Güneşi yeyüzüne indirenler gerçek sanatçılar bilim ve insan zekasıdır . Ahlak ve erdem bunların ürünüdür. Değerli Fazıl Say'a yapılanları ve gitmek zorunda bırakılmasını , yalnızlığını ayıplıyorum. Uygarlığın ve insanlığın geleceğinde siz olmayacaksınız !!Fazıl Say olacaktır ! Kötüleri iyiler yapan bir dünya insanlığın , sanatın ve bilimin eseridir. leyla erdem yiğit 2012 / nisan 22
8.20.2016
8.11.2016
![]() ![]()
Değerli üyeler ,
İzmir "Halk dayanıması" hareketini benimsemeye devam ediyorum . Kötülerin dayanışmasının karşısında iyilerin , diğer anlatımla ;halkın dayanışmasının doğruluğu tartışılamaz. Bu açıdan da sizi daha içten benimsiyorum.
Halk dayanışmasının gelişmesi için "katkı,görüş ve önermelerin" bildirilmesi talebinize yanıt verebilmek için önce 15 temmuz 2016 gecesine dek olan nesnel durumu kabaca dillendirmek istiyorum.
2002 kasım ayı genel seçiminde iktidara gelen AKP siyasi erki yani karşı devrimciler ve bilim düşmanları uzun yıllardır ciddi bir muhalefet ile karşılaşmadılar. Muhalefet ve baskı gurupları ile karşılaşmadıkları gibi , TC nin kuruluş amacının doğal yasası yada karakterine mutlak uyumlu davranması gereken bütün bakanlıklar ve kurumlar da bu nitelikte ki siyasi erki örtülü veya açık desteklemekte sakınca görmediler.. Direnç gösterilmediği gibi çok kolay olan yandaş tutum sergilemeyi daha uygun gördüler.
Siyasetin ve hayatın bütün değerlerinin yıkılmasına "ileri demokrasi" adını verdiler. Adalet ve hukuk bir cemaatin elinde diğer cemaatlerin çıkarlarına göre , toplam çıkarların da siyaset mafyalarına dağılım esaslarına göre işledi.. Halk şaşırdı , çaresizleşti. Laik , parlamenter sistem ve devlet aygıtları Ortadoğu'nun üçüncü sınıf liderliği gibi liderliklerin vesayetine terkedildi. Bu süreçte ve sürekli olarak yerli ve yaban çıkar merkezleri ve yaslandıkları efendi ülkeler TSK leri ile uğraştı. .. Saygınlığını tüketerek KIBRIS VE KÜRT sorununda ulusun talep ve direncini yok etmek istediler. Denizlerimizi ve boğazları serbestçe , kullanmak istediler. Önce TSK leri Balyoz , Ergenekon , Casusluk gibi uydurma davalarla zaafa düşürüldü. Sonra da 15 temmuz 2916 da bana göre ; din kökenli melez bir darbe ile yok edilmek istendi
Bir ulusun iyilik ve demokrasi barometresi olanEğitim- Öğretim gibi sistematik kurgulanacak , insanın doğal varlığını insanlaştırmayı hedefleyen ve bilime dayanması zorunlu olan " Milli eğitimimiz" tamamen uhrevi dayanaklardan gelişen besleme'ye ( BESLEME_ İTAATKAR HİZMETKARLAR ) dönüştürüldü Bu gerçek halk nezdinde iktidarın " dindar ve kindar nesiller yetiştireceğiz" söylemi ile fiili ve sosyolojik anlam kazandı. Her şey bu temelde yapılandırıldı. Yüzlerce dini vakif ve dernek kurularak , binlerce maaşlı gazeteci ve savunucu eliyle bir tür örtülü baskı merkezleri kuruldu.
Üretim ekonomisi kökten terkettirildi.. Paradan para kazanmak merkezi politikaya dönüştü.. Çalışan herkese kendi elleriyle ve kredi kartı marifeti ile geleceğine ipotek koyduruldu. Milyonlarca insan " "globalleşme" gerekçesi finans sermayeye teslim edildi. ..
Siyasi mafya gurupların yarışına uygun olarak TC İhale kanunu 167 kez değiştirildi. Emperyalizm ; düna finans kapital işbirliği hiçkimsenin itiraz edemeyeceği "kanal istanbul" ve köprüler gibi devasa yatırımları AKP iktidarının bizzat kendine; kendi ömrünün uzaması için propaganda olarak kullandırdı, kullandırıyor. Siyasi erk hazineyi pervasızca kullanıyor.. Muhalefet ise sadece susuyor. Konuşunca da beceriksizliği deşifre oluyor.
AKP nin senelerdir yapageldiği bu iç yapılanmaya uygun DIŞ politika uygulatıldı.. İktidarda ki AKP, Jeopolitik gerçeğimizi anlamadı.. , Ulusal çıkarlarımız ters yüz edilerek, garip hayaller peşine düştü. TC ni Osmanlı bakiyesi olarak, Ortadoğuda ki güya lider ülke olmak için ne lazımsa yapıldı. Ancak toplumsal talepler ve jeopolitik gerçekler bu isteği tanımazdı , tanımadı.. Kendi yatağından aktı , akıyor.
15 Temmuz 2016 gecesine bu "gaflet" içinde gelindi.. Bana göre ve şimdiye dek anlayabildiğim verilerin ışığında 15 temmuz darbesi ; bir cemaatin marifeti ile TC üniter devletine hakim olmak, diğer cemaatleri emrine almak , müridler arası çekişmeyi sonlandırmak , Üniter devleti parçalamak ve PKK yı yeniden ihya ederek dinci federe bir TC ne dönüşmeyi hedeflemekteydi..
Bana göre AKP de normal bir siyasi parti değildir. Cemaat partisidir. Darbeyi yapan emperyalizmin emrinde ki FETÖ cemaati de; AKP nin içinde ki etkili bir kanattı. Emperyalizm bu defa AKP yi değil , DARBE yaptırarak Fetö'yü tercih edecekti olmadı .. Darbe bizzat TSK nın kendisi tarafından engellendi...Darbe girişimini "Halk önledi" denemez. "Halkın gücü , tankın gücünü yendi " söylemi sadece bir tesellidir.
Her gün darbeyi reddeden halka ilişkin yapılan ve medyadan izlediğimiz , dinlediğimiz abartılı halk popülizmi AKP iktidarının ve yönetenlerinin "bak ben ne kadar güçlüyüm" iletisi için olduğunu düşünüyorum. Her gece halkı meydanlarda tutmanın ise ; (beni seviyorlar , benim liderliğime ve yönettiğim AKP İKTİDARINA ihtiyaç var) demek istemenin ötesinde olup olmadığını henüz anlayabilmiş değilim. Zaman ile anlayabileceğim. .
Değerli üyeler , buraya kadar nesnel olmaya çalışarak durumumuzu açıklamaya çalıştım. Ancak , ben sahada olan gazeteci , bütün bilgi akışını alabilen bir kurumun görevlisi , ya da milletvekili değilim. Sırada ki bir yurttaşım. Elbette başka açıklamaların , bilgilerin , bileşkelerin ışığında yeni düşüncelerim olacak.
Şimdilik önerilerim başlığında şunları yazabilirim.
1- "halk dayanışması" kurulunun ilk görevi bu durumların doğru analiz edilmesine yol vermek, yöntembulmak olmalıdır.... Kitlelerin duyabileceği kanalları kullanmak ve halkoyu oluşturmaktır.
Neden , niçin , nasıl sorularını yanıtlayarak dayanışılan kümeleri aydınlatmak zorunludur.
2- Olacaklar ne olabilir ve ne yapmalıyız ? sorusu dört başı mükemmel tartışılmalıdır. Bütün görüşler saygı ile aklın süzgecine vurulmalıdır.
3- Gerçekten genişlemenin önemli bir yolu da şudur ; Gerçek aydınlanmacıları , erdemli insanları dayanışmaya katabilmek ve etkin saygı uyandıracak çekirdek gurubu oluşturabilmektir.
Üçüncü sınıf toplumlara özgü olan ; düşünmeden düşünce polisliği yapmaya fırsat vermemek şarttır ve gerekmektedir.
4- Mali durum için imece tartışılmalıdır.
5- Nutuk okunması çok iyidir. .Ancak örneklenmesi daha çok önemlidir. .
Laik rejimin ne olduğu , devlet ile siyasal iktidarların farkı pratikten anlatılmalıdır.
6- Tarihi geçmişinden öğrenmeyi ama ; geleceğinden anlamanın çok önem kazandığını bilmeli ve geleceğine hazırlanmak tercih edilmelidir.
7- M.K .Atatürk'ün bu günde, yarınlarda da geçerli olacak özellikle bağımsızlıkçı ve halkçı taraflarını siyasi örneklerle halka anlatmak gerekmektedir.
8- Keşke belediyelerimizin yardımlarını alarak HAYATIN PRATİĞİNDE ATATÜRK ENSTİTÜSÜ kurabilsek istemezmiydiniz ? Orada aydınlanmacı herkes görev alabilse faydalı olmaz mı ?
Halk dayanışması üyelerini tanıdıkça önerilerim olacaktır. Henüz elimde yeni düşünceleri oluşturacak özgün hiçbir veri yoktur.
Baki sevgi ve saygı ile.
leyla erdem yiğit
28 temmuz 2016
| ||||||||
6.25.2016
Doğum günü ,
·
OĞLUM'A ,
30/ HAZ/1981
BUGÜN
SEN VE YÜZBİNLER DOĞDU..!
BEBEK YÜZÜNDEN BAŞKA,
NE YERYÜZÜ ,
NE GÖKYÜZÜ GÜZELDİ ..!
SENİN KADAR GÜZEL,SENDEN DE GÜZEL
TEK GÜZELDİN..!
GÜNEŞ ,AY,SU
VE TOPRAKTA Kİ AŞK BURADAYDI,
"O" SENDİN..!
SAHİ,İŞTE, BELKİ..
BU DUYGUNUN ADI ANNELİKTİ..!
SEN HALA,
TOPRAKTA GÜNEŞTE, SUDA Kİ AŞK'SIN.!
SEN UMARSIN ,SEN SONSUZ ÖZGÜRLÜKSÜN ÇOCUĞUM !
leyla erdem yiğit/30/haz.1982
BUGÜN
SEN VE YÜZBİNLER DOĞDU..!
BEBEK YÜZÜNDEN BAŞKA,
NE YERYÜZÜ ,
NE GÖKYÜZÜ GÜZELDİ ..!
SENİN KADAR GÜZEL,SENDEN DE GÜZEL
TEK GÜZELDİN..!
GÜNEŞ ,AY,SU
VE TOPRAKTA Kİ AŞK BURADAYDI,
"O" SENDİN..!
SAHİ,İŞTE, BELKİ..
BU DUYGUNUN ADI ANNELİKTİ..!
SEN HALA,
TOPRAKTA GÜNEŞTE, SUDA Kİ AŞK'SIN.!
SEN UMARSIN ,SEN SONSUZ ÖZGÜRLÜKSÜN ÇOCUĞUM !
leyla erdem yiğit/30/haz.1982
6.08.2016
EYY ....ÇOCUKLAR !
Duman duman bacasıSevgi ve bağlılık .
Ve birde özgürlük
Savururdu havaya ,
Hare hare gökyüzüne uçardı umutlar ,
Hayat sevinci sinerdi pervazlara ,
Kapı kulpları açılırdı derin huzura !
Toprak reddetmez, hava kirlenmez, söz yalan olmazdı ..
İnsanlık buram buram kokardı !
Akıl tam , fikir sahibinindi ,
Ne dönmeler , nede onursuzlar olabilirdi ,
Dünya kansız, gün riyasız , geceler güneşe yatardı.. !
Ey....çocuklar ! Siz bize bakmayın !
Kalkın getirin bütün sevinçleri,
Getirin , getirin ....!
Yeniden doğanın SAFLIĞINI ,
Fareleri , örümcekleri , solucan ile kelebekleri
Yarasa nın uğultulu sesini ,
Yelde uçan sesimizi ,
Köpeğin keyifli homurtusunu ,
Kedilerin edalı işvesini ,
Ağaçların özgürlük türküsünü
Ayaz gecelerin ıslığını ,
Yelelerini yele vermiş , ay parçası güzelleri
AT' ları ....!
Getirin getirin çocuklar !
Akıllı konuşkanın , klavyeli bavulun olmasın ,
Git toprağa , al çapayı çapala,
Toprak seni duyacak ,
Gökyüzünden güller yağacak ,
Getirin , getirin çocuklar !
İnsanlığı isyan ile , çığlık ile getirin !
07 haziran 2016-- leyla erdem yiğit
(konuşkan =telefon ... demek istiyorum. Benim ürettiğim bir sözcük oldu :)
4.28.2016
ÇOCUKLAR VE BİZ ,
Her gündüz vakti ; kimbilir ne zamandan bu yana çocuklara karşı süregeldiğini bilmediğimiz bir kötülüğü su yüzüne çıkarıyor. Yaygın biçimde duymuş oluyoruz. Dövünüyor , hayıflanıyor ve içimizde ağır bir acıyı hissediyoruz.
Çocuklar dünyanın kollarına emanet edilen canlılardır. Aynı zamanda insanın babasıdır.
Yıllardır ülkemizde pedagojik uygulamalar ve çocuk ruh sağlığına ilişkin yeni buluntular , veriler , kesin çıkarımlar konuşulmaz , konuşulamaz oldu.
Herkes her şeyi bilir oldu.Bilgiyle alay etmek , bilime karşı kabadayılık göstermek en tutulur yol oldu. Tercih edenler, para kazandı.
Eskilerde "Büsbütün", "sayın" gibi sözcükler Değerli siyasetçi B.Ecevit'in çok kullandığı sözcüklerdi . Toplumun da bu sözcükleri yerinde olup olmadan kullandığına tanık olurduk.
Şimdi ,;" Hayırlı cumalar, Allah'a emanet ol , Allah razı olsun , Eyvallah abi , Fıtratında var , Kadını eri korur, Çocuğu inançlı eğersen öyle olur, Allah zihin açıklığı versin, Kindar ve dindar olmak ülkümüzdür, Kadın kadın gibi olacak , erkek de görevini yapacak, Biz yaratılanı yaratandan ötürü severiz .Şer de , hayırda Allah!tandır" .".......... cümlelerini her an her yerde duyabilirsiniz.
Okuduğunuz bu deyimler bir tür budalalığın normalleşmesidir.
ÖRMEKLEYELİM,
HAYIRLI CUMALAR ; Cuma gününde "hikmet" aramak bu günün teknolojik ve tüketim dünyasında kendini kandırmak değil midir ?
Allah'a EMANET OL ; İnsanın bu dünyada kendini güvenli koşullara , iyi olanaklara , hak ve hukukun işlediği bir topluma emanet edebileceğini düşüneceği yerde "Allaha emanet olmayı" tercih etmesi insan aklına uyuyor mu? Bunu tercih etmek talep etmekten vazgeçen insan demek olmaz mı ? BU sözleri duyarak büyüyen çocuk namaz kılana mı , yoksa bilim adamına mı daha çok güven duyar? Talep etmeyi öğrenir mi öğrenmez mi ? , birey olur mu olmaz mı ?
"ALLAH RAZI OLSUN" Biz muhatabımız ın iyiliği için değil de Allah memnun olsun diye mi iyilik yaparız , yada yapmamız gerekir ? Allah bizi o zaman mı sevecek ? Allah'ın bu kadar küçük KABÜLLERE ihtiyacı var mı , olur mu ? Kime karşı kindar , kime karşı dindar olacağız ? İnsan düşmanlık duygularını doğuştan getirir mi ? Sonradan mı öğrenir ?
KADIN KADIN .GİBİ, ERKEK ERKEK GİBİ OLMALIDIR; İnsanı cinsiyete göre ayırarak yani ; " Kadın kadın gibi , erkek erkek gibi olacak"sözleri ile kastedilenlerin ne olduğu belli mi ? Herkes her an seks yapıyor da , bunun için kadın kadın gibi , erkek de erkek gibi mi olmalıdır ? Ne demek isteniyor ? Hayatın seksten başka biyolojik olan değerleri yok mu ? Bu sözleri duyark , gereklerini ailede görerek öğrenen çocuk öz benliğini hangi yönde ve nitelikte geliştirir ? Nasıl bir kişilik kazanır ? Temel güdülerini yönetmekte ve kullanmakta akıl - izan - vicdan kazanır mı ? Bilimin biyolojik olarak "çocuk" kabul ettiği yaşta özellikle kız ve erkek çocukların evlendirilmesi utanılacak kötü bir değer değil mi ? Neden bu gelenek terkedilmiyor ?
Öğretmen olduğunda KENDİSİNE tecavüz eden öğretmeninin aynı köyde hala çocuklarla birlikte çalıştığını görüp konuşan o çocuk esenlik içinde bir genç olduğunu düşünüyormusunuz ?
Suç kimin acaba ?
Osmanlı imparatorluğunda sosyal banka görevini gören VAKIFLAR ŞİMDİ; DİNİ SOSYAL KÜMELENME ve örtülü ekonomik paylaşım merkezlerine dönüştü. Ensar Vakfı da bunlardan biridir. Diğer dernekler gibi bir sivil toplum örgütüdür. Ekonomik kolaylıklar olsun diye "vakıf" haline getirilmiştir. Çeşitli yaşta kimsesiz yada kimseli ama bakıma muhtaç çocuklar sözde korunup , esirgenmektedir. Ancak bu konuda k çeşitli video ve haberleri dinleyip , okuduğunuz da göreceksiniz ki Ensar vakfın'daki çok sayıda erkek ve kız çocuğa (45 ) uzun süredir tecavüz edildiği doktor raporu ve TC savcılığınca saptanmıştır.
Son on beş yılda tecavüz , şiddet ve diğer insanlık suçlarında binde bin beş yüz ARTIŞ olmuş Binlerce kadın öldürülmüş. Çare düşünmek zorundayız. Tüketim toplumunun ruh halini ve hoşlanma eşiklerini incelemek zorundayız. LAİK YAŞAYAN VE LAİK DÜŞÜNEN TOPLUM İLE DİNİ CEMAATÇİ TOPLUM arasında farkları ve durumları karşılaştırmak zorundayız. Hangisini tercih edeceğinize karar vermek zorundayız.
İNSANIN kendi AKLINI VE RUHUNU KORUYAN LAİK TOPLUM yapısı ve kamu kurumlarıdır. Kızılay bunlardan biridir. BİLEMEDİĞİ ve KENDİSİNDEN BAŞKA HER ŞEYİ KORUYAN VE KORUMAYI ÖĞRETEN kurumlar
İSE DİNİ CEMAAT KURUMLARIDIR.
Hangisi olsun ?
Hiç lafları kıvırtarak , duygusal dalgalar üreterek konuşmaya gerek yoktur.
Acınmak ve acımakla la yetinmek bir tür saflık olmaz mı ?
Çözüm; Çocukların eğitiminde, yetiştirilmesinde ve öğreniminde BilimseI YOL VE YÖNTEMLERİN TERCİH edilmesi ile bulunacaktır. .
Gerçek çare ; LAİK HUKUK DEVLETİNİN VE LAİK TOPLUMUN OLMASINDA, BÖYLECE BİREYİN BİREY OLABİLMESİNDE SAKLIDIR. .
Bu görüşün dışında ki ve çözüm ve analizler sadece bilgiç bahanelerdir. Sadece dünya gericiliğine hizmettir.
Çocukları korumak ve esirgemek insanlıktır. Bu görev kamu eliyle, bilimin rehberliğinde ve temiz vicdanın açıklığı kadar kadar açıklıkta yapılmalıdır.
Bunu yapamayan bir siyaset hayvanca bile değildir.
Bütün siyasetçileri insan olmaya çağırıyorum.
25 mart 2016 leyla erdem yiğit
Her gündüz vakti ; kimbilir ne zamandan bu yana çocuklara karşı süregeldiğini bilmediğimiz bir kötülüğü su yüzüne çıkarıyor. Yaygın biçimde duymuş oluyoruz. Dövünüyor , hayıflanıyor ve içimizde ağır bir acıyı hissediyoruz.
Çocuklar dünyanın kollarına emanet edilen canlılardır. Aynı zamanda insanın babasıdır.
Yıllardır ülkemizde pedagojik uygulamalar ve çocuk ruh sağlığına ilişkin yeni buluntular , veriler , kesin çıkarımlar konuşulmaz , konuşulamaz oldu.
Herkes her şeyi bilir oldu.Bilgiyle alay etmek , bilime karşı kabadayılık göstermek en tutulur yol oldu. Tercih edenler, para kazandı.
Eskilerde "Büsbütün", "sayın" gibi sözcükler Değerli siyasetçi B.Ecevit'in çok kullandığı sözcüklerdi . Toplumun da bu sözcükleri yerinde olup olmadan kullandığına tanık olurduk.
Şimdi ,;" Hayırlı cumalar, Allah'a emanet ol , Allah razı olsun , Eyvallah abi , Fıtratında var , Kadını eri korur, Çocuğu inançlı eğersen öyle olur, Allah zihin açıklığı versin, Kindar ve dindar olmak ülkümüzdür, Kadın kadın gibi olacak , erkek de görevini yapacak, Biz yaratılanı yaratandan ötürü severiz .Şer de , hayırda Allah!tandır" .".......... cümlelerini her an her yerde duyabilirsiniz.
Okuduğunuz bu deyimler bir tür budalalığın normalleşmesidir.
ÖRMEKLEYELİM,
HAYIRLI CUMALAR ; Cuma gününde "hikmet" aramak bu günün teknolojik ve tüketim dünyasında kendini kandırmak değil midir ?
Allah'a EMANET OL ; İnsanın bu dünyada kendini güvenli koşullara , iyi olanaklara , hak ve hukukun işlediği bir topluma emanet edebileceğini düşüneceği yerde "Allaha emanet olmayı" tercih etmesi insan aklına uyuyor mu? Bunu tercih etmek talep etmekten vazgeçen insan demek olmaz mı ? BU sözleri duyarak büyüyen çocuk namaz kılana mı , yoksa bilim adamına mı daha çok güven duyar? Talep etmeyi öğrenir mi öğrenmez mi ? , birey olur mu olmaz mı ?
"ALLAH RAZI OLSUN" Biz muhatabımız ın iyiliği için değil de Allah memnun olsun diye mi iyilik yaparız , yada yapmamız gerekir ? Allah bizi o zaman mı sevecek ? Allah'ın bu kadar küçük KABÜLLERE ihtiyacı var mı , olur mu ? Kime karşı kindar , kime karşı dindar olacağız ? İnsan düşmanlık duygularını doğuştan getirir mi ? Sonradan mı öğrenir ?
KADIN KADIN .GİBİ, ERKEK ERKEK GİBİ OLMALIDIR; İnsanı cinsiyete göre ayırarak yani ; " Kadın kadın gibi , erkek erkek gibi olacak"sözleri ile kastedilenlerin ne olduğu belli mi ? Herkes her an seks yapıyor da , bunun için kadın kadın gibi , erkek de erkek gibi mi olmalıdır ? Ne demek isteniyor ? Hayatın seksten başka biyolojik olan değerleri yok mu ? Bu sözleri duyark , gereklerini ailede görerek öğrenen çocuk öz benliğini hangi yönde ve nitelikte geliştirir ? Nasıl bir kişilik kazanır ? Temel güdülerini yönetmekte ve kullanmakta akıl - izan - vicdan kazanır mı ? Bilimin biyolojik olarak "çocuk" kabul ettiği yaşta özellikle kız ve erkek çocukların evlendirilmesi utanılacak kötü bir değer değil mi ? Neden bu gelenek terkedilmiyor ?
Öğretmen olduğunda KENDİSİNE tecavüz eden öğretmeninin aynı köyde hala çocuklarla birlikte çalıştığını görüp konuşan o çocuk esenlik içinde bir genç olduğunu düşünüyormusunuz ?
Suç kimin acaba ?
Osmanlı imparatorluğunda sosyal banka görevini gören VAKIFLAR ŞİMDİ; DİNİ SOSYAL KÜMELENME ve örtülü ekonomik paylaşım merkezlerine dönüştü. Ensar Vakfı da bunlardan biridir. Diğer dernekler gibi bir sivil toplum örgütüdür. Ekonomik kolaylıklar olsun diye "vakıf" haline getirilmiştir. Çeşitli yaşta kimsesiz yada kimseli ama bakıma muhtaç çocuklar sözde korunup , esirgenmektedir. Ancak bu konuda k çeşitli video ve haberleri dinleyip , okuduğunuz da göreceksiniz ki Ensar vakfın'daki çok sayıda erkek ve kız çocuğa (45 ) uzun süredir tecavüz edildiği doktor raporu ve TC savcılığınca saptanmıştır.
Son on beş yılda tecavüz , şiddet ve diğer insanlık suçlarında binde bin beş yüz ARTIŞ olmuş Binlerce kadın öldürülmüş. Çare düşünmek zorundayız. Tüketim toplumunun ruh halini ve hoşlanma eşiklerini incelemek zorundayız. LAİK YAŞAYAN VE LAİK DÜŞÜNEN TOPLUM İLE DİNİ CEMAATÇİ TOPLUM arasında farkları ve durumları karşılaştırmak zorundayız. Hangisini tercih edeceğinize karar vermek zorundayız.
İNSANIN kendi AKLINI VE RUHUNU KORUYAN LAİK TOPLUM yapısı ve kamu kurumlarıdır. Kızılay bunlardan biridir. BİLEMEDİĞİ ve KENDİSİNDEN BAŞKA HER ŞEYİ KORUYAN VE KORUMAYI ÖĞRETEN kurumlar
İSE DİNİ CEMAAT KURUMLARIDIR.
Hangisi olsun ?
Hiç lafları kıvırtarak , duygusal dalgalar üreterek konuşmaya gerek yoktur.
Acınmak ve acımakla la yetinmek bir tür saflık olmaz mı ?
Çözüm; Çocukların eğitiminde, yetiştirilmesinde ve öğreniminde BilimseI YOL VE YÖNTEMLERİN TERCİH edilmesi ile bulunacaktır. .
Gerçek çare ; LAİK HUKUK DEVLETİNİN VE LAİK TOPLUMUN OLMASINDA, BÖYLECE BİREYİN BİREY OLABİLMESİNDE SAKLIDIR. .
Bu görüşün dışında ki ve çözüm ve analizler sadece bilgiç bahanelerdir. Sadece dünya gericiliğine hizmettir.
Çocukları korumak ve esirgemek insanlıktır. Bu görev kamu eliyle, bilimin rehberliğinde ve temiz vicdanın açıklığı kadar kadar açıklıkta yapılmalıdır.
Bunu yapamayan bir siyaset hayvanca bile değildir.
Bütün siyasetçileri insan olmaya çağırıyorum.
25 mart 2016 leyla erdem yiğit
3.08.2016
BÖYLE BİR ŞİİR
Karanlıklar güneşin , güzelin düşmanıdır ,Martılardır aydınlığın çocukları ,
Bir sen , bir ben , birde insanlıktır AŞK
Ne derlerse desinler ,
İçimdedir bütün MARTILARIN sesleri ,
Taşımaktan yorulmadım ,
Seni sevdiğim gibi sevdim bu sesleri.
Birde o kanatları, insan sevincinden MARTILARI
Geç mi kaldı hayat diye, düşünme sakın ha !
Yaşadığın vakittir en uzun ömür,
Yudum , yudum umut beyazı ,
Ve göze göz gelmektir hayat
Güzele koyduğunda bembeyaz ,
Bulamadığın aşk, beklediğin o martı ,
Biri diğerine aykırı , gizli bir sevgi
Avuçlarından iyinin martıları uçtukça ,
Beyaza boyayacaklar bu dünyayı ,
leyla erdem yiğit -İZMİR 23 ŞUBAT 2016
Kaydol:
Yorumlar (Atom)







