Sayfalar

3.19.2026



 SİYAH YOL ,

!4+4+4 eğitimde sistem değişikliği Pedagojik ve rejimler açısından siyah yol ve yöntemdir .Pedagojik açıdan dört temelde tamamen bilim dışıdır.
1- Bilşsel,
Öngörülen ilk dört yılda çocuk bilişsel ( anlak- zeka, analiz güç , matematik soyutlama. ) olarak henüz SOMUT ağırlıklı dönemini tamamlamamıştır.. Özellikle azgelişmiş ülkelerde ve gelişim farklılıkları nedeniyle bu dönem 11--12 yaş sonrasıdır. Bu nedenle tüm dünyada ilk öğretim anaokulu üstü en az 5 yı , en çok 6 yıldır.
2-Devinimsel ,
İlk dört yılda çocuk devinimsel beceri ve gelişimini ( BÜYÜK KAS ; KÜÇÜK KAS YETİLERİ VE KULLANIM BECERİSİ) sürdürmektedir. Anaokulu üstü ilk beş yıl gelişiminde met -cezir ve nazik dönem geçirir. Dördüncü yılın sonlarnda ı bu dönem cinsiyet organlarının oluşum hazırlığına geçmesi ile ÇOCUĞUN tümden teke dikkati istendiğince kullanamaz olmasının BELİRTİLERİ SIKLAŞIR. Bu dönem ikinci dört yıl boyunca da çeşitli biçimlerde sürebilir. Çoğu ebeveyinin İlkokul 5. SINIFTAN orta okul da , hatta LİSE 1. SINIFA KADAR SÜREN dönemde "çocuğuma bir hal oldu..." demesinin NEDENİ BUDUR.Getirilecek 4+4+4 kesintileri ve sürgitmeyen sistemsiz müfredat çocuklarımızı perişan edecektir
3-Duyuşsal , ( doğru algılamak , estetik duygusu , güzelliği seçebilmek , hayalin gerçeğe serüvenini farketmek , SOYUTLAMAYA HAZIRLIK )
Pedagojinin ve eğitbilimin en çok üzerinde durduğu yandır . Bu dönem ancak sosyal bir çevrede gelişir. Canlı alıcıların , vericilerin OLDUĞU , TENOLOJİNİN İNSAN AKLINDA etkinleşmesinin sonucunda gelişir. Geribildirim çeşitliliğinin arasında çocuk edindiği sınama , yanılma yolu ile kişilik temellerini atar , davranış geliştirir . İYİ - KÖTÜ kavramını somuttan soyuta doğru öğrenir. Öngörü ve sezi zenginliği kazanır. Bu evde olmaz.. Bir gurubun , kümenin içinde olur. Eğer ilk dörtyıl sonunda bu gerçeklerin önüne açıköğretimi koyarsanız , "..evden okusun , ne olur yani ?.." derseniz çocuklara karşı SUÇ işlersiniz. Kaldı ki ilk dört yıldan sora ÇOCUĞUN GELİŞİM GERÇEĞİ " NE YAPPACAĞINI BİLMEYE UYGUN DEĞİLDİR
4- Din eğitimi ve laiklik ,
Sevgili okurlar , Okullarımızda ki pedagojik ve teknolojik EKSİKLİKLERİ söylemek , öğretmen hatalarını gidermek başkadır, bilimsel gerçekliğin karşısında yukarıda ki nedenleri ileri sürerek 4+4+4 diye diretmek başkadır. Başta ebeveyinler ve herkes !Bu siyah yol ve yönteme karşı durunuz. Üstelik aşağıda ki yazıyı okuduğunuzda İLK DÖRT YILDAN SONRA KURAN--I KERİM derslerini koymanın nasıl bir aymazlık ve LAİK SİTEM DÜŞMANLIĞI OLDUĞUNU KAVRAYACAKSINIZ. Bu nedenle ;
4- Laiklik ve eğitim başliğini açmadım.
Laik Eğitim ; insanın doğal varlığının gelişimi ile igilenir . Sonradan ona insanlar tarafından eklenen ve öğle olsun diye istediğimiz DİN , ETNİK KÖKEN gibi doğal varlığımızdan gelmeyen konularla uğraşmaz , uğraşmamalıdır. Bunun için insanlık tam 12 bin senedir mücadele veriyor. Laiklik bu aydınlık mücadelenin sonunda bulunmuş en insancıl ve en demokratik ilkedir. Eğitim insanın doğal varlığını insanlaştırıp geliştirerek akıl yolu akıl yolu ile anlam üretmeyi öğretmekle yükümlüdür. İmam Hatip MEZUNLARI derneğinin PAŞA GÖNÜLLERİ VE ÇIKARLARI İÇİN OLACAK BİR ŞEY DEĞİLDİR.
Aşağıda yayımdığım PROF: Örsan Kunter Öymenin yazısı ile birlikte okuyunuz. 4. maddenin yanıtıdır .
Saygı ve ümit ile.

3.12.2026

 Düşünmek ve sorgulamak aklın güzelliğidir. L.E.Yiğit


 GALİP ERDEM                                                                                                                           Galip Erdem, Fındıklı’da “Ofluoğlu” adı ile bilinen bir ailedendir. Babası nahiye müdürlüklerinde bulunmuş Rasim Bey, annesi Pehlivanoğullarından Zekiye Hanımdır. Galip Erdem ailenin tek çocuğudur.

İlkokulu Fındıklı 11 Mart İlkokulunda bitiren Galip Erdem, babasının memuriyeti dolayısıyla, ortaokulu Bitlis ve Siirt gibi illerde tamamlar. Babası Erzurum Narman nahiye müdürlüğüne tâyin edilince, Galip Erdem de Erzurum’da lise tahsiline başlar ve 1949 yılında liseyi pekiyi derece ile bitirir.
8 Kasım 1951’de başlayan yedek subaylık görevi, 31 Ekim 1952’de teğmen rütbesiyle biter. Ve 27 Nisan 1953’te PTT Genel Müdürlüğü Ankara Yenişehir Şubesinde ilk olarak memuriyete adımını atar. 7 Temmuz 1954 tarihinde memuriyetten istifa eden Galip Erdem Maliye Bakanlığı Millî Emlâk Genel Müdürlüğünde tekrar memuriyete başlar. 6 Ocak 1955 yılında bu görevinden ayrılır. Daha sonra İETT idaresinde takip memuru olarak işe başlar (7.7.1956). Ertesi yıl bu görevinden de ayrılır ve GİMA T.A.Ş.’ ye girer. Bu arada sigortalı olarak 476 gün çalışır (3.8.1959). Bu arada Ankara Hukuk Fakültesinden mezun olur.
23 Kasım 1959’da Bayındırlık Bakanlığında Tevfik İleri’nin müşavirliği görevine başlar. Bu görevi uzun sürmez. “Tercüman" imzasıyla fıkralar yazar (1 Ağustos 1961). Yeni İstanbul Gazetesinde fıkra yazarlığına devam eder (1.1.1962) ve İzmir’de avukat İhsan Koloğlu’nun yanında avukatlık stajını tamamlar (1963).
10 Mart 1965’te Zafer Gazetesinde fıkra yazarlığını sürdürür. Aynı çalışmaya Babıâlide Sabah Gazetesinde devam eder. 1.7.1966 tarihinde Millî eğitim Bakanlığı Devlet Kitapları Müdürlüğüne müşavir olur. 2.4.1969’da tekrar fıkra yazarlığına başlar ve “Bizim Anadolu” Gazetesindeki bu çalışması, 31 Aralık 1969’a kadar devam eder.
Galip Erdem, daha sonra Başbakanlık Plân ve Prensipler Dairesinde danışman olarak görev alır . 30.06.1973 tarihine kadar, danışmanlık görevini sürdürür.
1.2.1974’te Ortadoğu Gazetesinde tekrar fıkra yazarlığına başlar. 10.09.1975’te Başbakanlık Müşaviri olur. 22.07.1981 tarihinde Turizm ve Tanıtma Bakanlığında Genel Müdürlük Müşavirliğine nakledilir ve 24.02.1982’de yirmi yıl üzerinden emekli olur. Avukatlığa başlar. Bu süre altı yıl devam eder. Mamak’ta görülen ünlü MHP ve Ülkücü Kuruluşlar dâvasının avukatlığını üstlenir. İnsanüstü gayretlerle fedakârane bir şekilde çalışır.
1987’de Merzifon Yağlı Tohumlar A.Ş.de yönetim kurulu üyeliği, Konya Şeker Fabrikasında denetçilik görevinde bulunur. 1987 yılında Sosyal Güvenlik Eğitim Vakfı Başkanlığı vazifesini üstlenir. Daha sonra bu görevinden ayrılmak zorunda kalır.
15.8.1989’da Namık Kemal Zeybek’in bakanlığı döneminde Kültür Bakanlığı APK Başkanlığına APK uzmanı olarak tayin edilir. Daha sonra üçlü kararname ile Bakanlık Müşavirliğine getirilir (17.9.1990). Bilâhare, Türk kültürüne antipatisi olan Fikri Durmuş Sağlar tarafından müşavirlikten alınıp 7.5.1992’de aynı bakanlıkta tekrar APK uzmanlığına tâyin edilir.
Bu görevde iken 10.3.1995 tarihinde yaş haddinden emekli olur. Böylece 26 yıl beş ay hizmeti dolayısıyla birinci derecenin dördüncü kademesinden emekliliğe hak kazanır.
1966’da evlenen ve 1974’te boşanan Galip Erdem’in 1969 doğumlu Bilge Erdem adında bir kızı vardır.
12 Mart 1997’de Çarşamba gecesi saat 22.10’da Ankara Gazi hastanesinde vefat eder
Cenazesi 14 Mart 1997 Cuma günü öğleyin Kocatepe Camiinde kılınan cenaze namazından sonra Cebeci Asri Mezarlığına defnedilir.
Galip Erdem, Karakedi(1950), Türk Yurdu (1959), Tercüman (1960), Ölçü (1960), Son Havadis (1961), Yeni İstanbul (1962-1963), Düşünen Adam (1962) Babıâlide Sabah (1965), Zafer (1966), Bizim Anadolu (1969), Devlet (1969), Töre (1971), Bozkurt (1974), Ortadoğu (1974), Hergün(1977), Ocak (1971), Yeni Sözcü (1981), Bakış (1981), gazete ve dergilerinde köşe yazıları, fıkralar ve makaleler yazar.
1958-1960 yıllarındaki Türk Ocakları Merkez Heyetinin yayın organı Türk Yurdu Dergisinin Genel Yayın Müdürlüğü görevinde bulunur.
6-7 Eylül 1955’te, hâdiseler dolayısıyla, Topkapı-Çapa dolmuşunda iken gereksiz ve sebepsiz yere içindekilerle birlikta Emniyet Müdürlüğüne getirilir. 45 gün Selimiye Kışlasında gözaltında tutulur ve daha sonra süçsuz olduğu anlaşılarak serbest bırakılır. 54 kilodan 39 kiloya düşer.
Galip Erdem’in ilk yazısı “Beşsanat” adlı bir dergide yayınlanır. 1948’de yayınlanan şiirinin adı “Bayrak”tır.
Galip Erdem’in yayınlanmış eserleri şunlardır:
Ülkücünün Çilesi (1975)
Sosyalizm ve Milliyetçilik üzerine Mektuplar (1975)
Suçlamalar (iki cilt)
Mektuplar (1984)
Galp Erdem’in kitap haline gelmemiş yüzlerce yazısı bulunmaktadır. Ayrıca yayınlanmamış altmışa yakın şiiri mevcuttur.
Galip Erdem yazılarında pek çok takma ad da kullanmıştır. Bunlardan Bilge Erdem, Elif Bilge, Murat Bilge, İlteriş Metin, Mehmet Rasim, Aptalî bazılarıdır.
Orhan ARSLAN

3.04.2026



 16 nisan 2017 de ki referandumda HAYIR ÇOĞUN olmaz ise , 2018 ilişkin kötü hayalimi paylaştm.....

Ajanslar diyecek ki : 3 Mart 2018 ,......sabahın ilk ışıklarında ....evleri arandı. Kalpaklar bulundu ve tutuklandılar.......!
AYRICA 03 mart 2011 tarihinde yazdığm BAŞKA başlıklı şiirim bu güne çok uygun ! bir kaç satır değişikliği ile bilginize sunuyorum. Sevgilerimle
03 MART2017
BAŞKA ,
Bu akşam karanlığı , başka karanlık..!
Tutuşursak el, ele ..
Ellerimiz ışık yakacak..
Korkma , unutma !
Bu karanlık başka olacak !
El , ele tutuşmak ışıtacak..!
Ortaklık sevinci dünya kuracak .
Unutma ..bu karanlık başka olacak.
mağaralarda gerileceğiz..
Tut , tut insanlığını ellerinle
mağaralar erisin ,
ve göğersin...
Hazırlan , unutma , korkma !
Hayır de kötülük tuzağına,
Hayır de ışığı kovanlara
ve çetin !
ve başka !
Hayır de, tut insanlılğln ellerini,
Ortaklık sevinci ekildikçe yeşerecek
Unutursan kendini karanlık hayat bulacak ,
O kez, sen, ben, iyilik,adalet, aşk ve özgürlük ölmüş olacak
Tohumlarımız toprakta kalsada ,
Yeşermesi çocuklarımızın ,çocuklarına kalacak!
Unutma !
Bu gelecek karanlık başka olacak...
leyla erdem yiğir / 03.03.2011
Onlar; kötüler ABAT olamasın , padişahlık PAYİDAR OLMASIN diye ÖLDÜLER...!


 ŞEHİTLER,

Ulu şehitler,
İnsanlığın altın yüzü,
Ulusun vicdanı,
Acının deryası , annelerin ciğer paresi ŞEHİTLER..!
Siz, ULU şehitler.
Toprağın soyağacı, tarihin kalemi, silahın zırhı.
Ey ... ULU şehitler!
Kalkın düştüğünüz topraktan,
İki yüzlü kötüleri açıklayın.
Kaldırın tüm perdeleri , yok edin korkuları .
Adaleti çağırın , hukuku not edin.
Yurtta sulhu , cihanda sulhu verin bize .
Verin bize,
Verin bize.
Sağ kalalım , yok olmasın çocuklar,
Masumiyet BOĞULMASIN"kıllı,siyah örümceğe benzer ellerde"..
İyilik güneşten olsun.
Gelecek senin kadar büyük olsun.
Ölmesin ölmeden.
Şehitler , ey...ulu şehitler .!
Bizim ŞEHİTLER ,
Tarihin aydınlığına akan şehitler
leyla erdem yiğit
04 mart 2018 TSK Afrin-Suriye'de