde ki bilgisayar oyunudur bu ! Seçim  kamuflajdır. Eğer kitlesel  direnç  anlam kazanmazsa bundan sonra ki seçimlerde anlamsız olacaktır.  
          Ama,  "araştırma şirketleri  de  % 50 gösteriyor . Nasıl olur" diyorsanız? Olur .. olur... Herkesi  maaşa bağlarsınız ... yada % 50 çıkaracak soruları  teknik oyunla sorarsınız  , istediğiniz gibi sonuç elde edersiniz . 
        Aksi halde ; PKK güçlendikçe  , şehitlerimiz arttıkça , hayat mutsuzlaştıkça   AKP nin oyu mu artıyor ? 
        AKP nin oyu Türk  ordusunu Silivri'ye  tıkayıp , hayatları zehreyledikçe mi artıyor ? Ve ben bilemiyorum. 
        Hayır , hayır ! 
         Asıl artan, sayıları çoğalan  "biat" içinde ki kurumlardır .. ! Asıl tehlike  " namussuz aydınlardır . Asıl artan ve   tepe tepe çiğnenen Cumhuriyet insanlığıdır . Bu gizil tehlike  içinizi  burkuyor , geleceğin arabistan , afganistan , müslüman kardeşler karanlığını  düşündürüyor mu ? 
         Bayramlarınız aydınlık olsun dileklerimle . 
          
            

6.18.2012

YURTTAŞ SORUYOR,
          Başka çare yok . 
          Gazeteciler  sormuyor, para kazanmak  ve şöhret derdindeler ? 
          Soru soran gazetecilerin başına gelenleri gördükçe korkuya sığınıp, güya çaresiz olduklarını   ima ediyorlar. 
          Allı , şanlı, varsıl ve cakalı TV  lerde  genç kadın  ya da erkek  olmaktan başka hiç bir özellik taşımayan sunucu ve program yapımcıları  edalı   bakışlarla , bazen de  " yalaka" bakışlarla  yandan , arkadan sözüm ona soru soruyorlar. Hiçbir şeyi net anlamıyoruz. Aksine  her tartışmadan siyasi erk'in iyi olduğu düşündürülüyor .Büyük oyun kartlarının  nasıl karıldığını, Türkiye'nin nereye gittiği hiç anlaşılamıyor. İyisi mi yurttaş olarak doğrudan sormak.
          1- Günlerce konuşulan , yazılan   verilen  şu söz  doğrumudur ?  
           Mit- PKK  Oslo görüşmelerinde siyasi erk'in   "PKK ile çarpışan  güvenlik görevlilerini cezalandıracak" sözü verildi mi ? Nasıl ve neden verildi ? 
           Bir kaç yıl önce Leyla Zana'nın;  "Türk askerinin kanı derya gibi akmadıkça bu iş  bitmez.." sözünün ne demek olduğu hiç soruldu mu ? Tartışıldı mı ? 
           Aynı Leyla Zana'nın şimdi; " bağımsız devlet  kurmaktan vazgeçtik" söylemini  kendisi mi dış desteklerden birisi mi ,başkası mı söyletiyor ? 
           Gerçekten güneydoğulu , kendisine  "kürt" diyen yurttaşlar  ayrılıkçılığı  destekliyor mu ? Onlar'a kimler neleri , nasıl anlatıyor? 
           Geçmişte ve şimdi bizim gibi sade ve T.C yurttaşları  arasında ne farklar var ve vardı? 
          Kaç işadamları , toprak ağaları, kaç varsıl aileleri , kaç tane  gelmiş geçmiş milletvekillerine karşılık , "kürt" oldukları için  olamamış insanları var ? Kaç tane aynı suçtan yargılanmış ve cezaları kürt diye fazla, az veya haksız verilmiş "kürt" ve Türk suçluları var ? 
            Kaç  Türk kadın siyasetçilerine karşılık, kaç  "kürt"  kadın  siyasetçileri var  ?  Kaç doktor, avukat , öğretmenlerine ,  illah.... karşılık ,  Türk olduğu için  korunmuş ve bundan ötürü  elde edemedikleri  meslek  mağdurları   var mı ? Bu tür ve benzeri   mahrumiyetin    olduğunu  nüfus sayısına  göre  bilen var mı ? 
            Bunlar gerçekten  "kürt" oldukları için , "kürt" dilinde   eğitim göremedikleri için eziliyorlar mı ?  
            Ezilmek sınıfsal mı , yoksa etnik mi olur ? Sınıfsal ise, bağımsızlık  veya  özerklik istemek ne oluyor ? Yok etnik ise, "kürt"  olduğu için ezilenler nerede ? 
            Bu  etnik bir isyan mı , yoksa demokratik hakların ve hukuğun  egemen olmadığını  anlatmak mı ? İsyan değil diğeri ise, askere düşmanlık  beslemek mümkün mü ?   Ve  PKK nın  silahlı mücadelesi  olur mu ? Biz diğer yurttaşlar da demokratik olmayan herşeyden  yakınmıyormuyuz, hukuk'un olmayışından yakınmıyormuyuz ? Mesele bunlar mı , yoksa Anadolu  toprak parçasını bölmek ve Irak 'ın kuzeyi ile birleşmek mi?         
         Varsayın ki  (hayal edelim)batı bölgelerinde ki tüm (insanlar la) yurttaşlar la ,  güneydoğu bölgesinde ki tüm yurttaşlar yer değiştirdik . Malımızı , mülkümüzü , YAŞAM TARZIMIZI DA değiştirdik. Mesele biter mi ? 
         (Bu kez bizim için az çocukları var , ya da dinsiz diye bir bahane üretirler , bölünmeyi dayatırlar, çünkü meselenin amacı  ne kendine "kürt" diyenlerin mutluluğu dur , ne de  (Türkiye Cumhuriyetini kuran herkese Türk denir " hukuksal deyimin gereği)  Türk'lerin mutluluğudur. Başka bir anlatımla demokrasi  talebi ya da "demokratikleşmek"  değildir..Bu  sorun sadece  T.C ni  sömürge düzeyinde tutmak  isteyen uluslararası  güçlerin;   birlikte  bin yıllardır  kokusuna vurgun olduğumuz  topraklarımızı ve insan kalplerimizi ayırmak oyunudur.
         Renklerimizi ,
         acılarımızı,
         türkülerimizi,  
         ağıtlarımızı, 
         sevinçlerimizi ve insan ortaklığımızın büyüttüğü tüm değerlerimizi    bölmek oyunudur. 
Bu büyük oyuna gelenleri  ve  siyasi çıkar sağlayanları iyi tanıyormusunuz ? 
         Dünyada hangi ülke etnik-ırkçı  isyancıları  "masada , akil adamlar  marifeti ile "  ikna etti  ve isyanın  gidişini  çözdü ve durdurdu ? 
         Kendisine  "kürt" diyen  yurttaşlarımızı temsil ettiğini söyleyen  BDP nin  neden ; hiçbir  biçimde   siyasileşmiş  yargıdan  , özelleştirmek  facialarından , YÖK  ucubesinden , bilim ve fende geriliğimizden , Töre cinayetlerinden , din  tacirliğinden, hayvancılığımızın mahvından , tarımın yıkımından ve işsizlikten yakınmıyor da  "ana dilde eğitim isteğini ve özerkliği  dayatıyor ? 
          Biz  Anadolu  insanlığı;tarihin  hiçbir döneminde aptal olmadık . Bundan sonra da aptal olmayacağımızı başta siyasi erk , uluslar arası yetkeler  ve siyasi erki  kurtarmaya çalışan K.Kılıçdaroğlu biliyorlar mı ? 
          Ayrıca , K.Kılıçdaroğlu "öcalan'a  istenen ev hapsi için " dört siyasi partinin  onayı olursa; "başımız üzerine , evet" diyor ya , kendisine yurttaş olarak soruyorum;  
         SN.K.Kılıçdaroğlu,  genel başkanı  olduğunuz  partinizin bir düşüncesi , ideolojisi yok mu ?  Partinize özgü söyleyecek bir şeyiniz  yokmu ?  Siz, siyasi uydumusunuz ? 
        Size; CHP gibi bir partinin onurlu ve vatansever  geçmişini , büyük Atatürk'ün  laik , bilimsel ve akıl mirasının  en önemli siyasi örgütü olan CHP'yi    paryalaştırmak  hakkını kim verdi? Sizin buna gücünüzün yetmeyeceğini  kimse söylemedi mi ?
        Başka alanlar da  , genel sorularla devam edelim. 
        4+4+4 eğitim yasasında  seçmeli ders olarak  neden hak ve özgürlükler  alanı içeren, "hukuk okur, yazarlığı" başlığı  altında bir  ders te konulmadı ? Hani din ve  inanç özgürlüğü korunuyor ya , hak ve hukuk kavramı çok mu kötü de korunmuyor ? 
         Laik devlet kendi eliyle , İmam ve hatip  yetiştirir mi ,  seçmeli de olsa din ve değerler dersi verir mi ? Yoksa bunu özel teşebbüse mi bırakır ? 
         Bu iktidar ve devlet bu ülkenin % 98 çoğunluğun  müslüman olduğunu nereden biliyor ? Bunun ciddi kanıtı var mı ? Bu ülkede başka din'lerden insanlar veya inançsız olanlar olamaz mı ? 
         TÜBA'ya bilim adamını  atamak yerine bilim adamlarının  kendi aralarında saptayacakları  ölçüler  çerçevesinde  seçmek  neden benimsenmiyor ? Bilim alanı işlerinde bilim  insanı olmayan siyasi yetkeler daha mı akıllı  oluyor?
          Ülkemiz de yargı siyasallaşmamış ise ve "ileri demokrasi" varsa neden adalet bakanı siyasi bir kişilik ve  adalet kurumlarının başı ve yetkeni ?
          Ülkemiz de  Silivri , Ergenekon, Hasdal  ve benzerleri davalar  siyasi davalar değilse,  neden "özel yetkili mahkemeler" de görülüyor ?  Bu mahkemeler  TV den  apaçık yayınlanarak  halkın dinlemesi sağlanmıyor.  Bunun aleniyet  ilkesinin gereği olacağı unutuluyor.   istenmiyor ?Eğer , orada ki tutuklular  suçlu iseler  halkın bunları tanımasında  nasıl bir sakınca vardır ?  Aksine; TV lerden yayınlanacak , halka açık yapılan mahkemeler ile  toplumsal vicdanın  geliştirilmesini  sağladığınızda,   gelecekte ya da bu gün olabilecek   bu tür suçların  zemini zayıflamaz mı ? Tutuklanan asker, gazeteci, aydın, düşünür, akademisyen , bilim adamı SUÇLU İSELER   "ileri demokrasi" gereği halkın duruşmaları TV den izleyerek   bu   suçları kavraması  neden  istenmiyor ?
           On yıllarca hastasının doktorunu öldürdüğü görülmeyen bu toplumda özellikle son on yıldır birdenbire   hasta ya da hasta sahiplerince doktorlara karşı  uygulanan şiddet ve öldürmelere  hangi durumlar   neden oluyor. Bu halk eskiden deli değildi de, şimdi mi deli oldu ?
          Getirilen sağlık sisteminin  ve doktoru değersizleştirme  algısının hiç mi suçu yok ? 
           Bu ülkede maliye politikalarının  halk için politika olduğunu söyleyebilirmiyiz ? 
           Bu politikalar yurttaştan dolaylı olarak kaç kalemden vergi alıyor ? 
           Elektirik , su, haberleşme ve sağlık gibi  insanın  temel ihtiyaçlarında kaç ayrı vergi alıyor ?  Bu adalet mi ? 
          Benzinde vergi alıyor , ayrıca ulaşım için bindiğiniz aracın biletlerinden de ikinci   vergiyi sizden alıyor . Her taraf ve hayat  ticari  hile ve vergi dolmuşu değil mi  ?
           Bir tek mutlu emekli ve çalışan varmı dır ?
            Bu ülkede  işsiz ve gizli işsiz  sayısı nedir bilen var mı ? 
            Kadınların bedenine ilişkin "kürtaj/sezeryan"  gibi düzenlemeleri  gümbür, gümbür söyleyenler ,  kadınların miras hukukundan yararlanıp yararlanmadığını  hiç dile getirmiyorlar  , neden ? 
         Kadınlar mirasını alabiliyor mu ?
         Kadınlar eşit ücret alabiliyor mu ?
         Kadınların  öğrenim düzeyi nedir ?
         Bilen var mı ?
         Kadınların ne kadarının  kendi  sosyal güvencesi var ? 
        Araştırmalar  günde beş kadının  öldürüldüğünü  kaydediyor  , bunun üzerine giden mekanizmaları  hiç duydunuz mu ? 
         Şimdilik  sorular bu kadar. Her pazartesi "Yurttaş Soruyor"  köşesinden,  yurttaş sormaya devam edecek ?
leyla erdem yiğit 
2012 /19 haziran 
           
          
           

6.13.2012


4 / 3.7





ATEİSTLER !




     IIsaac Asimov (1920-1992): Yazar ve biyokimyacı.

     Peter Atkins (1940-):Oxford'ta kimya profesörü.


     Julius Axelrod (1912-2004): Nobel Ödülü sahibi biyokimyacı.


     Patrick Blackett (1897-1974): Nobel Ödülü sahibi fizikçi.


     Subrahmanyan Chandrasekhar (1910-1995): Nobel Ödülü sahibi astrofizikçi.


     Noam Chomsky (1928-): Dilbilimci.


     Francis Crick (1916-2004): DNA moleküllerini bulan kişi.  Nobel Ödülü sahibi moleküler biyolog ve fizikçi.


    Marie Curie (1867-1934): İki Nobel Ödülü sahibi kimyager.


    Richard Dawkins (1941-): Zoolog, biyolog, Oxford'ta profesör.


    Thomas Alva Edison (1847-1931): Mucit.


    Albert Einstein (1879-1955): Nobel Ödülü sahibi fizikçi.


    Richard Feynman (1918-1988): 1965 Nobel Ödülü sahibi fizikçi.


    Sigmund Freud (1856-1939): Psikanalizin kurucusu, psikiyart.


    Erich Fromm (1900-1980): Sosyal psikoloji uzmanı, filozof.


    Vitaly Ginzburg (1916- 2009): 2003 Nobel Ödülü sahibi fizikçi.


    Stephen Hawking: (1942-) Fizikçi ve evren bilimci.


    Sir Julian Huxley (1887-1975): Evrimci biyolog.


    Steve Jones (1944-): Genetik profesörü.


    Harold Kroto (1939-): 1996 Nobel Ödülü sahibi kimyacı.


    Alfred Kinsey (1894-1956): Biyolog, zooloji profesörü.


    Richard Leakey (1944-): Paleontolog, arkeolog ve çevreci.

    John Leslie (1766-1832): Matematikçi ve fizikçi.

    John Maynard Smith (1920-2004): Evrim biyoloğu ve genetikçi.

    Ernst Mayr (1904-2005): Taxonomist, kâşif, bilim tarihçisi, doğacı.

    Peter Medawar (1915-1987): Nobel Ödülü sahibi psikolog.

    Jeff Medkeff (1968-2008): Astronomi bilgini.

    Peter D.  Mitchell (1920-1992): 1978 Nobel Ödülü sahibi biyokimyacı.

    Jacques Monod (1910-1976): 1965 Nobel Ödülü sahibi biyolog.

     Fritz Müller (1821-1897): Evrim teorisyenlerinden, biyolog.

     Hermann Joseph Muller (1890-1967): 1946 Nobel Ödülü sahibi genetikçi.

     Linus Pauling (1901-1994): 1954'te kimya, 1962'de barış olmak üzere iki kez Nobel kazanan kimyacı.

     Ivan Pavlov (1849-1936): Nobel Ödülü sahibi fizyolog, psikolog ve hekim.

     Richard J.  Roberts (1943-): 1993 Nobel Ödülü sahibi biyokimyacı.

     Carl Sagan (1934-1996): Astronomi bilgini.

     Amartya Kumar Sen (1933-): 1998 Nobel Ödülü sahibi ekonomist.

     Michael Smith (1932-2000): 1993 Nobel Ödülü sahibi biyokimyacı.

     Richard Stallman (1953-): Aktivist, hacker, yazılım uzmanı.

     Raymond Tallis (1946-): Filozof.

     Gherman Titov (1935-2000): Dünya yörüngesine çıkan ikinci insan...

     Linus Torvalds (1969-): Yazılım mühendisi.  Linux işletim sisteminin çekirdeğini yazan kişi.

     Alan Turing (1912-1954): Matematikçi.  Modern bilgisayar biliminin kurucusu...

     James D.  Watson (1928-): DNA yapısı hakkında yaptığı çalışmalarla 1962 Nobel Ödülü'nün sahibi.

     Steven Weinberg (1933-): 1979 Nobel Ödülü sahibi fizikçi.

     David Sloan Wilson (1949-): Evrim biyoloğu.

     Steve Wozniak (1950-): Bilgisayar mühendisi.  Apple Computer'ın iki kurucusundan biri.
Bunlar, insanlığa büyük katkıda bulunan bilim insanlarından bazıları...
     Marlon Brando, Jodie Foster, Angelina Jolie, Bruce Lee, Jack Nicholson gibi dünyaca ünlü film yıldızlarını, Bill Gates gibi binlerce dâhiyi, Ernest Hemingway gibi bir o kadar yazarı da ekleyin bu listeye.Bizde ;Bizde  Aziz Nesin gibi yazın ustası yazarlarımızı,
" İsa,Musa,Muhammet bir satır dua etti, bir tutam buhur verdi,
  Kurtarmadı yoksul çalışanları esaretten" diyen büyük şair Nazım Hikmet'i,insanlığın  geleceğine parlak ışık olarak düşmüş gerçek  sanatçı Fazıl Say'ı , Ömer Hayyam'ı , diğer  yazamadığım  düşünürleri    ekleyiniz.    
         Yukarıda ki listenin ortak özellikleri nedir , biliyormusunuz ?
          Ateist  olmalarıdır...Diğer  deyişle, bütün dinleri   tanımaz yada,  dinsiz olmalarıdır.. !
       Hayır hayır...! Ateizmi övmek deği amacım! AKP Milletvekili Özcan Ulupınar, memleketinde bir camiyi açarken yaptığı konuşmada, sözü Meclis'teki '4+4+4' teklifine ve "dindar gençlik ideali"ne getirmiş ve  "Ateistten kimseye fayda gelmez" demiş de.. Kırdığı potu görsün istedim! Üstelik bu listeyi, bu sütunlara sığdırabilmek için "insanlığa yararlı işler yapmış" milyonlarca kişiyi dışarıda bırakmak zorunda kaldım! Evet; bunca ateist, hayatlarında bir kez bile cami ya da kilise açmadı!

     Bu isimler Ne kadar"Faydasızlar" değil mi?
     Siz insanları, insanlığa yaptıkları katkılarla değil de dilleriyle, dinleriyle, ırklarıyla, cinsiyetleriyle değerlendirirseniz, gözünüz kararır ve işte böyle büyük potlar kırarsınız.
           İnsanlarımızı din tacirliği ile aldatmak insanlığın aklına ve zekasına   hakarettir. Bu yolun sonu yoktur.  

6.07.2012








CEHALET  ZARARLI ÖZGÜVENİ  ARTTIRIR !

         İki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya atmıştı ,Teori  şöyle idi ;

       "Cehalet  gerçek bilginin aksine , bireyin kendine güvenini  artırır".

        Bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:
· Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
· Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimin-dedir.
· Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
· Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

         Cornell Üniversitesi'ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı ve klasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi...
Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin “kendilerine güvenleri” müthişti. Onların "testin yüzde 60'ına doğru yanıt verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.
           Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayan-lar ise “en alçakgönüllü” deneklerdi; soruların yüzde 70' ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.
             Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu'nun metni yazıldı: “İşinde çok iyi olduğuna” yürekten inanan ‘yetersiz’ kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!Ancak bu ‘cahillik ve haddini bilmeme’ karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.‘Eksiler’ kariyer açısından ‘artıya’ dönüşür.Sonuçta, ‘kifayetsiz muhterisler’ her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında ‘fazla  alçakgönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler... Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler... Olası ki  üstleri tarafından da ‘ihtiras, girişkenlik, kabul görmek  eksikliği’ ile suçlanırlar..!

Fazla  mütevazi olmayın!.

            Bana göre; Dunning ile Kruger'in, bu çalışmalarıyla 2000'de, Nobel yerine Harvard Üniversitesi'nin  Nobel'ini alma nedeni "cahil olmamalarıydı".

           Yazımı Bertrand Russel'in bir sözüyle bitiriyorum:

          “Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”
          Günlük hayatta sıkça rastlanılan bazı kişiler hedef alınmamıştır.
Derleyen :leyla erdem yiğit
                 Haziran 2012 

6.02.2012

KADIN DÜNYANIN ZENCİSİ Mİ ? 
ORTA DOĞU'DA DAHA ÇOK ZENCİ Mİ ?
            Kadının Bedenine  ilişkin her tür kararda başkaları  söz sahibidir. 
            Din 'lerin  kadınların  saçını başını örtmeyi emrettiğini söylüyorlar.    Cinsiyet ayrımcılığı yoluyla " insan haklarını" kökten tanımıyorlar. 
            Ülkemiz de yüksek öğrenim gören kadın oranı  % 2  dir.
            Her yıl  şiddet gören kadın sayısı hızla yükselmektedir. 
            Tecavüze uğrayan kadın sayısı olağanüstü fazladır. 
            Kürtaj isteyen kadın için kürtaj yasaklanmaktadır. 
            Tecavüze uğrayan kadın gebe kalırsa  kürtaj yaptıramayacak. 
            Kadınlar  zenci mi ? İkinci sınıf olmaktan  usandılar !
            Sağlık Bakanımız " tecavüzden " olmuş  çocuğun kirli   görülemeyeceğini" ,  kadının  doğurması gerektiğini  söylemiş , dolaylı yoldan tecavüz eden adamı aklamıştır. Tecavüzcüler  "mukaddes bir iş" yaptıkları iletisi alarak  kendileri ile övünebileceklerdir.   Sayın bakan   toplumun neye karşı geldiğini  karıştırmaktadır.  Sanki tecavüzden doğan çocuklar  var , belli ve biz onları  aşağılıyoruz gibi . 
            Ankara belediye başkanı , kürtaj isteyen kadın  karnında ki çocuktan ne istiyor , öldürecekse "kendini öldürsün " diyerek kimsenin yapamayacağı  zeka ışıltısı  bir öneri getirmiştir. Kendini öldüren kadının cenini nasıl yaşayacak  belli değildir ? Herhalde doğurduktan sonra  " kendini öldürebilir " demek istemektedir. Bu öneri daha büyük zeka pırıltısıdır. Annesiz çocuk ne de iyi büyür değil mi ? 
            Başka bir "aydın"  erkek   ;  "doğacak çocuk rızıkını da getirir"  diyerek yoksulluğa ve fakirliğe çare getirmiştir. 
            Köle kadar sadık olmayan , eşitlik talep eden  kadın  " başkaldıran asi"  kabul edilmektedir. 
            Gerçekliği  önceleyen kadına "erkek"  gibi yaftası vurularak  cinsiyeti sapkınlaştırılarak  aşağılanmaktadır. 
            Cinsiyetlere "Rol" biçilerek ,   hizmet  eksenli rolde daha çok görevlendirilmektedir. 
            Erkek aldatır  ve  kuma ya da  metres getirirse  öldürülemez , " hiçte namussuz olmaz",  kadın  maazallah birine suiniyetsiz   , hoşlanmış gibi  bakmış olsa bile  cezalandırılır. Cinsellik  alanında görülebilecek herhangi bir  insani kusurunda veya hatasında, yada  sadakatsizliği  halinde , dedikodu (söylenti)  yolu ile de sadakatsiz   anılan kadın   rejm edilebilir , dövülür , öldürülebilir, bıçaklanır , işkence görebilir.  
           Özellikle müslüman  ve laik  olmayan ülkelerde kadın  miras alamamaktadır. Bizde çağdaş hukuk gereği , kadının  eşit miras hakkı olduğu halde  mirasını eşitlik temelinde alan  binde 0,5  tir. 
            Biliyor muydunuz , hayvanlarda  çeşit çeşittir cinsellik.  Doğanın gereği  salt üremek  olan  " çiftleşmeye" hedeflidir. Örneğin , bir erkek aslanın karşısında   en az  ikiden fazla , üç/dört/beş dişi aslan sırasını bekler. Eğer , başka bir erkek aslan  işe karışır ya da yaklaşır gibi olursa  dölleyecek olan erkek aslan tarafından fena halde bertaraf edilir. 
          Tek aslan tarafından döllenen dişi aslanlar iş bitince apayrı yollardan birbirinden uzaklaşır. Erkek  kıvrıla , kıvrıla , kükreyerek ayrılır.
          Dünyanın dört buçuk milyar yıllık varoluşu süresinde  " analık hukuku" nun yazılışından beri  kadın başka , başka tanımlanmıştır.  Başka başka yönlere evrilmiştir.    Kadın;  çok kocalı ana kraliçe  iken  ticaretin  ve paranın keşfedilmesinden sonra  durum erkeklerin çok eşliliği  doğrultusunda değişmiştir.  20 bin yıl kadar önce yer  dinlerinin gelmesi  ve ticaret hayatının derinleşmesi ile kadın bu günkü tanımlamalara ve sosyal algısına  ulaşmıştır. Günümüzde  uygarlığa  evrimin en belirgin  işareti ; cinsiyetler  arası  eşitlik derecesinde , diğer deyişle kadın erkek  ilişkisinde  aranmakta  , bu ilişkiden uygarlık endazesi  saptanmaktadır. Batılı değerlerin de en başat ölçümlenmesi bu alandır. 
            Hayvanların uygarlaşmak ve evrimleşmek  , şu ya da bu biçimde evrilmek gibi bir dertleri yoktur. Hiç olmamıştır. 4,5 milyar sene aynı biçimde ve aynı nitelikte yaşamaktadırlar. Ne para basarlar ne banka işletirler. Ne kitap yazarlar ne de kitap basarlar. Ne tekerlekten  uçağa  araç yaparlar , ne de yatak odası mobilyası alırlar. Ne üniversite açarlar , ne de üniversite okurlar. Ne din için savaşırlar  , ne din'leri vardır. Ne savaşsız bir orman isterler ,  ne de gerektiğinde  savaşa karşı olurlar. Ne ordular kurarlar , ne de gerektiğinde ordu gibi hucum  etmekten  çekinirler. Ne moda   tasarımı yaparlar  , ne de moda düşünürler. Ne hapishaneler açarlar , ne de yargılarlar. Ne hukuk üretirler .. ne de yargıç yetiştirirler. Ne de  çağdaş hukukun üstünlüğüne dayanan toplum örgüsü isterler.. İki yol vardır . Ya yaşamak , ya ölmek ! İki yoldan ölmek aynı zamanda  cezadır.  , Yaşamak  ise  yemek , dışkılama , üremek ve uyumaktır. Bir milyar yıl sonra ne olur , bilemiyorum. Yer kabuğunda büyük değişimlerden,  jeolojik başkalaşımlardan sonra bile , büyük çoğunluğu   bugün ne ise bir milyar sene sonra da  o olacak  herhalde ! 
            Ya insan  aynı mı olacak ? 
             Bu gün hayvan gibi değilsek  bir milyar yıl sonra da  hayvan gibi olmayacağız  , bu günden de çok başka olacak insan...Ancak,  bu gün gibi  bir milyar yıl sonra da bugünde kalanlar olacak elbet.  Bu gün de dünde kalmış,  bilinçaltı  kodlamaların dışına çıkamamış, aşkın olamamış , "id" inin, diğer  anlatımla  doğasının   üstüne çıkamamış, süperegosu  yüksek olmayan  ve  insan varlığına değerler yükleyememiş  erkekli dünya kadını zencileştiriyor.     Hayatı paylaşırken de  ruhu ve  beyni  ile  dikleşen ve sertleşen,  insanlaşamayan  erkekler,  ya da  erk  olmuş  topluluklar  dünyayı  yönetmemelidir.   Erkeğin,  kadınla  üremek  veya  "ben doyumu" gereği  kurduğu,  diğer deyişle  hayvani  temelli  "ben, id" iktidarlığı   orada  kalmalıdır.  Hayatı paylaşırken   insanlaşmalıdır. İnsanlaşmaya ihtiyaç duyacak kadar değer yüklenmiş olmalıdır.  Kadın kendi bedeni üzerinden yürütülen esareti kırmalıdır. Aynen zencilerin eşitlik mücadelesi gibi. 
           Döllenen dişi aslan gibi  döllenen kadının   mutlaka doğurması mı gerekiyor ? 
leyla erdem yiğit 
3  haziran 2012