Sayfalar

11.15.2012

SÖZLER ,

Anladımki ; küçük adamların büyük görünmesi  tarihin ağır hastalığıdır . leyla erdem yiğit 


Bir konu hakkında bilginiz yoksa , merakınız da yoktur . Ersan Doğan 


".......bazen insan öğlesine özlenir ki , özlenen bilse bunu yokluğundan utanır .." Aziz Nesin 







11.14.2012

Değerli OKUR ,
             Aşağıda  Selman Gök'ün  ortak  sıkıntılarımızı , hukuka dayalı  demokrasi  ve   gönenç  içinde yaşamak ilişkili sorunlarımızı dünya patronlarının emrine girip  İSTİSMAR eden  " deniz görmemiş  " yurttaşlarımızın yanılgılarını ve  nasıl kandırılıp , aldatıldıklarını okuyacaksınız . Saygı ile sunulur.
1 / 4.832











                                          Bir Karadenizlinin mukayese tablosu
         KARADENİZLİYİM 
  • Lazca konuşma merakım hiç olmadı.
    Ana dilde lazca isteğim olmadığı gibi.
    Karadeniz diye adlandırılan topraklarda hep gurbeti yaşadım.
    Bazen inşaatçı oldum, bazen hamal.
    Bazen yurt dışına göç eden emekçi.
    Bazen milletvekili, bazen mühendis.
    Patika yollarla doludur yaşadığım yer. keçi yolu diye tabir edilen yolları hiç keleş ile dolaşmadım.
    Pusu atmadım askere, polise.
    Senin gibi açlığı iyi bilirim. Beraber yüklendik ülkenin en ağır yükünü.
    Emekçileri oynadık nesiller boyu.
    Sen susuzluktan yakınırken ben sellerin sürüklediği molozlar arasında kaybettiklerimin cesetlerini aradım.
    Senin adın sınır kaçakçılığıyla anılırken, ben yasa dışı silah kaçakçısı olarak tanındım.
    Silah ürettim evimin ahırında, namlu taktım oyuncak silahlara.
    Sen Irak, Suriye topraklarında gezinirken bende Gürcistan topraklarına uzanmışım ara sıra.
    Bazıları bizi çok özdeş kabul eder.
    Lazlar Kürt'ün deniz görmüşüdür der bilirsin.
    Benziyor muyuz gerçekten?
    Hemde çok, hemde hiç!
    Benziyoruz; sen karnı burnunda anne adaylarını kızak ile hastanelere taşırken ben sırtımda taşıyorum.
    Benzemez miyiz?
    Ülkenin en ağır işlerini beraber sırtlandık.
    Sen beton dökerken ben duvarcılık yapıyordum. Sen duvar örerken ben demir döşüyordum.
    Sen park simsarlığı yaparken ben gazinoları haraca bağlıyordum.
    Benzemez miyiz?
    Senin çocukların ile benim çocuklarımın kaderi de aynı, aynı hastalıklardan kırılırlar, aynı hastalıklardan Sakat kalırlar, aynı eğitimsizlikten mağdur olurlar.
    Benzemez miyiz hiç?
    Sana ulaşma konusunda devletin nasıl geç kaldığını iddia ediyorsan benimde farkım yok bilesin.
    Devleti hep jandarma diye bilir yörem insanı.
    Sizdeki gibi.
    Benzemez miyiz?
    Aynı gelenek yüzünden silahına sarılıp binleri öldürdük namus anlayışı gereği.
    Silaha merakımız, silahı yaşamın parçası görme anlayışımız hep aynı.
    Benzemez miyiz?
    Çok benziyoruz çok.
    Kürtler, Lazların deniz görmemişidir!
    Ne kadar doğru değil mi?
    HİÇ BENZEMİYORUZ ASLINDA HEMDE HİÇ !
    Ana dil hiç sorun olmadı benim için, bahane de olmadı .
    Kültürel haklar gerekçesi ile hiç cana kıymadım ben.
    Hiç pusu atıp mayın döşemedim körpe delikanlılara, yiğitlere. vatan için görev yapanlara.
    Hiç işyeri yakmadım.
    Hiç kepenk kapatmadım insanların yüzüne.
    Hiç yollara düşüp caniliği, canileri savunmadım.
    Hiç Mehmetçik ile puştu bir tutmadım, yakıştıramadım vicdanıma.
    Hiç benzemiyoruz hiç!
    Çanakkale'de bende öldüm.
    Yetmedi Pontus çeteleri ile mücadelede öldüm.
    Ruslara karşı öldüm.
    Yetmedi Kore de öldüm, Kıbrısta öldüm.
    Bunu iğrenç ayrılıkçılık anlayışına kılıf uydurmak için malzeme konusu yapmadım.
    Nereden bilebilirim ki Çanakkale'de ölen atalarımın şimdilerde yapmaya çalışacağım ayrılıkçılığa anlayış gösterebileceklerini ki!
    Zafere ulaşmak için her yol mübah demedim, diyemedim.
    Çocuklarımı sokaklarda taş atsınlar, barikat kursunlar diye yollamadım.
    Bayrakları çiğnesinler, Milli Marşı söylemesinler diye öğütlemedim.
    Lazlığımı Türklüğümün önünde görmedim hiç bir zaman.
    Ben dağa çıkmadım.
    Ülke ülke dolaşıp vahvahlarımı anlatmadım.
    Bir oğlumu dağa bir oğlumu üniversiteye birini askere yollamadım.
    Devlete vergiden kaçıp eşkiyaya haraç vermedim. Ekmeğine yağ sürmedim.
    Gece dağda gündüz kurumda olmadım. hastaneleri basmadım, okulları yakmadım, şantiyeleri havaya uçurmadım.

    ''ÇÜNKÜ BEN YEDİĞİM EKMEĞE HİÇ İHANET ETMEDİM..BİZİM İÇİN TEK BAYRAK, TEK DİL,TEK VATAN ..BİZ KARADENİZ ÇOCUĞUYUZ.
-- Selman Gök

11.12.2012

İNSAN BU ,                                                               


Hayallerin bunalım olduğunda 

Gerçeği  yalnızlığınla yaşadığında ,

Korkma yalnızlığından , 

Sosyalleşmek bazen fazla olur ,

Kör kuyu kapaksız  kaldığında  .

Bırakma yalnızlığını !

Terkedilen yalnızlık  yoksulluktur !

Kanarken dağ , ova , yer, gök  , sular 

Ve toprak .

El sandığın tokmaktır omuzunda . 

Yüreğinde tohum ektiğin arktır ,

                 akıp gider . 

Ümidine  su gelmez , yol şaşırır ! 

Solar  , uçar , yiter düşlerin !

Bırakma yalnızlığını 

                  birbaşına kal ! 




YAZAN : leyla erdem yiğit


12 KASIM 2012 

11.10.2012



ATATÜRK , KAVRAMLAR VE   YETKİLENDİRİLMİŞ İNSANLAR !
       İnsandaki  ortak duygu ve davranışların  varlığını ileri sürerek  insanlığın büyük önderleri ile  kendisini yada kendilerinin   "biat"  ettiği  parti , dernek gibi kurumların  genel başkanlarını  M.K. Atatük ile eşit değerde görmek ve bunu  yaymaya çalışmak  kişisel aymazlığın  en katmerlisidir ! Ve ayıptır ! 
       Nedeni şudur ; 
       Hırs insanda ortak duygudur. Ancak  kalıcı değerler üretiyor ve bırakıyorsa  o hırs  olumlu ve istenilir hırs türüdür. Bunun  da ancak dünya çapında ki akademik ve sosyal  önderlerde  bulunduğu  doğrudur. ... Atatürk'te   bu tür  hırs vardı !  Bu gün kimi  büyük yetkiler taşıyanlarda  olduğu  gibi hayatlarımızı  abluka eden,  siyah güç  içeren  ve  yarınlara  hiçbir değer bırakmayacak olan HIRS UYGULAMALARININ  ;   kalıcı değer üreten , bundan ötürü de  asil bir duygu olan ATATÜRK HIRSI   ile hiçbir  benzerliği  yoktur !   
       İkincisi Entellektüel olabilmek duygusudur..  Seçkin entellektüel olabilmek için  merak duygusunun  baskın olması  şarttır .Ayrıca   araştırmalardan  elde edilen  çıkarımları anlamak ve bilgi sahibi olmaktır. 
Atatürk en  büyük  entellektüeldir..  İlk yurttaşlık kitabının ve  liselerde  okutulacak  geometri kitabının yazarıdır. Her konuda genel olan tanımlama  ve  sözleri vardır.Yemek sofraları   bu derinliğinin not edildiği  yerlerdi. Bu nedenle Atatürk'ün yemek sofrasında bulunmak tarihi  onur  olmuştur.   Binlerce kitap okumuştur..! 
       Ve Atatürk  deha bir askerdir ! 
       Atatürk  karakteri yüksek ,  vicdanı beyaz , aklı  çok , zekası deha olan  , belki bin  yıllarda gelebilecek , çağları etkileyen   bir önderdir ve aklın mirasçısıdır ! 
ATATÜRK  İNSAN AKLININ VE YÜKSEK VİCDANININ  SANAT ŞAHASERİDİR..! Bu neden ile bugün olduğu gibi yarın da olacaktır.  AMA ,  bu gün Atatürk'e  EŞDEĞER  ANLATILAN  İNSANLARIN   yarın da olması için nedenleri yoktur ! 
       Muhafazakar  çevrelerin  okumuş   yandaşlarının    ve  cemaatlerin  çeşitli sözcülerinin     bugünkü siyasi parti genel  başkanlarını   Atatürk ile  eş değerde tutan  söylemlerine   ve   siyasi erk'in başı olan yetkililerin Atatürk düzeyinde tanıtılmasına  asla izin vermeyiniz.
 Bu ayıptır !  
        Atatürk'ü  saygı ile andığımız  10 kasım  günü  bugün ;onyedi  (17) şehidimiz daha var !!  Ulusumuzun acı içinde ki aklının ortasına  ve yüreğine  direnç , anlamak , beraberlik  sabır ve utku diliyorum.  

10.28.2012

CUMHURİYET  İNSANLIĞI , 

          İnsanlığın  geçmişinde   bazı aklıevvellerin  söylediği ve    inandırmaya çalıştığı gibi  kolaylık , bilgisizlik ve  cehaletin  zaferleri yoktur. Tam aksine çile , acı ve işkence vardır ! Bazan bu  katmer , katmer  önünüze düşer ! Bu gün olduğu gibi ! Cumhuriyetin insanlığı  tutsak  oldu , erdemi  ihanete uğradı  ! Yarınlarda  çocuklarının çekeceği sıkıntı , eza ve araplaşmış Türkiye'nin   cefasını   bugünün  rahatlığına  feda eden  "umut kaynağı , gözbebeği " kurumlar  bile ; iktidar sahiplerinin her tür  isteğine  teslim olmaktadır. Hem de mevcut  Anayasanın açık hükümlerini  İHLAL EDEREK !  Ne hazin bir şey bu ! 

           Selam duran  makam ve ikbal sahipleri ,
           Selam duran , "biat" eden yüksek bürokratlar ,
            "Ucube" lafının peşine takılıp  sanatı  lağvedenler ,
            Sadece hoşa gitmek için dünya ölçeğinde  sanatçımız Fazıl Say'ı  mahkeme edenler ,
            Orduları tutsak edilmiş , düşünürleri  hapsedilmiş , ayakta  ölüme  durdurulmuş aydın ve  bilim adamlarının   çok sayıya ulaşan manzarası karşısında  susan ve korkan Türkiye'de siz,  "CUMHURİYET makamlarında ki   ikbal sahipleri " sizler ......... direnmeyecek , söz etmeyecek , halkı  doğruya ve erdeme çağırmayacakta  sıradan bizler mi  kurban olacağız ? Sıradan bizler mi Silivri'ye gideceğiz ...? 
          Siz  ;ABD nin , PKK nın , AKP nin  işbirliği  yaparak  ve  Türk halkını  aldatarak  aklını  bozguna uğratıp  ele geçirdiği Türkiye Cumhuriyetinde   Atatürk(kemalist) devrimlerinin  derin  insanlığını   ve laik çağdaş toplumun hukuk ve adalet tutkusunu  istismar ederek Cumhuriyetin tüm kurumlarını  tepe tepe kullananların , babalarının çiftliğini idare eder gibi idare ederek Anayasa  filan tanımayan  siyasi erkin ( iktidarın) "ilelebet payidar" olacağını mı sanıyorsunuz ? Ne yazık size !
        Bütün yalanlar  çok ta uzak olmayan bir gün  bu günün  "utangaç" islamcı  medyasınca da  yazılacak çizilecek ! Yeter ki ABD  AKP den vazgeçsin ! 
        % 50 oy alıyormuş .. Yalan !! Yazılımı  ABD nin elinde ki bilgisayar oyunudur bu ! Seçim  kamuflajdır. Eğer kitlesel  direnç  anlam kazanmazsa bundan sonra ki seçimlerde anlamsız olacaktır.  
          Ama,  "araştırma şirketleri  de  % 50 gösteriyor . Nasıl olur" diyorsanız? Olur .. olur... Herkesi  maaşa bağlarsınız ... yada % 50 çıkaracak soruları  teknik oyunla sorarsınız  , istediğiniz gibi sonuç elde edersiniz . 
        Aksi halde ; PKK güçlendikçe  , şehitlerimiz arttıkça , hayat mutsuzlaştıkça   AKP nin oyu mu artıyor ? 
        AKP nin oyu Türk  ordusunu Silivri'ye  tıkayıp , hayatları zehreyledikçe mi artıyor ? Ve ben bilemiyorum. 
        Hayır , hayır ! 
         Asıl artan, sayıları çoğalan  "biat" içinde ki kurumlardır .. ! Asıl tehlike  " namussuz aydınlardır . Asıl artan ve   tepe tepe çiğnenen Cumhuriyet insanlığıdır . Bu gizil tehlike  içinizi  burkuyor , geleceğin arabistan , afganistan , müslüman kardeşler karanlığını  düşündürüyor mu ? 
         Bayramlarınız aydınlık olsun dileklerimle . 
          
            

6.18.2012

YURTTAŞ SORUYOR,
          Başka çare yok . 
          Gazeteciler  sormuyor, para kazanmak  ve şöhret derdindeler ? 
          Soru soran gazetecilerin başına gelenleri gördükçe korkuya sığınıp, güya çaresiz olduklarını   ima ediyorlar. 
          Allı , şanlı, varsıl ve cakalı TV  lerde  genç kadın  ya da erkek  olmaktan başka hiç bir özellik taşımayan sunucu ve program yapımcıları  edalı   bakışlarla , bazen de  " yalaka" bakışlarla  yandan , arkadan sözüm ona soru soruyorlar. Hiçbir şeyi net anlamıyoruz. Aksine  her tartışmadan siyasi erk'in iyi olduğu düşündürülüyor .Büyük oyun kartlarının  nasıl karıldığını, Türkiye'nin nereye gittiği hiç anlaşılamıyor. İyisi mi yurttaş olarak doğrudan sormak.
          1- Günlerce konuşulan , yazılan   verilen  şu söz  doğrumudur ?  
           Mit- PKK  Oslo görüşmelerinde siyasi erk'in   "PKK ile çarpışan  güvenlik görevlilerini cezalandıracak" sözü verildi mi ? Nasıl ve neden verildi ? 
           Bir kaç yıl önce Leyla Zana'nın;  "Türk askerinin kanı derya gibi akmadıkça bu iş  bitmez.." sözünün ne demek olduğu hiç soruldu mu ? Tartışıldı mı ? 
           Aynı Leyla Zana'nın şimdi; " bağımsız devlet  kurmaktan vazgeçtik" söylemini  kendisi mi dış desteklerden birisi mi ,başkası mı söyletiyor ? 
           Gerçekten güneydoğulu , kendisine  "kürt" diyen yurttaşlar  ayrılıkçılığı  destekliyor mu ? Onlar'a kimler neleri , nasıl anlatıyor? 
           Geçmişte ve şimdi bizim gibi sade ve T.C yurttaşları  arasında ne farklar var ve vardı? 
          Kaç işadamları , toprak ağaları, kaç varsıl aileleri , kaç tane  gelmiş geçmiş milletvekillerine karşılık , "kürt" oldukları için  olamamış insanları var ? Kaç tane aynı suçtan yargılanmış ve cezaları kürt diye fazla, az veya haksız verilmiş "kürt" ve Türk suçluları var ? 
            Kaç  Türk kadın siyasetçilerine karşılık, kaç  "kürt"  kadın  siyasetçileri var  ?  Kaç doktor, avukat , öğretmenlerine ,  illah.... karşılık ,  Türk olduğu için  korunmuş ve bundan ötürü  elde edemedikleri  meslek  mağdurları   var mı ? Bu tür ve benzeri   mahrumiyetin    olduğunu  nüfus sayısına  göre  bilen var mı ? 
            Bunlar gerçekten  "kürt" oldukları için , "kürt" dilinde   eğitim göremedikleri için eziliyorlar mı ?  
            Ezilmek sınıfsal mı , yoksa etnik mi olur ? Sınıfsal ise, bağımsızlık  veya  özerklik istemek ne oluyor ? Yok etnik ise, "kürt"  olduğu için ezilenler nerede ? 
            Bu  etnik bir isyan mı , yoksa demokratik hakların ve hukuğun  egemen olmadığını  anlatmak mı ? İsyan değil diğeri ise, askere düşmanlık  beslemek mümkün mü ?   Ve  PKK nın  silahlı mücadelesi  olur mu ? Biz diğer yurttaşlar da demokratik olmayan herşeyden  yakınmıyormuyuz, hukuk'un olmayışından yakınmıyormuyuz ? Mesele bunlar mı , yoksa Anadolu  toprak parçasını bölmek ve Irak 'ın kuzeyi ile birleşmek mi?         
         Varsayın ki  (hayal edelim)batı bölgelerinde ki tüm (insanlar la) yurttaşlar la ,  güneydoğu bölgesinde ki tüm yurttaşlar yer değiştirdik . Malımızı , mülkümüzü , YAŞAM TARZIMIZI DA değiştirdik. Mesele biter mi ? 
         (Bu kez bizim için az çocukları var , ya da dinsiz diye bir bahane üretirler , bölünmeyi dayatırlar, çünkü meselenin amacı  ne kendine "kürt" diyenlerin mutluluğu dur , ne de  (Türkiye Cumhuriyetini kuran herkese Türk denir " hukuksal deyimin gereği)  Türk'lerin mutluluğudur. Başka bir anlatımla demokrasi  talebi ya da "demokratikleşmek"  değildir..Bu  sorun sadece  T.C ni  sömürge düzeyinde tutmak  isteyen uluslararası  güçlerin;   birlikte  bin yıllardır  kokusuna vurgun olduğumuz  topraklarımızı ve insan kalplerimizi ayırmak oyunudur.
         Renklerimizi ,
         acılarımızı,
         türkülerimizi,  
         ağıtlarımızı, 
         sevinçlerimizi ve insan ortaklığımızın büyüttüğü tüm değerlerimizi    bölmek oyunudur. 
Bu büyük oyuna gelenleri  ve  siyasi çıkar sağlayanları iyi tanıyormusunuz ? 
         Dünyada hangi ülke etnik-ırkçı  isyancıları  "masada , akil adamlar  marifeti ile "  ikna etti  ve isyanın  gidişini  çözdü ve durdurdu ? 
         Kendisine  "kürt" diyen  yurttaşlarımızı temsil ettiğini söyleyen  BDP nin  neden ; hiçbir  biçimde   siyasileşmiş  yargıdan  , özelleştirmek  facialarından , YÖK  ucubesinden , bilim ve fende geriliğimizden , Töre cinayetlerinden , din  tacirliğinden, hayvancılığımızın mahvından , tarımın yıkımından ve işsizlikten yakınmıyor da  "ana dilde eğitim isteğini ve özerkliği  dayatıyor ? 
          Biz  Anadolu  insanlığı;tarihin  hiçbir döneminde aptal olmadık . Bundan sonra da aptal olmayacağımızı başta siyasi erk , uluslar arası yetkeler  ve siyasi erki  kurtarmaya çalışan K.Kılıçdaroğlu biliyorlar mı ? 
          Ayrıca , K.Kılıçdaroğlu "öcalan'a  istenen ev hapsi için " dört siyasi partinin  onayı olursa; "başımız üzerine , evet" diyor ya , kendisine yurttaş olarak soruyorum;  
         SN.K.Kılıçdaroğlu,  genel başkanı  olduğunuz  partinizin bir düşüncesi , ideolojisi yok mu ?  Partinize özgü söyleyecek bir şeyiniz  yokmu ?  Siz, siyasi uydumusunuz ? 
        Size; CHP gibi bir partinin onurlu ve vatansever  geçmişini , büyük Atatürk'ün  laik , bilimsel ve akıl mirasının  en önemli siyasi örgütü olan CHP'yi    paryalaştırmak  hakkını kim verdi? Sizin buna gücünüzün yetmeyeceğini  kimse söylemedi mi ?
        Başka alanlar da  , genel sorularla devam edelim. 
        4+4+4 eğitim yasasında  seçmeli ders olarak  neden hak ve özgürlükler  alanı içeren, "hukuk okur, yazarlığı" başlığı  altında bir  ders te konulmadı ? Hani din ve  inanç özgürlüğü korunuyor ya , hak ve hukuk kavramı çok mu kötü de korunmuyor ? 
         Laik devlet kendi eliyle , İmam ve hatip  yetiştirir mi ,  seçmeli de olsa din ve değerler dersi verir mi ? Yoksa bunu özel teşebbüse mi bırakır ? 
         Bu iktidar ve devlet bu ülkenin % 98 çoğunluğun  müslüman olduğunu nereden biliyor ? Bunun ciddi kanıtı var mı ? Bu ülkede başka din'lerden insanlar veya inançsız olanlar olamaz mı ? 
         TÜBA'ya bilim adamını  atamak yerine bilim adamlarının  kendi aralarında saptayacakları  ölçüler  çerçevesinde  seçmek  neden benimsenmiyor ? Bilim alanı işlerinde bilim  insanı olmayan siyasi yetkeler daha mı akıllı  oluyor?
          Ülkemiz de yargı siyasallaşmamış ise ve "ileri demokrasi" varsa neden adalet bakanı siyasi bir kişilik ve  adalet kurumlarının başı ve yetkeni ?
          Ülkemiz de  Silivri , Ergenekon, Hasdal  ve benzerleri davalar  siyasi davalar değilse,  neden "özel yetkili mahkemeler" de görülüyor ?  Bu mahkemeler  TV den  apaçık yayınlanarak  halkın dinlemesi sağlanmıyor.  Bunun aleniyet  ilkesinin gereği olacağı unutuluyor.   istenmiyor ?Eğer , orada ki tutuklular  suçlu iseler  halkın bunları tanımasında  nasıl bir sakınca vardır ?  Aksine; TV lerden yayınlanacak , halka açık yapılan mahkemeler ile  toplumsal vicdanın  geliştirilmesini  sağladığınızda,   gelecekte ya da bu gün olabilecek   bu tür suçların  zemini zayıflamaz mı ? Tutuklanan asker, gazeteci, aydın, düşünür, akademisyen , bilim adamı SUÇLU İSELER   "ileri demokrasi" gereği halkın duruşmaları TV den izleyerek   bu   suçları kavraması  neden  istenmiyor ?
           On yıllarca hastasının doktorunu öldürdüğü görülmeyen bu toplumda özellikle son on yıldır birdenbire   hasta ya da hasta sahiplerince doktorlara karşı  uygulanan şiddet ve öldürmelere  hangi durumlar   neden oluyor. Bu halk eskiden deli değildi de, şimdi mi deli oldu ?
          Getirilen sağlık sisteminin  ve doktoru değersizleştirme  algısının hiç mi suçu yok ? 
           Bu ülkede maliye politikalarının  halk için politika olduğunu söyleyebilirmiyiz ? 
           Bu politikalar yurttaştan dolaylı olarak kaç kalemden vergi alıyor ? 
           Elektirik , su, haberleşme ve sağlık gibi  insanın  temel ihtiyaçlarında kaç ayrı vergi alıyor ?  Bu adalet mi ? 
          Benzinde vergi alıyor , ayrıca ulaşım için bindiğiniz aracın biletlerinden de ikinci   vergiyi sizden alıyor . Her taraf ve hayat  ticari  hile ve vergi dolmuşu değil mi  ?
           Bir tek mutlu emekli ve çalışan varmı dır ?
            Bu ülkede  işsiz ve gizli işsiz  sayısı nedir bilen var mı ? 
            Kadınların bedenine ilişkin "kürtaj/sezeryan"  gibi düzenlemeleri  gümbür, gümbür söyleyenler ,  kadınların miras hukukundan yararlanıp yararlanmadığını  hiç dile getirmiyorlar  , neden ? 
         Kadınlar mirasını alabiliyor mu ?
         Kadınlar eşit ücret alabiliyor mu ?
         Kadınların  öğrenim düzeyi nedir ?
         Bilen var mı ?
         Kadınların ne kadarının  kendi  sosyal güvencesi var ? 
        Araştırmalar  günde beş kadının  öldürüldüğünü  kaydediyor  , bunun üzerine giden mekanizmaları  hiç duydunuz mu ? 
         Şimdilik  sorular bu kadar. Her pazartesi "Yurttaş Soruyor"  köşesinden,  yurttaş sormaya devam edecek ?
leyla erdem yiğit 
2012 /19 haziran