OKUNCALAR / sanat / bilgi / pedagoji / şiir / siyaset

Güneşi yeyüzüne indirenler gerçek sanatçılar bilim ve insan zekasıdır . Ahlak ve erdem bunların ürünüdür. Değerli Fazıl Say'a yapılanları ve gitmek zorunda bırakılmasını , yalnızlığını ayıplıyorum. Uygarlığın ve insanlığın geleceğinde siz olmayacaksınız !!Fazıl Say olacaktır ! Kötüleri iyiler yapan bir dünya insanlığın , sanatın ve bilimin eseridir. leyla erdem yiğit 2012 / nisan 22

Sayfalar

  • Ana Sayfa

8.20.2016


Gönderen Unknown zaman: 8/20/2016 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş

8.11.2016

2 / 734
 
 
 
Yazdır
Yeni pencerede




Değerli  üyeler , 
              İzmir "Halk  dayanıması" hareketini  benimsemeye devam ediyorum . Kötülerin dayanışmasının  karşısında  iyilerin , diğer anlatımla ;halkın dayanışmasının  doğruluğu tartışılamaz. Bu  açıdan da sizi  daha içten benimsiyorum. 
              Halk  dayanışmasının   gelişmesi için "katkı,görüş ve önermelerin"  bildirilmesi talebinize  yanıt  verebilmek   için önce 15 temmuz 2016 gecesine dek olan nesnel  durumu kabaca  dillendirmek  istiyorum. 
             2002 kasım ayı  genel seçiminde    iktidara gelen  AKP siyasi   erki  yani  karşı devrimciler  ve bilim düşmanları  uzun yıllardır  ciddi bir muhalefet ile karşılaşmadılar. Muhalefet ve baskı gurupları ile karşılaşmadıkları gibi  ,  TC nin  kuruluş amacının  doğal yasası yada karakterine   mutlak uyumlu davranması gereken  bütün  bakanlıklar  ve kurumlar da bu nitelikte ki siyasi erki   örtülü veya açık desteklemekte   sakınca görmediler.. Direnç gösterilmediği gibi  çok kolay olan yandaş  tutum  sergilemeyi   daha uygun gördüler.  
Siyasetin  ve hayatın bütün değerlerinin yıkılmasına  "ileri demokrasi" adını verdiler. Adalet ve hukuk bir cemaatin elinde diğer cemaatlerin çıkarlarına göre ,   toplam çıkarların da  siyaset  mafyalarına dağılım esaslarına göre  işledi.. Halk şaşırdı ,  çaresizleşti. Laik , parlamenter sistem  ve devlet aygıtları   Ortadoğu'nun üçüncü sınıf liderliği   gibi   liderliklerin     vesayetine terkedildi. Bu süreçte  ve sürekli olarak  yerli ve yaban çıkar  merkezleri  ve yaslandıkları   efendi ülkeler TSK leri ile uğraştı. .. Saygınlığını tüketerek KIBRIS VE KÜRT   sorununda   ulusun talep ve direncini  yok etmek  istediler. Denizlerimizi ve  boğazları   serbestçe , kullanmak istediler.    Önce  TSK leri    Balyoz , Ergenekon , Casusluk gibi uydurma davalarla    zaafa düşürüldü.  Sonra da 15 temmuz  2916 da bana göre ;    din kökenli  melez  bir darbe ile yok edilmek istendi  
            Bir ulusun   iyilik  ve demokrasi  barometresi olanEğitim- Öğretim  gibi sistematik  kurgulanacak ,  insanın doğal varlığını insanlaştırmayı hedefleyen   ve bilime dayanması zorunlu olan  " Milli eğitimimiz"  tamamen   uhrevi dayanaklardan  gelişen besleme'ye ( BESLEME_ İTAATKAR  HİZMETKARLAR ) dönüştürüldü  Bu gerçek  halk nezdinde  iktidarın " dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz"  söylemi ile  fiili ve sosyolojik anlam kazandı.    Her şey bu temelde yapılandırıldı. Yüzlerce dini vakif ve dernek kurularak , binlerce maaşlı   gazeteci ve savunucu eliyle  bir tür   örtülü  baskı  merkezleri  kuruldu. 
              Üretim ekonomisi   kökten terkettirildi.. Paradan para kazanmak merkezi politikaya dönüştü.. Çalışan herkese   kendi elleriyle  ve  kredi kartı  marifeti ile   geleceğine  ipotek koyduruldu.   Milyonlarca  insan  " "globalleşme"  gerekçesi  finans  sermayeye teslim edildi. ..  
          Siyasi mafya   gurupların  yarışına uygun olarak TC İhale kanunu  167  kez  değiştirildi. Emperyalizm ; düna   finans kapital işbirliği  hiçkimsenin itiraz edemeyeceği  "kanal istanbul" ve köprüler gibi  devasa   yatırımları    AKP iktidarının  bizzat  kendine; kendi   ömrünün uzaması  için   propaganda   olarak  kullandırdı, kullandırıyor. Siyasi erk hazineyi  pervasızca  kullanıyor.. Muhalefet ise  sadece susuyor. Konuşunca da  beceriksizliği   deşifre oluyor. 
             AKP  nin    senelerdir  yapageldiği  bu   iç yapılanmaya uygun   DIŞ  politika   uygulatıldı..  İktidarda ki   AKP, Jeopolitik   gerçeğimizi  anlamadı.. , Ulusal çıkarlarımız   ters yüz edilerek, garip hayaller  peşine düştü. TC ni   Osmanlı bakiyesi olarak, Ortadoğuda ki  güya   lider ülke olmak için  ne lazımsa yapıldı. Ancak  toplumsal   talepler   ve jeopolitik  gerçekler  bu isteği tanımazdı , tanımadı.. Kendi   yatağından aktı , akıyor. 
            15 Temmuz 2016  gecesine  bu  "gaflet"  içinde gelindi.. Bana göre  ve şimdiye dek anlayabildiğim verilerin ışığında   15 temmuz darbesi ;     bir  cemaatin marifeti   ile  TC  üniter devletine   hakim olmak, diğer cemaatleri  emrine almak  , müridler arası  çekişmeyi sonlandırmak ,  Üniter  devleti parçalamak  ve   PKK yı yeniden ihya ederek  dinci  federe  bir TC  ne dönüşmeyi   hedeflemekteydi.. 
              Bana  göre  AKP de  normal bir siyasi parti değildir. Cemaat partisidir. Darbeyi yapan  emperyalizmin emrinde ki FETÖ cemaati de; AKP nin  içinde ki etkili bir kanattı. Emperyalizm   bu defa  AKP yi değil , DARBE  yaptırarak   Fetö'yü tercih edecekti olmadı ..  Darbe  bizzat TSK nın kendisi tarafından  engellendi...Darbe girişimini   "Halk önledi" denemez. "Halkın gücü , tankın gücünü yendi " söylemi  sadece bir tesellidir.  
             Her gün  darbeyi  reddeden  halka ilişkin yapılan   ve   medyadan  izlediğimiz , dinlediğimiz abartılı halk popülizmi AKP iktidarının ve yönetenlerinin  "bak ben ne kadar güçlüyüm"  iletisi için olduğunu düşünüyorum.   Her gece halkı meydanlarda tutmanın  ise ; (beni seviyorlar , benim liderliğime ve yönettiğim  AKP İKTİDARINA  ihtiyaç var) demek istemenin   ötesinde olup olmadığını  henüz anlayabilmiş değilim.  Zaman ile  anlayabileceğim. .   
            Değerli üyeler , buraya kadar  nesnel  olmaya çalışarak durumumuzu  açıklamaya çalıştım.  Ancak ,  ben sahada olan gazeteci ,  bütün bilgi  akışını alabilen  bir kurumun  görevlisi , ya da  milletvekili değilim. Sırada ki  bir yurttaşım.  Elbette başka  açıklamaların , bilgilerin , bileşkelerin  ışığında  yeni düşüncelerim  olacak. 
Şimdilik  önerilerim başlığında şunları yazabilirim. 
             1- "halk dayanışması" kurulunun     ilk görevi   bu durumların doğru analiz edilmesine  yol vermek, yöntembulmak olmalıdır....  Kitlelerin duyabileceği  kanalları kullanmak ve halkoyu oluşturmaktır. 
Neden , niçin , nasıl   sorularını  yanıtlayarak dayanışılan kümeleri aydınlatmak  zorunludur. 
            2-  Olacaklar ne olabilir  ve ne yapmalıyız  ? sorusu  dört başı  mükemmel tartışılmalıdır. Bütün görüşler saygı ile  aklın süzgecine vurulmalıdır. 
             3- Gerçekten   genişlemenin  önemli bir yolu da şudur ;  Gerçek aydınlanmacıları ,  erdemli  insanları   dayanışmaya katabilmek  ve   etkin saygı   uyandıracak çekirdek gurubu oluşturabilmektir. 
Üçüncü sınıf  toplumlara özgü   olan ;  düşünmeden  düşünce polisliği   yapmaya  fırsat vermemek   şarttır ve gerekmektedir. 
           4- Mali durum için imece  tartışılmalıdır. 
           5- Nutuk okunması çok iyidir. .Ancak  örneklenmesi   daha çok önemlidir. . 
Laik  rejimin ne olduğu , devlet ile  siyasal iktidarların  farkı    pratikten  anlatılmalıdır.  
           6- Tarihi   geçmişinden öğrenmeyi  ama  ;  geleceğinden  anlamanın çok  önem  kazandığını  bilmeli  ve  geleceğine hazırlanmak   tercih edilmelidir.
          7- M.K .Atatürk'ün   bu günde, yarınlarda da   geçerli olacak   özellikle  bağımsızlıkçı  ve halkçı taraflarını siyasi örneklerle   halka anlatmak gerekmektedir. 
          8-  Keşke  belediyelerimizin yardımlarını alarak   HAYATIN  PRATİĞİNDE   ATATÜRK ENSTİTÜSÜ   kurabilsek istemezmiydiniz ?  Orada    aydınlanmacı   herkes   görev alabilse   faydalı olmaz mı ?  
Halk dayanışması   üyelerini tanıdıkça  önerilerim  olacaktır. Henüz  elimde  yeni düşünceleri   oluşturacak özgün hiçbir veri yoktur. 
            Baki  sevgi ve saygı ile. 

leyla  erdem yiğit 
28 temmuz 2016
Gönderen Unknown zaman: 8/11/2016 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş

6.25.2016


Gönderen Unknown zaman: 6/25/2016 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş

Doğum günü , 



· 
OĞLUM'A ,
30/ HAZ/1981 
BUGÜN
SEN VE YÜZBİNLER DOĞDU..!
BEBEK YÜZÜNDEN BAŞKA,
NE YERYÜZÜ ,
NE GÖKYÜZÜ GÜZELDİ ..!
SENİN KADAR GÜZEL,SENDEN DE GÜZEL
TEK GÜZELDİN..!
GÜNEŞ ,AY,SU
VE TOPRAKTA Kİ AŞK BURADAYDI,
"O" SENDİN..!
SAHİ,İŞTE, BELKİ..
BU DUYGUNUN ADI ANNELİKTİ..!
SEN HALA,
TOPRAKTA GÜNEŞTE, SUDA Kİ AŞK'SIN.!
SEN UMARSIN ,SEN SONSUZ ÖZGÜRLÜKSÜN ÇOCUĞUM !
leyla erdem yiğit/30/haz.1982
Gönderen Unknown zaman: 6/25/2016 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş

6.08.2016



EYY ....ÇOCUKLAR !

Duman duman bacası
Sevgi ve bağlılık .
Ve birde özgürlük 
Savururdu havaya ,
Hare hare gökyüzüne uçardı umutlar ,
Hayat sevinci sinerdi pervazlara ,
Kapı kulpları açılırdı derin huzura !
Toprak reddetmez, hava kirlenmez, söz yalan olmazdı ..
İnsanlık buram buram kokardı !
Akıl tam , fikir sahibinindi ,
Ne dönmeler , nede onursuzlar olabilirdi ,
Dünya kansız, gün riyasız , geceler güneşe yatardı.. !
Ey....çocuklar ! Siz bize bakmayın !
Kalkın getirin bütün sevinçleri,
Getirin , getirin ....!
Yeniden doğanın SAFLIĞINI ,
Fareleri , örümcekleri , solucan ile kelebekleri
Yarasa nın uğultulu sesini ,
Yelde uçan sesimizi ,
Köpeğin keyifli homurtusunu ,
Kedilerin edalı işvesini ,
Ağaçların özgürlük türküsünü
Ayaz gecelerin ıslığını ,
Yelelerini yele vermiş , ay parçası güzelleri
AT' ları ....!
Getirin getirin çocuklar !
Akıllı konuşkanın , klavyeli bavulun olmasın ,
Git toprağa , al çapayı çapala,
Toprak seni duyacak ,
Gökyüzünden güller yağacak ,
Getirin , getirin çocuklar !
İnsanlığı isyan ile , çığlık ile getirin !
07 haziran 2016-- leyla erdem yiğit
(konuşkan =telefon ... demek istiyorum. Benim ürettiğim bir sözcük oldu :)
Gönderen Unknown zaman: 6/08/2016 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş

4.28.2016

ÇOCUKLAR VE BİZ ,

                Her gündüz vakti ; kimbilir ne zamandan bu yana çocuklara karşı süregeldiğini bilmediğimiz bir kötülüğü su yüzüne çıkarıyor. Yaygın biçimde duymuş oluyoruz. Dövünüyor , hayıflanıyor ve içimizde ağır bir acıyı hissediyoruz. 
                 Çocuklar dünyanın kollarına emanet edilen canlılardır. Aynı zamanda insanın babasıdır. 
Yıllardır ülkemizde pedagojik uygulamalar ve çocuk ruh sağlığına ilişkin yeni buluntular , veriler , kesin çıkarımlar konuşulmaz , konuşulamaz oldu.
                  Herkes her şeyi bilir oldu.Bilgiyle alay etmek , bilime karşı kabadayılık göstermek en tutulur yol oldu. Tercih edenler, para kazandı.
                 Eskilerde "Büsbütün", "sayın" gibi sözcükler Değerli siyasetçi B.Ecevit'in çok kullandığı sözcüklerdi . Toplumun da bu sözcükleri yerinde olup olmadan kullandığına tanık olurduk.
Şimdi ,;" Hayırlı cumalar, Allah'a emanet ol , Allah razı olsun , Eyvallah abi , Fıtratında var , Kadını eri korur, Çocuğu inançlı eğersen öyle olur, Allah zihin açıklığı versin, Kindar ve dindar olmak ülkümüzdür, Kadın kadın gibi olacak , erkek de görevini yapacak, Biz yaratılanı yaratandan ötürü severiz .Şer de , hayırda Allah!tandır" .".......... cümlelerini her an her yerde duyabilirsiniz.
Okuduğunuz bu deyimler bir tür budalalığın normalleşmesidir. 

ÖRMEKLEYELİM,
HAYIRLI CUMALAR ; Cuma gününde "hikmet" aramak bu günün teknolojik ve tüketim dünyasında kendini kandırmak değil midir ?
Allah'a EMANET OL ; İnsanın bu dünyada kendini güvenli koşullara , iyi olanaklara , hak ve hukukun işlediği bir topluma emanet edebileceğini düşüneceği yerde "Allaha emanet olmayı" tercih etmesi insan aklına uyuyor mu? Bunu tercih etmek talep etmekten vazgeçen insan demek olmaz mı ? BU sözleri duyarak büyüyen çocuk namaz kılana mı , yoksa bilim adamına mı daha çok güven duyar? Talep etmeyi öğrenir mi öğrenmez mi ? , birey olur mu olmaz mı ?
"ALLAH RAZI OLSUN" Biz muhatabımız ın iyiliği için değil de Allah memnun olsun diye mi iyilik yaparız , yada yapmamız gerekir ? Allah bizi o zaman mı sevecek ? Allah'ın bu kadar küçük KABÜLLERE ihtiyacı var mı , olur mu ? Kime karşı kindar , kime karşı dindar olacağız ? İnsan düşmanlık duygularını doğuştan getirir mi ? Sonradan mı öğrenir ?
KADIN KADIN .GİBİ, ERKEK ERKEK GİBİ OLMALIDIR; İnsanı cinsiyete göre ayırarak yani ; " Kadın kadın gibi , erkek erkek gibi olacak"sözleri ile kastedilenlerin ne olduğu belli mi ? Herkes her an seks yapıyor da , bunun için kadın kadın gibi , erkek de erkek gibi mi olmalıdır ? Ne demek isteniyor ? Hayatın seksten başka biyolojik olan değerleri yok mu ? Bu sözleri duyark , gereklerini ailede görerek öğrenen çocuk öz benliğini hangi yönde ve nitelikte geliştirir ? Nasıl bir kişilik kazanır ? Temel güdülerini yönetmekte ve kullanmakta akıl - izan - vicdan kazanır mı ? Bilimin biyolojik olarak "çocuk" kabul ettiği yaşta özellikle kız ve erkek çocukların evlendirilmesi utanılacak kötü bir değer değil mi ? Neden bu gelenek terkedilmiyor ?
              Öğretmen olduğunda KENDİSİNE tecavüz eden öğretmeninin aynı köyde hala çocuklarla birlikte çalıştığını görüp konuşan o çocuk esenlik içinde bir genç olduğunu düşünüyormusunuz ? 

Suç kimin acaba ?
              Osmanlı imparatorluğunda sosyal banka görevini gören VAKIFLAR ŞİMDİ; DİNİ SOSYAL KÜMELENME ve örtülü ekonomik paylaşım merkezlerine dönüştü. Ensar Vakfı da bunlardan biridir. Diğer dernekler gibi bir sivil toplum örgütüdür. Ekonomik kolaylıklar olsun diye "vakıf" haline getirilmiştir. Çeşitli yaşta kimsesiz yada kimseli ama bakıma muhtaç çocuklar sözde korunup , esirgenmektedir. Ancak bu konuda k çeşitli video ve haberleri dinleyip , okuduğunuz da göreceksiniz ki Ensar vakfın'daki çok sayıda erkek ve kız çocuğa (45 ) uzun süredir tecavüz edildiği doktor raporu ve TC savcılığınca saptanmıştır.
                 Son on beş yılda tecavüz , şiddet ve diğer insanlık suçlarında binde bin beş yüz ARTIŞ olmuş Binlerce kadın öldürülmüş.  Çare düşünmek zorundayız. Tüketim toplumunun ruh halini ve hoşlanma eşiklerini incelemek zorundayız. LAİK YAŞAYAN VE LAİK DÜŞÜNEN TOPLUM İLE DİNİ CEMAATÇİ TOPLUM arasında farkları ve durumları karşılaştırmak zorundayız. Hangisini tercih edeceğinize karar vermek zorundayız.
İNSANIN kendi AKLINI VE RUHUNU KORUYAN LAİK TOPLUM yapısı ve kamu kurumlarıdır.   Kızılay bunlardan biridir.  BİLEMEDİĞİ ve  KENDİSİNDEN BAŞKA HER ŞEYİ KORUYAN VE KORUMAYI ÖĞRETEN kurumlar


 İSE DİNİ CEMAAT KURUMLARIDIR.
Hangisi olsun ?
Hiç lafları kıvırtarak , duygusal dalgalar üreterek konuşmaya gerek yoktur.
Acınmak ve acımakla la yetinmek bir tür saflık olmaz mı ?
Çözüm; Çocukların eğitiminde, yetiştirilmesinde ve öğreniminde BilimseI YOL VE YÖNTEMLERİN TERCİH edilmesi ile bulunacaktır. .
Gerçek çare ; LAİK HUKUK DEVLETİNİN VE LAİK TOPLUMUN OLMASINDA, BÖYLECE BİREYİN BİREY OLABİLMESİNDE SAKLIDIR. .
Bu görüşün dışında ki ve çözüm ve analizler sadece bilgiç bahanelerdir. Sadece dünya gericiliğine hizmettir.
Çocukları korumak ve esirgemek insanlıktır. Bu görev kamu eliyle, bilimin rehberliğinde ve temiz vicdanın açıklığı kadar kadar açıklıkta yapılmalıdır.
Bunu yapamayan bir siyaset hayvanca bile değildir.
Bütün siyasetçileri insan olmaya çağırıyorum.
25 mart 2016 leyla erdem yiğit
Gönderen Unknown zaman: 4/28/2016 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş

3.08.2016

BÖYLE BİR ŞİİR 

Karanlıklar güneşin , güzelin düşmanıdır , 
Martılardır aydınlığın çocukları ,
Bir sen , bir ben , birde insanlıktır AŞK 
Ne derlerse desinler ,
İçimdedir bütün MARTILARIN sesleri ,
Taşımaktan yorulmadım ,
Seni sevdiğim gibi sevdim bu sesleri.
Birde o kanatları, insan sevincinden MARTILARI
Geç mi kaldı hayat diye, düşünme sakın ha !
Yaşadığın vakittir en uzun ömür,
Yudum , yudum umut beyazı ,
Ve göze göz gelmektir hayat
Güzele koyduğunda bembeyaz ,
Bulamadığın aşk, beklediğin o martı ,
Biri diğerine aykırı , gizli bir sevgi
Avuçlarından iyinin martıları uçtukça ,
Beyaza boyayacaklar bu dünyayı ,

leyla erdem yiğit -İZMİR 23 ŞUBAT 2016

Gönderen Unknown zaman: 3/08/2016 Hiç yorum yok:
Bunu E-postayla GönderBlogThis!X'te paylaşFacebook'ta PaylaşPinterest'te Paylaş
Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa
Kaydol: Yorumlar (Atom)

Başlıklar

  • Mar 22 (1)
  • Mar 24 (3)
  • Mar 26 (1)
  • Mar 30 (1)
  • Nis 03 (3)
  • Nis 07 (2)
  • Nis 29 (1)
  • May 04 (1)
  • May 17 (1)
  • May 23 (2)
  • May 24 (1)
  • May 29 (1)
  • May 31 (1)
  • Haz 02 (1)
  • Haz 07 (1)
  • Haz 13 (1)
  • Haz 18 (1)
  • Eki 28 (1)
  • Kas 10 (2)
  • Kas 12 (1)
  • Kas 14 (1)
  • Kas 15 (1)
  • Kas 28 (1)
  • Ara 05 (1)
  • Ara 18 (1)
  • Ara 29 (1)
  • Oca 17 (1)
  • Mar 20 (1)
  • Nis 05 (1)
  • Nis 15 (1)
  • Nis 29 (1)
  • May 20 (3)
  • Haz 05 (1)
  • Haz 13 (2)
  • Haz 20 (2)
  • Tem 08 (1)
  • Tem 16 (1)
  • Ağu 05 (1)
  • Eyl 22 (1)
  • Eyl 26 (2)
  • Eki 05 (1)
  • Eki 14 (1)
  • Mar 06 (1)
  • Mar 08 (1)
  • Mar 10 (1)
  • Mar 13 (1)
  • Mar 29 (1)
  • Nis 17 (2)
  • May 08 (1)
  • May 16 (1)
  • Tem 01 (2)
  • Tem 04 (1)
  • Tem 20 (1)
  • Ağu 14 (1)
  • Eyl 12 (1)
  • Eyl 30 (1)
  • Tem 04 (1)
  • Eyl 28 (1)
  • Eki 14 (2)
  • Eki 30 (2)
  • Mar 08 (2)
  • Nis 28 (1)
  • Haz 08 (1)
  • Haz 25 (2)
  • Ağu 11 (1)
  • Ağu 20 (3)
  • Eki 14 (2)
  • Ara 01 (2)
  • Mar 13 (1)
  • May 07 (2)
  • May 08 (1)
  • Eyl 13 (1)
  • Eki 01 (1)
  • Ara 03 (1)
  • Ağu 21 (1)
  • Eyl 20 (1)
  • Ara 21 (3)
  • Şub 18 (1)
  • Tem 17 (4)
  • Ağu 02 (1)
  • Tem 24 (1)
  • Mar 01 (1)
  • Tem 10 (1)
  • Tem 14 (1)
  • Tem 18 (1)
  • Ağu 21 (4)
  • Ağu 22 (1)
  • Eyl 21 (1)
  • Eki 03 (1)
  • Şub 27 (1)
  • Mar 01 (1)
  • Mar 11 (1)
  • Mar 18 (1)
  • Mar 31 (1)
  • Nis 05 (2)
  • Nis 09 (2)
  • Nis 22 (1)
  • Nis 28 (1)
  • Tem 07 (1)
  • Ara 02 (1)
  • Oca 05 (1)
  • Nis 28 (1)
  • May 01 (1)
  • May 02 (2)
  • Haz 25 (1)
  • Haz 30 (1)
  • Tem 04 (4)
  • Tem 07 (1)
  • Tem 14 (1)
  • Tem 23 (1)
  • Tem 29 (2)
  • Ağu 01 (1)
  • Ağu 20 (3)
  • Mar 14 (1)
  • Mar 27 (1)
  • Mar 30 (3)
  • Nis 05 (1)
  • May 03 (1)
  • May 08 (1)
  • May 15 (1)
  • May 21 (1)
  • Haz 24 (1)
  • Tem 14 (1)
  • Ağu 13 (1)
  • Ağu 17 (2)
  • Ağu 30 (1)
  • Eyl 01 (1)
  • Eyl 18 (1)
  • Kas 26 (1)
  • Kas 30 (1)
  • Ara 10 (1)
  • Ara 11 (2)
  • Ara 12 (1)
  • Ara 15 (1)
  • Ara 17 (1)
  • Ara 22 (1)
  • Ara 24 (1)
  • Ara 28 (2)
  • Ara 30 (3)
  • Oca 31 (1)
  • Şub 18 (1)
  • Şub 20 (2)
  • Şub 23 (1)
  • Şub 27 (1)
  • Mar 01 (2)
  • Mar 03 (1)
  • Mar 04 (2)
  • Mar 12 (2)
  • Mar 19 (1)
  • Mar 21 (4)
  • Mar 24 (1)
  • Mar 26 (1)

Hakkımda

Fotoğrafım
Unknown
Düşüncelerimizin EN GARANTİ KORUNAĞI ve GELİŞİMİ OKUYUCULARDIR.
Profilimin tamamını görüntüle
Okuncalar blogundan izinsiz kullanılan kayıtlar için yasal yollara baş vurulur.. Harikalar Tic. teması. Tema resimleri suprun tarafından tasarlanmıştır. Blogger tarafından desteklenmektedir.