Sayfalar

11.28.2012


GÜNEYDOĞUMUZU   PARÇALAMAK  İSTİYORLAR !

             Sayın  Başbakan  " muhteşem yüzyıl" TV dizisi için, bizim ecdadımız böyle değil ......."  benzeri sözler söyledi ya , aman allah... ! Memleketin her boyda ve her akılda  medyası bu sözleri tartışıyor !  
            Sanki  dış politika ve bağımsızlık  meselemiz imiş gibi  .
            Sanki, başbakanın  YÖK için getirilmek istenen,  ancak şirketler bu anlayış ve ilkelerle yönetilir  dedirtten   yasa tasarısını beyenmediğini  söylemiş gibi .
            Sanki,   her  dereceli okullarımızda  ve kurumlarda  " giysi serbestliği" adı altında  türban  takmanın  serbest  bırakılması    imiş gibi . 
           Sanki , onlarca  bilimadamı , asker ve düşünürün  vicdanın  ortayerinden  , gücün ve kudretin orta yerine çekilerek  aylardır tutuklu oldukları   konusu gibi imişçesine ! 
Sanki  patriotlar için  , Suriye'nin  direnişi  ve  dünya   dengelerinin   GÜÇLÜ BACAKLARINDAN BİRİ  olan  üniter yapımızın büyük önemi  üzerine   akılcı bir şey söylemiş gibi .
           Sanki  sinsi ve  yakıcı  süren pahalılık  , acımasız  ve adaletsiz  gelir  dağılımı için bir şey söylemiş gibi .   Memleket  "muhteşem yüzyıl'ı"  tartışıyor ! 
          Medya  ve  azman  yazarlar  ,  ünlüler  ve  iğrenç   duygu üreten   ikiyüzlülük   ne kadar  ürkütüyor insanı ! 
           Oysa  Güneydoğu'muzu   parçalayacaklar ! Buna  ilişkin   ciddi bir tartışma var mı ?
Eğer,    yeni anayasa  yapılanması  gerçeğe dönüştürülmez ise,  yani  hergün en az bir şehit ile sessiz ve aparatif   dozda  kan akıtmak yöntemi  ile  insanlığı yıldırarak ,  " kürt yurttaşlara  özerk yönetim  sağlamak gerekir"   dedirterek  , sonra da    IRAK , SURİYE , TÜRKİYE 'den     koparacakları   topraklarda  bu ülkelerin kürtlerini birleştirerek  kurulması hayal edilen  "kürdistan  "  kurmak mümkün olmaz ise ; başka bir  yol denenecektir . 
Bu deneme şudur ; bütünlük içinde  dikkatle çözümleme yaptığımızda  bazen  ip uçlarını  yaşadığımız  gibi ,  güneydoğumuzda   halk ayaklanması denenecektir. Bu  ayaklanma  TC  güvenlik güçlerince  bastırılmak istenince de ;  
 ____...dur.. ! Yoksa patriotları  uçaklarınıza karşı  kafanızda patlatırız... diyecekler.  Böylece  güç,  "kürdistan "   hayali  kuranlara geçecek  ,  üniter devletin   VE AYNI ZAMANDA  LAİK  TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN   sonu olacaktır.
Bu olasılıkların   bu gün kuşkulu bulunabilmesi  yakın gelecekte doğru olmayacağı demek değildir. Böyle olmasa  Suriye 'den gelecek "tehdit" nedir ki , NATO'DAN patriot isteyelim !  Sayın başbakanın  " Akçakale'ye bomba düşürenlerin  yarın başka şeyler yapmayacağının garantisi yok "...demesi  tehditlerin büyüyebileceğini  işaret ediyor olsa bile ! 
Aydınlar !
Sanatçılar !
Muhalefet !
Üniversiteliler ! 
Gençler !
Köylüler !
Kadınlar! 
İşadamları ,
Okumuşlar ! 

" MUHTEŞEM YÜZYILI " tartışmayınız ! Başbakanın beyenmemek hakkı vardır. Bu hakkı  kullanmıştır . Haklı olup olmadığı zamanın süzgecinden geçtiğinde anlaşılır . 
           Sanat; tamtakır  dozda tartışarak  ne anlaşılır ne algılanır ! 
           Sanat üst yapı kurumudur !  O   kurum bağımsızdır  ve hayatımızın önünden gider. Başbakanlar  birşeyler dediğinde sanatın doğal yapısı  altüst olmaz. Siz bırakın bunları , 
" tuttu memleketin siyatik ağrısı " 
Memlekete ;" bir don , bir fanila al(alım)..." 
           İnsanlaşmak  ortaklığı dışında  tüm sıfatlar   ( türk , kürt gibi illah ...)   için  kavgaya tutuşmanın  akıldışı ve efendilerin  çıkarına olduğunu  öğrendiğimizde  geç kalmamış olmamızı  diliyor , istiyorum. 28 kasım 2012



                    

11.15.2012

SÖZLER ,

Anladımki ; küçük adamların büyük görünmesi  tarihin ağır hastalığıdır . leyla erdem yiğit 


Bir konu hakkında bilginiz yoksa , merakınız da yoktur . Ersan Doğan 


".......bazen insan öğlesine özlenir ki , özlenen bilse bunu yokluğundan utanır .." Aziz Nesin 







11.14.2012

Değerli OKUR ,
             Aşağıda  Selman Gök'ün  ortak  sıkıntılarımızı , hukuka dayalı  demokrasi  ve   gönenç  içinde yaşamak ilişkili sorunlarımızı dünya patronlarının emrine girip  İSTİSMAR eden  " deniz görmemiş  " yurttaşlarımızın yanılgılarını ve  nasıl kandırılıp , aldatıldıklarını okuyacaksınız . Saygı ile sunulur.
1 / 4.832











                                          Bir Karadenizlinin mukayese tablosu
         KARADENİZLİYİM 
  • Lazca konuşma merakım hiç olmadı.
    Ana dilde lazca isteğim olmadığı gibi.
    Karadeniz diye adlandırılan topraklarda hep gurbeti yaşadım.
    Bazen inşaatçı oldum, bazen hamal.
    Bazen yurt dışına göç eden emekçi.
    Bazen milletvekili, bazen mühendis.
    Patika yollarla doludur yaşadığım yer. keçi yolu diye tabir edilen yolları hiç keleş ile dolaşmadım.
    Pusu atmadım askere, polise.
    Senin gibi açlığı iyi bilirim. Beraber yüklendik ülkenin en ağır yükünü.
    Emekçileri oynadık nesiller boyu.
    Sen susuzluktan yakınırken ben sellerin sürüklediği molozlar arasında kaybettiklerimin cesetlerini aradım.
    Senin adın sınır kaçakçılığıyla anılırken, ben yasa dışı silah kaçakçısı olarak tanındım.
    Silah ürettim evimin ahırında, namlu taktım oyuncak silahlara.
    Sen Irak, Suriye topraklarında gezinirken bende Gürcistan topraklarına uzanmışım ara sıra.
    Bazıları bizi çok özdeş kabul eder.
    Lazlar Kürt'ün deniz görmüşüdür der bilirsin.
    Benziyor muyuz gerçekten?
    Hemde çok, hemde hiç!
    Benziyoruz; sen karnı burnunda anne adaylarını kızak ile hastanelere taşırken ben sırtımda taşıyorum.
    Benzemez miyiz?
    Ülkenin en ağır işlerini beraber sırtlandık.
    Sen beton dökerken ben duvarcılık yapıyordum. Sen duvar örerken ben demir döşüyordum.
    Sen park simsarlığı yaparken ben gazinoları haraca bağlıyordum.
    Benzemez miyiz?
    Senin çocukların ile benim çocuklarımın kaderi de aynı, aynı hastalıklardan kırılırlar, aynı hastalıklardan Sakat kalırlar, aynı eğitimsizlikten mağdur olurlar.
    Benzemez miyiz hiç?
    Sana ulaşma konusunda devletin nasıl geç kaldığını iddia ediyorsan benimde farkım yok bilesin.
    Devleti hep jandarma diye bilir yörem insanı.
    Sizdeki gibi.
    Benzemez miyiz?
    Aynı gelenek yüzünden silahına sarılıp binleri öldürdük namus anlayışı gereği.
    Silaha merakımız, silahı yaşamın parçası görme anlayışımız hep aynı.
    Benzemez miyiz?
    Çok benziyoruz çok.
    Kürtler, Lazların deniz görmemişidir!
    Ne kadar doğru değil mi?
    HİÇ BENZEMİYORUZ ASLINDA HEMDE HİÇ !
    Ana dil hiç sorun olmadı benim için, bahane de olmadı .
    Kültürel haklar gerekçesi ile hiç cana kıymadım ben.
    Hiç pusu atıp mayın döşemedim körpe delikanlılara, yiğitlere. vatan için görev yapanlara.
    Hiç işyeri yakmadım.
    Hiç kepenk kapatmadım insanların yüzüne.
    Hiç yollara düşüp caniliği, canileri savunmadım.
    Hiç Mehmetçik ile puştu bir tutmadım, yakıştıramadım vicdanıma.
    Hiç benzemiyoruz hiç!
    Çanakkale'de bende öldüm.
    Yetmedi Pontus çeteleri ile mücadelede öldüm.
    Ruslara karşı öldüm.
    Yetmedi Kore de öldüm, Kıbrısta öldüm.
    Bunu iğrenç ayrılıkçılık anlayışına kılıf uydurmak için malzeme konusu yapmadım.
    Nereden bilebilirim ki Çanakkale'de ölen atalarımın şimdilerde yapmaya çalışacağım ayrılıkçılığa anlayış gösterebileceklerini ki!
    Zafere ulaşmak için her yol mübah demedim, diyemedim.
    Çocuklarımı sokaklarda taş atsınlar, barikat kursunlar diye yollamadım.
    Bayrakları çiğnesinler, Milli Marşı söylemesinler diye öğütlemedim.
    Lazlığımı Türklüğümün önünde görmedim hiç bir zaman.
    Ben dağa çıkmadım.
    Ülke ülke dolaşıp vahvahlarımı anlatmadım.
    Bir oğlumu dağa bir oğlumu üniversiteye birini askere yollamadım.
    Devlete vergiden kaçıp eşkiyaya haraç vermedim. Ekmeğine yağ sürmedim.
    Gece dağda gündüz kurumda olmadım. hastaneleri basmadım, okulları yakmadım, şantiyeleri havaya uçurmadım.

    ''ÇÜNKÜ BEN YEDİĞİM EKMEĞE HİÇ İHANET ETMEDİM..BİZİM İÇİN TEK BAYRAK, TEK DİL,TEK VATAN ..BİZ KARADENİZ ÇOCUĞUYUZ.
-- Selman Gök

11.12.2012

İNSAN BU ,                                                               


Hayallerin bunalım olduğunda 

Gerçeği  yalnızlığınla yaşadığında ,

Korkma yalnızlığından , 

Sosyalleşmek bazen fazla olur ,

Kör kuyu kapaksız  kaldığında  .

Bırakma yalnızlığını !

Terkedilen yalnızlık  yoksulluktur !

Kanarken dağ , ova , yer, gök  , sular 

Ve toprak .

El sandığın tokmaktır omuzunda . 

Yüreğinde tohum ektiğin arktır ,

                 akıp gider . 

Ümidine  su gelmez , yol şaşırır ! 

Solar  , uçar , yiter düşlerin !

Bırakma yalnızlığını 

                  birbaşına kal ! 




YAZAN : leyla erdem yiğit


12 KASIM 2012 

11.10.2012



ATATÜRK , KAVRAMLAR VE   YETKİLENDİRİLMİŞ İNSANLAR !
       İnsandaki  ortak duygu ve davranışların  varlığını ileri sürerek  insanlığın büyük önderleri ile  kendisini yada kendilerinin   "biat"  ettiği  parti , dernek gibi kurumların  genel başkanlarını  M.K. Atatük ile eşit değerde görmek ve bunu  yaymaya çalışmak  kişisel aymazlığın  en katmerlisidir ! Ve ayıptır ! 
       Nedeni şudur ; 
       Hırs insanda ortak duygudur. Ancak  kalıcı değerler üretiyor ve bırakıyorsa  o hırs  olumlu ve istenilir hırs türüdür. Bunun  da ancak dünya çapında ki akademik ve sosyal  önderlerde  bulunduğu  doğrudur. ... Atatürk'te   bu tür  hırs vardı !  Bu gün kimi  büyük yetkiler taşıyanlarda  olduğu  gibi hayatlarımızı  abluka eden,  siyah güç  içeren  ve  yarınlara  hiçbir değer bırakmayacak olan HIRS UYGULAMALARININ  ;   kalıcı değer üreten , bundan ötürü de  asil bir duygu olan ATATÜRK HIRSI   ile hiçbir  benzerliği  yoktur !   
       İkincisi Entellektüel olabilmek duygusudur..  Seçkin entellektüel olabilmek için  merak duygusunun  baskın olması  şarttır .Ayrıca   araştırmalardan  elde edilen  çıkarımları anlamak ve bilgi sahibi olmaktır. 
Atatürk en  büyük  entellektüeldir..  İlk yurttaşlık kitabının ve  liselerde  okutulacak  geometri kitabının yazarıdır. Her konuda genel olan tanımlama  ve  sözleri vardır.Yemek sofraları   bu derinliğinin not edildiği  yerlerdi. Bu nedenle Atatürk'ün yemek sofrasında bulunmak tarihi  onur  olmuştur.   Binlerce kitap okumuştur..! 
       Ve Atatürk  deha bir askerdir ! 
       Atatürk  karakteri yüksek ,  vicdanı beyaz , aklı  çok , zekası deha olan  , belki bin  yıllarda gelebilecek , çağları etkileyen   bir önderdir ve aklın mirasçısıdır ! 
ATATÜRK  İNSAN AKLININ VE YÜKSEK VİCDANININ  SANAT ŞAHASERİDİR..! Bu neden ile bugün olduğu gibi yarın da olacaktır.  AMA ,  bu gün Atatürk'e  EŞDEĞER  ANLATILAN  İNSANLARIN   yarın da olması için nedenleri yoktur ! 
       Muhafazakar  çevrelerin  okumuş   yandaşlarının    ve  cemaatlerin  çeşitli sözcülerinin     bugünkü siyasi parti genel  başkanlarını   Atatürk ile  eş değerde tutan  söylemlerine   ve   siyasi erk'in başı olan yetkililerin Atatürk düzeyinde tanıtılmasına  asla izin vermeyiniz.
 Bu ayıptır !  
        Atatürk'ü  saygı ile andığımız  10 kasım  günü  bugün ;onyedi  (17) şehidimiz daha var !!  Ulusumuzun acı içinde ki aklının ortasına  ve yüreğine  direnç , anlamak , beraberlik  sabır ve utku diliyorum.  

10.28.2012

CUMHURİYET  İNSANLIĞI , 

          İnsanlığın  geçmişinde   bazı aklıevvellerin  söylediği ve    inandırmaya çalıştığı gibi  kolaylık , bilgisizlik ve  cehaletin  zaferleri yoktur. Tam aksine çile , acı ve işkence vardır ! Bazan bu  katmer , katmer  önünüze düşer ! Bu gün olduğu gibi ! Cumhuriyetin insanlığı  tutsak  oldu , erdemi  ihanete uğradı  ! Yarınlarda  çocuklarının çekeceği sıkıntı , eza ve araplaşmış Türkiye'nin   cefasını   bugünün  rahatlığına  feda eden  "umut kaynağı , gözbebeği " kurumlar  bile ; iktidar sahiplerinin her tür  isteğine  teslim olmaktadır. Hem de mevcut  Anayasanın açık hükümlerini  İHLAL EDEREK !  Ne hazin bir şey bu ! 

           Selam duran  makam ve ikbal sahipleri ,
           Selam duran , "biat" eden yüksek bürokratlar ,
            "Ucube" lafının peşine takılıp  sanatı  lağvedenler ,
            Sadece hoşa gitmek için dünya ölçeğinde  sanatçımız Fazıl Say'ı  mahkeme edenler ,
            Orduları tutsak edilmiş , düşünürleri  hapsedilmiş , ayakta  ölüme  durdurulmuş aydın ve  bilim adamlarının   çok sayıya ulaşan manzarası karşısında  susan ve korkan Türkiye'de siz,  "CUMHURİYET makamlarında ki   ikbal sahipleri " sizler ......... direnmeyecek , söz etmeyecek , halkı  doğruya ve erdeme çağırmayacakta  sıradan bizler mi  kurban olacağız ? Sıradan bizler mi Silivri'ye gideceğiz ...? 
          Siz  ;ABD nin , PKK nın , AKP nin  işbirliği  yaparak  ve  Türk halkını  aldatarak  aklını  bozguna uğratıp  ele geçirdiği Türkiye Cumhuriyetinde   Atatürk(kemalist) devrimlerinin  derin  insanlığını   ve laik çağdaş toplumun hukuk ve adalet tutkusunu  istismar ederek Cumhuriyetin tüm kurumlarını  tepe tepe kullananların , babalarının çiftliğini idare eder gibi idare ederek Anayasa  filan tanımayan  siyasi erkin ( iktidarın) "ilelebet payidar" olacağını mı sanıyorsunuz ? Ne yazık size !
        Bütün yalanlar  çok ta uzak olmayan bir gün  bu günün  "utangaç" islamcı  medyasınca da  yazılacak çizilecek ! Yeter ki ABD  AKP den vazgeçsin ! 
        % 50 oy alıyormuş .. Yalan !! Yazılımı  ABD nin elinde ki bilgisayar oyunudur bu ! Seçim  kamuflajdır. Eğer kitlesel  direnç  anlam kazanmazsa bundan sonra ki seçimlerde anlamsız olacaktır.  
          Ama,  "araştırma şirketleri  de  % 50 gösteriyor . Nasıl olur" diyorsanız? Olur .. olur... Herkesi  maaşa bağlarsınız ... yada % 50 çıkaracak soruları  teknik oyunla sorarsınız  , istediğiniz gibi sonuç elde edersiniz . 
        Aksi halde ; PKK güçlendikçe  , şehitlerimiz arttıkça , hayat mutsuzlaştıkça   AKP nin oyu mu artıyor ? 
        AKP nin oyu Türk  ordusunu Silivri'ye  tıkayıp , hayatları zehreyledikçe mi artıyor ? Ve ben bilemiyorum. 
        Hayır , hayır ! 
         Asıl artan, sayıları çoğalan  "biat" içinde ki kurumlardır .. ! Asıl tehlike  " namussuz aydınlardır . Asıl artan ve   tepe tepe çiğnenen Cumhuriyet insanlığıdır . Bu gizil tehlike  içinizi  burkuyor , geleceğin arabistan , afganistan , müslüman kardeşler karanlığını  düşündürüyor mu ? 
         Bayramlarınız aydınlık olsun dileklerimle .