Sayfalar

12.21.2018


Değerli arkadaşlar ,
Aşağıda ;İZMİR'İN YETİŞTİRDİĞİ, Almanya'da Y.lisansını yapmış genç bir metaluji mühendisin, geleceğe ışık olacak değerli bir genç adamın kaleminden "STRES İLETİLİR" başlıklı makaleyi okuyacaksınız.. Müthiş bilimsel dil ve içerikte bulduğum; gerginliğe(STRESE ) ilişkin bu makaleyi olduğu gibi yayınlıyor, bilginize sunuyorum.
Adını gizli tutmamı istediği üzere adını yazmadım. Desteklerinizi ve okuduğunuzu gördüğünde sanıyorum bu gereksiz tevazuyu bırakacaktır. Saygı ile.
leyla erdem yiğit
19 aralık 2018
STRES İLETİLİR
Herhangi bir cisme herhangi bir doğrultudan herhangi bir basınç uyguladığınızda, önce o cismin içinde bir gerilim oluşur. Sonra saniyenin milyonda bilmem kaçında o gerilim aynı doğrultuda diğer yöne doğru iletilir ve gerilimin uygulandığı yönün tam karşısından,cismin içinden çıkar.
Gerilimin İngilizcesi "stress" ' tir. Ve bir cisme uyguladığınız basıncın o cisimde oluşturacağı "stress" miktarı, o cismin kafes/moleküler yapısıyla da, tıpkı uyguladığınız basınç miktarıyla olduğu gibi yakından ilişkilidir, hem de çok yakından.
İnsan da cisimlere çok benzer. Bir insana küçükken uyguladığınız herhangi bir baskı da, onda önce bir "stress" yaratacaktır. Sonra da bu "stress" onu aşıp, oluştuğu yerin tam aksi yönünde,yani dışarı doğru çıkmaya çalışacaktır. Yani enerji yoktan var olmaz, var olan enerji de yok olmaz. Oluşan "stress" yok olmaz. Şekil ve yön değiştirebilir, yönlendirilebilir, fakat yok olmaz. Başka bir yere iletilir, başka cisimlerde, havada, suda varlığını sürdürür, belki sürekli transfer olduğundan ve geçtiği her yerde kırıntılarını bıraktığından dost cisimler/insanlar arasında paylaştırılır, cisim ya da insan başına yoğunluğu azalır. Fakat yok olmaz.
Ki bir de sürekli "stress" oluşturan cisimler/araçlar ya da insanlar vardır. Bunlar, "stress" 'in sürekli olarak transfer olması durumundan mütevellit,ya da "stress" ' in zaten olayı bu olduğundan, sürekli olarak komşularına bu "stress" 'i yayarlar.
Ama biliyoruz ki, her şey ama her şey kararlı/durağan/ tahmin edilebilir bir duruma da geçme isteği taşır. İşte bu yüzden biz, amaçsızca, yerli yersiz etrafımızda ses çıkaran makinaları da/ insanları da sevmeyiz. Biz dinginlik isteriz. Boş boş ses çıkaran/gerilim oluşturan varlıkları sevmeyiz. Ses çıkaracaksa, huzursuzluk verecekse bari bir işe yarasın ki, elimizde katlanmaya bir sebebimiz olsun.
Kahve yapmıyorken ses çıkaran kahve makinası olur mu? Arabalar gitmiyorken motorları çalıştırılır mı? Çamaşır atmadan çamaşır makinası çalıştırılır mı? Biz doğayız,taşız, toprağız, hayvanız. Ürettiklerimiz de aynı amaçları güdüyor. Yerli yersiz çalışıp, "stress" oluşturmamalılar etraflarında. Ha bir işe yarayacaklarsa amenna da, öbür türlü uğraştırmasınlar bizi.
Kısacası söylemek istediğim, insanlar da cisimlere benzer demiyorum, insanlar cisimdir. İşte o denen yıldız tozu söylemleri de de budur. Sen şimdi al bunu burdan, hayatın romantik bir tasviri de, istersen bilim de. Bence bunların hepsi birdir. Her şey anlaşılabilirdir.
Yeter ki "stress" ' in yönünü izle, geldiği yere doğru.
16 aralık- 2018
Genç bir mühendis.
İZMİR -Bostanlı
Çocukluğun kusursuz manzarası nasıl yetişkin olduğunuzdur.
leyla erdem yiğit 


8.21.2018

SURİYE'Lİ ÜMRAN ,
Kaç gecedir yanıbaşımda sen varsın.
Korkudan anıtlaşan bedenin ,
Kan ile yıkanmış gözlerin ile 
Kaç gecedir yanıbaşımdasın..
İnsanlığı senin kadar utandıran ,
Silahları senin kadar susturan başka bir şey olur mu ?
Olmaz ...olmaz .
Suriye' yi ölüm ırmağına çevirenler.
Libya' nın Kaddafi'si , Irak'ın Saddamı'nı bahane edenler ,
Suriye'de senin gözlerinde eriyorlar...
Saçlarında ki barut tozlarını,
Ölümle dans eden sessizliğini,
Savaşın orta yerinden gökyüzüne uçuruyorlar.
Sen. herkesin her gece yanı başında oturacaksın....
Efendilerin katilleri ; katillerin efendileri
Senin dayanılmaz sessizliğinde ölecekler ...
Ümran..... ah..! Ümran çocuk .
İnsanlığı senin kadar utandıran başka bir şey olur mu ?
Olur ... olur çocuk .
Bizim de dokuz aylık ,
Sadece annesine gülümseyen ,
Gıgıldayarak , sevinÇ atan,
BebeğimizE tecavüz eden bir canlıyı öğrendik ,
Utançtan sular kurudu , denizler yok oldu. Dağlar çöktü
Acı yağmurundan kaçamayan insanlığımız kavruldu...
Ah.... Ümran...!
Senin sesizliğinde eriyen katillerle bizim tecavüzcümüz FARKSIZDIR.
Bu toprakların üstünde ki bütün çiçeklerin düşmanı aynıdır ..
leyla erdem yiğit
21 ağustos 2016.. 

12.03.2017

Sn.Metin Aydoğan
Yazar ve düşünür
İzmir / Karşıyaka

Değerli Metin Bey,

          16 nisan 2017 tarihinde referanduma sunulan  anayasa değişikliğine karşı  herhangi bir siyasi kurum , gurup yada  dernek  adına değil , sade yurttaş olarak ;  "NEDEN HAYIR oyu verilmesi" gerektiğine ilişkin çalışmalara devam ediyorum. 
            Zaman zaman Konfüçyüz'ün "En zor şey karanlık bir odada bir kara kediyi bulmaktır" söylemini  düşündüren  süreçlerde, sizin  kaleme aldığınız, "hayır de.. " yada "evet de.. " gibi emir kipli içerik ve yazım  taşımayan bildirimleriniz yararlı oldu. Özellikle  kararsız yurttaşlarımızın tartışıp bir karara varmasına yol açtı.  Bir sayfalık okuncada aydınlatan, ama dayatmayan dil  ustalığınız  ve içerik düzeyi güvenilir bulundu ve  talep buldu.
 Menemen ,Aliağa,Şakran, Dikili ,Ayvalık-Altınova hattında çok sayıda dostlarımızla, arkadaş ve aşina çevreler ile buluşma olanağı buldum.  İşçi, teknisyen, çiftçi, (büyük baş hayvan yetiştiren)besici. balıkçı, yüksek eğitimli  kadın ve erkekler, orta ve üst  kentli meslek sahibi  insanlar , askerlerler , akademisyenler ile tartştım ve konuştum.   Hepsinin   "bu bildiri dayatmıyor, aksine öğretip açıklıyor"ortak fikrinde buluştuğuna tanıklık yaptım...Din'i ve tarihi aydınlatmalarınız  ilgi gördü Değerlendirmeleriniz  taktir edildi. 
Değerli Metin Bey, 
           Günümüzde insanlar bigiyi arıyorlar, hikmeti değil. Oysa bilgi geçmiş, diğer deyişle mazidir. Hikmet ise gelecektir. Karşı karşya olduğumuz referandum  hikmetini   analiz etmek ve anlamayı  başarmak;  geçmişi sizin kadar doğru ve anlaşılır yazan aydınların ve devrimcilerin varlığına    bağlı. Bize ışık olduğunuz için teşekkürler ediyorum.
           Dünyada  "sessizliğin filozofu" olarak tanınan besteci ,müzisyen ve ayrıca  felsefe incelemeleri bulunan JOHN  CAGE  diyor ki ; "..Karşımıza çıkan her türlü sorumluluğu  sessisce  kabul edivermek  kendimize karşı en büyük sorumsuzluktur" Bu kez ulusumuzun ehil çoğunluğu, 16 nisan günü halkoylamasında  geleceğine yüklenmek istenen  siyahın ve zorbalığın   sorumluluğunu "sessizce kabul" etmedi.   Red duygusunun kendine karşı en büyük sorumluluk olduğunun şiddetle farkına varmış kanaatim giderek  güçleniyor. Gezdiğim her yerde ve konuk olduğum her evde "hayır"da vicdan sevincinin, "evet" te durağan  duygunun  yaşandığını görüyorum. 
             Başta; Bitmeyen Oyun adlı kitabınız olmak üzere, M.Kemal Atatürk'e  ilişkin  kitap,yazı ve makalelerinizden  söz etmek mecburiyetinde kaldığımı da  belirtmek isterim.
              İzlenimlerimi  ancak bugün yazabildiğim için bağışlayın beni. 
              Eşiniz Müzeyyen hanıma, genç akademisyen kızınıza  ve size esen hayat dileklerimi bildiriyorum.
              Sevgi ve saygılarımla.

 28 mart 2017 
 leyla erdem yiğit 
İzmir- Karşıyaka


10.01.2017


TÜM EBEVEYİNLERE,
Merhaba:))))
İyi bir pazar günü diliyorum.
ÇOCUKTAKİ GİZİL YETİLERİN KEŞFİ ile GİDEREK OLUŞACAK DÜŞÜNCENİN ANALİTİK DÜZEYE ÇIKARILMASI AKIL VERMEKTİR. ÇOCUĞUNUZUN uygar DİSİPLİNESİNİ ve AKIL YÜRÜTTÜRMEYE ÖZENİ hiç ihmal ETMEYİNİZ. 
1-EMİR KİPLİ İLETİŞİMDEN KAÇININIZ. 
2-HAKLILIK KAVRAMINA ÖNEM VERİNİZ . VİCDAN ancak böyle gelişir
3-DİDAKTİKLİK YERİNE TARTIŞARAK KABUL YOLUNU KULLANINIZ.
4-ABARTILI VE YARARSIZ DUYGU BAĞINI ÖNE ÇIKARMAYINIZ..!
5- ONUN YERİNE, onun İSTEKLERİNİ ONDAN ÖNCE YAPMAYINIZ.
6- ANABABA OLMAK YERİNE "FANTEZİ DAVRANIŞLARDA" BULUNMAYINIZ .."ARKADAŞ OLUYORUM GİBİ."
7-ZAMANI VERİMLİ KULLANINIZ.
8-Dijital teknolojiyi YASAKLAMAK YERİNE nasıl kullanması gerektiğini öğretiniz.
9- Çocuk iradesini aklı ile beraber kullanmayı öğrendiğinde insanlaşacağını unutmayınız
10- Sanat ve estetiğin çocuğu nasıl etkilediği ve ne yaptığı sorusu , güneşin insanı nasıl etkilediği ve ne yaptığı sorusu gibidir.YANITI HAYATTADIR.
Önce siz sanat ve estetikle ilgilenin...... SİZ ÖRNEK olun....Çocuğunuza faydası hayatında görülecektir.
TÜM ÇOCUKLARIMIZA ESEN GELECEK VE UTKU DİLİYORUM
Saygı ile
.leyla erdem yiğit
01 ekim 2017

9.13.2017

Aşağıdaki yazım 15 temmuz öncsinde 25 haziran 2016(bir yıl bir ay önce) günü yazılmıştır.
Tekrar Yayınlamayı uygun gördüm. Saygı ile

BALIKESİR , ANİDEN !
Bugün cennet köşesi bu sahil kasabasında; , Balıkesir 'de oturduğum 52 evler mahallesinden çok eski yıllardan tanıdığım bir sakine rasladım... Ben tanıyamadım , o tanıdı.! Kafeye oturakaldık uzun saatler... Doğrusu ya, biraz kırık duygu içinde ve alaza kalkan yürek yangını ile konuştum.
------ "Sizi gürmem ne kadar iyi oldu bilebilseniz " dedi.
------ Anlaşılıyor dedim.
------- Durmaksızın içimde yangın olan sizi görüp şimdi söyleyeceklerimi söylemek ve o zaman cahillerin ocağına odun attığım için özür dilemek bambaşka , Allahın lutfu oldu. "
-------- Çok geç ama !
-------- "OLSUN" dedi.
-------- İnsan bazen olağanüstü cehaletin iyiliği . erdemi, iradeyi ve aklı yenebileceğini zannetmesi karşısında yaşadığı derin acıları ürpererek hissediyor ve muhataplarına sadece acıyor .
Değerli okur ,
Bu raslantıyı, aşağıda ki tespitlerimi VE kısmen bazı gerçekleri paylaşmak için yazdım.
Bir kaç.gün sonra Ramazan - dini bayrami yaşayacağız. Dini bayramların olması değil, bu bayramların ve DİN'lerin arkasından insanlığın sessizce iftira YÖNTEMİ İLE KATLEDİLMESİ BÜYÜK SUÇTUR.....
Bu suçların bir numaralı yerlerinden biri TARİKAT VE CEMAAT CENNETİ OLAN BALIKESİR'DİR. Zamanın her partiden milletvekilleri açık ve gizli cemaat ve tarikatlerin onayından geçerdi... Özellikle 1985 / 98 yılları arasında, FETÖ ürgütünün önderliğinde bu günlerin iktidarı uğruna; Balıkesir'deki Atatürkçü ve aydınlanmacı okumuş kadınlar tek tek tüketildi.
Kimisi nin eşlerine "karın seni aldatıyor" , kimisinin eşlerine "kadın erkek değildir , siyasete karıştırılmaz" , kimisinin eşinin zaaflarını öne çıkararak , " BU DİNSİZ karını boşarsan , kazan dığın büyük şeyler olacak" dediler.....
Kamuda eşleri çalışan kadınlara kafesler kuruldu , tuzaklardan geçirildi..!
Bazılarını akşamın ilk karanlığında oturdukları lojmanlarda evine girerken arkadan sarılarak taciz ettiler.! Ve kaçtılar.
Bu ve bunun gibi her türlü kapana kıstırılan kadınlar yılmayınca eşlerinin çalıştıkları kurumlarda "eşin orospu gibi.." imajını ve değersizleştirme duygusunu esas yaptılar.
Buna ilk inanan sizin eşiniz olabilirdi , oldu da....! Buna ilk inanan komşunuz , arkadaşlarınız olabilirdi oldu da.
Ben şimdi AKP nin yalandan söylediği , hemde "dünya lideri" dedikleri ilk adamlarının ağzından dinlediğimiz;
"camide içki içtiler" ,
"baş örtülü bacımın üzerine işediler" ,
"....kadın yarım kadındır" ,
" kürtaj günahkarlıktır "
"kadının gülmesi ayıptır" gİbi ve benzeri bir çok yalanı dinlediğimde derinden derinden gizli nefretle gülümsüyorum..
TSK , diğer deyişle Askere açılan ..Fuhuş Casusluk, Ergenekon , Balyoz gibi davaları duyduğumda hiçbir biçimde şaşmadım. Hepsinin dipten uydurma olduğunu , vicdansızlık ve toplumsal çılgınlığın hiç anormal olmadığını biliyordum.   Ayrıca uygun olan kurumlar ve kişilerin şizoit , psikonevrotik toplumsal kişilikieri alevlendirmek yoluyla nasıl kullandıklarını da  çoktan biliyordum.
Bu gün , vaktiyle benim , benim gibilerin , aydın ve özellikle Kemalist dedikleri Atatürk'çü kadınların başına örülen tuzakların bin beteri bütün Türkiye ye örülüyor , vaaz ediliyor..
Dinledikçe acı duyuyorum..
Vaktiyle bizim başımıza gelenlerin son organize hali ve siyasi erk'i şimdi Türkiye'yi yönetiyor diye düşünüyorum.
Batılı ülkelerin aydınlanma öncesi yaşadığı Engizisyon İŞKENCELERİ ÇAĞIMIZDA , BU DÖNEMDE KILIF VE YÖNTEM DEĞİŞTİRDİ. Bunu BİZDE ilk uygulayan FETÖ ve benzerleri oldu. Kişilik ve kişilerden başladılar , kitlelere ulaştılar, sonra iktidar oldular.
Parayı yağmur gibi kullandılar. KULLANILMAYANLARI kumpasa aldılar.
Zehirlendik, değiştik , ayakta öldük !
PKK ile ulusun mücadelesini sömüren ve o'nun arkasında taraftar kazanan gerici erk ve FETÖ' NÜN eski kadim dostları olan ama ; şimdi düşmanmış gibi davranan güçlüler her Alah'ın oruç gününde BAS BAS bağırıyorlar .
Dinliyoruz !
Konuşan FETÖ başı olsaydı da aynı konuları aynı kişilerle , aynı açıdan konuşurdu . Değişen bir şey mi olurdu ?
Ben sekiz yaşında ki oğlumla vakti zmanında Blıkesir''i terk ettim. Resmi kuruluştan ayrıldım. İZMİR'DE KİT kuruluşuna girdim. Oraya da yetiştiler. Kooperatif yolu ile kurulmuş ve bitirilerek tapu alma zamanına geşmiş üç katlı yazlık villa evimi , şerefiye parasını ödemediğim , adresimi resmi yollardan bildirmediğim gerekçesi ile üyeliğime son verildi. Elimden alınan evimin üyelerin ortak faydasına sunulması kararına varıldığı bildirildi. Tam beş yıl gibi uzun zaman mahkeme marifeti ile, dişe diş bir mücadele ile evimi geri aldım. Tapusuna sahip oldum. Yönetim kurulunun hesi de Balıkesir'de adam, insan zannedilen D.S.İ BÖLGE müdürlüğünde mühendis ve idarecilerdi.
Çoğu da , tarafsız yansız ve solcu geçinirdi... "Yetmez ama evet"'çilerin ilk kuşaklarıydı... Atatürk'e ve TSK ne karşı olmayı dehşetli ilericilik zannederlerdi.... Ve vicdanları çıkarlarının eşiğinde biterdi.. Basit bir müdürlük mevkisine veremeyecekleri taviz olamazdı.. .! Bugünün mimarları olan, o zamanın cemaatin emrinde ki güya okumuşları BENİM ; cemaatin "vurun kahbeye" davranışlarına karşı verdiğim amansız mücadele ile deşifre olacaklarını düşündüler ve yeterince ezilmiş olduğumu sonucuna çıkardılar. Artık yazıp çizemiyeceğimi ve konuşamayacağım kanaatıne vardılar .
"Tamam , bırakın"... dediler..! .
Direncime hayran olan vicdanlılar da çıktı !
AYDINLIĞA ve erdem'e tutundum. , HALA BIRAKMIYORUM.
Değerli OKUR,
Bir geçmişi anlatırken zamanın BALIKESİR valisi OLAN Sayın Kemal Esensoy 'u şükranla anmaktan kendimi alamadım.
Ayrıca bir gün kamuoyunun bilgisine hazırladığım kitabunda uzun uzun yazacağım gibi ; uzun yıllar köşe yazısı yazdığım YENİ HABER gazetesi sahibi DEĞERLİ EKREM . Balıbek 'in manevi kişiliğine ve anılarına sonsuz saygılarımı belirtmek görevimdir. Eğer bu valinin ve E.Balıbek'in sessiz , gösterişsiz destekleri ve iradesi olmasaydı şimdiye yaşarmıydım, bilemiyorum. ...
O günlerde bir kara Asubayı genç bir adamı ; filankesin hanımına kötü baktı diye öldürmüşlerdi... Şehir günlerce yas tuttu ! Ağladı derin , derin ...!
Ben Balıkesir'i terkederek , sinerek KISMEN kurtuluş yolunu BULDUM.
Ya...... TC nin evlatları, temiz halkı, içtenlikli seçlinleri ve aydınlanmacıları nasıl bulacak ?
Görecek ve yaşayacağız.
Dünkü vicdansızlar bu günün karanlık mafyalarıdır. Bu günün tüm vicdansızları da yarının karanlığıdır ve mafyalarıdır. ... Bunları tanımak ve aydınlık için çalışmak oruç tutmak gibidir.
Bu sıcaklarda aç kalmayı , susuz kalmayı hiçbir Tanrı ve elçisi onaylamaz !
Saygı ile.
25 haziran 2016