Sayfalar

12.18.2012


gençler ,
Siz geleceksiniz 
Siz gökyüzü kadar sonsuz akılsınız ! 
Çocuklarımızın , torunlarımızın , insanlığın ve bağımsız aklın  hayat nehri sizsiniz ! 
Sadece siz! 
Nehirler kurumaz ki , kurumamış ! 
Ama sakın, size bir şey  olmasın!
Yorgun ömrümüzde buna dayanamayız! 
Vicdansızlar buna dayansalar da ! 
leyla erdem yiğit 
19 aralık 2012 /İzmir 

                                                                             
ODTÜ'DE OLAYLAR ÇIKTI..! 
İzleme Sayısı: 13,760
              Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılacağı Göktürk Uydusu’nu fırlatma töreni öncesinde ODTÜ’de öğrencilerle polis arasında çatışmalar çıktı. ODTÜ kampüsü içindeki Teknokent’te yapılacak tören alanına yaklaştırılmayan sol görüşlü öğrencilerle polis arasında çatışma çıktı. Polis öğrencileri dağıtmak için panzerden tazyikli su ve biber gazı ile müdahele ediyor. KURGU: Levent SERT
gençler ,
Siz geleceksiniz ! 
Siz gökyüzü kadar sonsuz akılsınız ! 
Çocuklarınızın , torunlarımızın , insanlığın ve bağımsız aklın hayat nehri sizsiniz . 
Sadece siz  !
Nehirler kurumaz ki , kurumamış ! 
Ama size bir şey olursa 
Yorgun ömrümüzde buna dayanamayız ! 
Vicdansızlar dayansa da ! 

12.05.2012

KADIN MI DEDİN  ?
       Atatürk'ün devlet  başkanlığı döneminde , 1934 yılının  5 aralık günü olan  bugün;  kadınlarımıza  seçmek , seçilmek hakkı  verildi. Bu hak ;İsviçre , Almanya ve Fransa gibi batılı  ülkelerinden çok önce verlmesine  karşın  bugün ; o ülkelerin kadınları bizim kadınlarımızdan daha çok mutluluk  ve eşitlik içindedirler .
              Bağımsız yargı ,  diğer bir deyişle bağımsız devlet  ve  gerçekten hukuk  sitemimiz olmayınca  biz kadınları kullanıyorlar !
              Kimi dinlerin günahı ve ayıbın nesnesi olarak , kimi    "erkeğinin  hizmetkarı" görülerek , kimi çocuklarının cankurtaran simidi olarak , kimi de  kadının kendisinin  değil ,   başkalarının "namusu"  olarak kullanıyorlar .
              Kadınlar bu konumlandırma ve anlam yüklemenin  arkasında ki  siyasi ve sosyal  patolojiyi  kavrayamayınca kimi öğle , kimi böyle hayatlar var ! 
              Kadınlar kendilerine  , sonra herkese ve dünyaya ; "önce insanmıyım , yoksa önce kadınmıyım?"  sorusunu  sormalıdır.  Büyük Atatürk  bu soruyu sormamız ve sorabilmemiz için  ümmetten yurttaşlığa , imparatorluktan  ulusa  getirdi bizi .  Oysa şimdi;   yurttaşlıktan ümmetçiliğe   dönüştürülmenin her türlü  yolları deneniyor ! Bunun propagandası  yapılıyor , azmi gösteriliyor (!), hukuk lağvediliyor.
               Kadınlar, kadınlar, kadınlar  bunun  fakındamısınız ? 
               Cehalet en çok kadınları  sarmalar , savaş en çok kadınlara tecavüz eder ! Karanlığı, en çok gericilik üretir .
               Farkındamıyız !  
5 aralık 2012    
         
             
       
             

11.28.2012


GÜNEYDOĞUMUZU   PARÇALAMAK  İSTİYORLAR !

             Sayın  Başbakan  " muhteşem yüzyıl" TV dizisi için, bizim ecdadımız böyle değil ......."  benzeri sözler söyledi ya , aman allah... ! Memleketin her boyda ve her akılda  medyası bu sözleri tartışıyor !  
            Sanki  dış politika ve bağımsızlık  meselemiz imiş gibi  .
            Sanki, başbakanın  YÖK için getirilmek istenen,  ancak şirketler bu anlayış ve ilkelerle yönetilir  dedirtten   yasa tasarısını beyenmediğini  söylemiş gibi .
            Sanki,   her  dereceli okullarımızda  ve kurumlarda  " giysi serbestliği" adı altında  türban  takmanın  serbest  bırakılması    imiş gibi . 
           Sanki , onlarca  bilimadamı , asker ve düşünürün  vicdanın  ortayerinden  , gücün ve kudretin orta yerine çekilerek  aylardır tutuklu oldukları   konusu gibi imişçesine ! 
Sanki  patriotlar için  , Suriye'nin  direnişi  ve  dünya   dengelerinin   GÜÇLÜ BACAKLARINDAN BİRİ  olan  üniter yapımızın büyük önemi  üzerine   akılcı bir şey söylemiş gibi .
           Sanki  sinsi ve  yakıcı  süren pahalılık  , acımasız  ve adaletsiz  gelir  dağılımı için bir şey söylemiş gibi .   Memleket  "muhteşem yüzyıl'ı"  tartışıyor ! 
          Medya  ve  azman  yazarlar  ,  ünlüler  ve  iğrenç   duygu üreten   ikiyüzlülük   ne kadar  ürkütüyor insanı ! 
           Oysa  Güneydoğu'muzu   parçalayacaklar ! Buna  ilişkin   ciddi bir tartışma var mı ?
Eğer,    yeni anayasa  yapılanması  gerçeğe dönüştürülmez ise,  yani  hergün en az bir şehit ile sessiz ve aparatif   dozda  kan akıtmak yöntemi  ile  insanlığı yıldırarak ,  " kürt yurttaşlara  özerk yönetim  sağlamak gerekir"   dedirterek  , sonra da    IRAK , SURİYE , TÜRKİYE 'den     koparacakları   topraklarda  bu ülkelerin kürtlerini birleştirerek  kurulması hayal edilen  "kürdistan  "  kurmak mümkün olmaz ise ; başka bir  yol denenecektir . 
Bu deneme şudur ; bütünlük içinde  dikkatle çözümleme yaptığımızda  bazen  ip uçlarını  yaşadığımız  gibi ,  güneydoğumuzda   halk ayaklanması denenecektir. Bu  ayaklanma  TC  güvenlik güçlerince  bastırılmak istenince de ;  
 ____...dur.. ! Yoksa patriotları  uçaklarınıza karşı  kafanızda patlatırız... diyecekler.  Böylece  güç,  "kürdistan "   hayali  kuranlara geçecek  ,  üniter devletin   VE AYNI ZAMANDA  LAİK  TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN   sonu olacaktır.
Bu olasılıkların   bu gün kuşkulu bulunabilmesi  yakın gelecekte doğru olmayacağı demek değildir. Böyle olmasa  Suriye 'den gelecek "tehdit" nedir ki , NATO'DAN patriot isteyelim !  Sayın başbakanın  " Akçakale'ye bomba düşürenlerin  yarın başka şeyler yapmayacağının garantisi yok "...demesi  tehditlerin büyüyebileceğini  işaret ediyor olsa bile ! 
Aydınlar !
Sanatçılar !
Muhalefet !
Üniversiteliler ! 
Gençler !
Köylüler !
Kadınlar! 
İşadamları ,
Okumuşlar ! 

" MUHTEŞEM YÜZYILI " tartışmayınız ! Başbakanın beyenmemek hakkı vardır. Bu hakkı  kullanmıştır . Haklı olup olmadığı zamanın süzgecinden geçtiğinde anlaşılır . 
           Sanat; tamtakır  dozda tartışarak  ne anlaşılır ne algılanır ! 
           Sanat üst yapı kurumudur !  O   kurum bağımsızdır  ve hayatımızın önünden gider. Başbakanlar  birşeyler dediğinde sanatın doğal yapısı  altüst olmaz. Siz bırakın bunları , 
" tuttu memleketin siyatik ağrısı " 
Memlekete ;" bir don , bir fanila al(alım)..." 
           İnsanlaşmak  ortaklığı dışında  tüm sıfatlar   ( türk , kürt gibi illah ...)   için  kavgaya tutuşmanın  akıldışı ve efendilerin  çıkarına olduğunu  öğrendiğimizde  geç kalmamış olmamızı  diliyor , istiyorum. 28 kasım 2012



                    

11.15.2012

SÖZLER ,

Anladımki ; küçük adamların büyük görünmesi  tarihin ağır hastalığıdır . leyla erdem yiğit 


Bir konu hakkında bilginiz yoksa , merakınız da yoktur . Ersan Doğan 


".......bazen insan öğlesine özlenir ki , özlenen bilse bunu yokluğundan utanır .." Aziz Nesin 







11.14.2012

Değerli OKUR ,
             Aşağıda  Selman Gök'ün  ortak  sıkıntılarımızı , hukuka dayalı  demokrasi  ve   gönenç  içinde yaşamak ilişkili sorunlarımızı dünya patronlarının emrine girip  İSTİSMAR eden  " deniz görmemiş  " yurttaşlarımızın yanılgılarını ve  nasıl kandırılıp , aldatıldıklarını okuyacaksınız . Saygı ile sunulur.
1 / 4.832











                                          Bir Karadenizlinin mukayese tablosu
         KARADENİZLİYİM 
  • Lazca konuşma merakım hiç olmadı.
    Ana dilde lazca isteğim olmadığı gibi.
    Karadeniz diye adlandırılan topraklarda hep gurbeti yaşadım.
    Bazen inşaatçı oldum, bazen hamal.
    Bazen yurt dışına göç eden emekçi.
    Bazen milletvekili, bazen mühendis.
    Patika yollarla doludur yaşadığım yer. keçi yolu diye tabir edilen yolları hiç keleş ile dolaşmadım.
    Pusu atmadım askere, polise.
    Senin gibi açlığı iyi bilirim. Beraber yüklendik ülkenin en ağır yükünü.
    Emekçileri oynadık nesiller boyu.
    Sen susuzluktan yakınırken ben sellerin sürüklediği molozlar arasında kaybettiklerimin cesetlerini aradım.
    Senin adın sınır kaçakçılığıyla anılırken, ben yasa dışı silah kaçakçısı olarak tanındım.
    Silah ürettim evimin ahırında, namlu taktım oyuncak silahlara.
    Sen Irak, Suriye topraklarında gezinirken bende Gürcistan topraklarına uzanmışım ara sıra.
    Bazıları bizi çok özdeş kabul eder.
    Lazlar Kürt'ün deniz görmüşüdür der bilirsin.
    Benziyor muyuz gerçekten?
    Hemde çok, hemde hiç!
    Benziyoruz; sen karnı burnunda anne adaylarını kızak ile hastanelere taşırken ben sırtımda taşıyorum.
    Benzemez miyiz?
    Ülkenin en ağır işlerini beraber sırtlandık.
    Sen beton dökerken ben duvarcılık yapıyordum. Sen duvar örerken ben demir döşüyordum.
    Sen park simsarlığı yaparken ben gazinoları haraca bağlıyordum.
    Benzemez miyiz?
    Senin çocukların ile benim çocuklarımın kaderi de aynı, aynı hastalıklardan kırılırlar, aynı hastalıklardan Sakat kalırlar, aynı eğitimsizlikten mağdur olurlar.
    Benzemez miyiz hiç?
    Sana ulaşma konusunda devletin nasıl geç kaldığını iddia ediyorsan benimde farkım yok bilesin.
    Devleti hep jandarma diye bilir yörem insanı.
    Sizdeki gibi.
    Benzemez miyiz?
    Aynı gelenek yüzünden silahına sarılıp binleri öldürdük namus anlayışı gereği.
    Silaha merakımız, silahı yaşamın parçası görme anlayışımız hep aynı.
    Benzemez miyiz?
    Çok benziyoruz çok.
    Kürtler, Lazların deniz görmemişidir!
    Ne kadar doğru değil mi?
    HİÇ BENZEMİYORUZ ASLINDA HEMDE HİÇ !
    Ana dil hiç sorun olmadı benim için, bahane de olmadı .
    Kültürel haklar gerekçesi ile hiç cana kıymadım ben.
    Hiç pusu atıp mayın döşemedim körpe delikanlılara, yiğitlere. vatan için görev yapanlara.
    Hiç işyeri yakmadım.
    Hiç kepenk kapatmadım insanların yüzüne.
    Hiç yollara düşüp caniliği, canileri savunmadım.
    Hiç Mehmetçik ile puştu bir tutmadım, yakıştıramadım vicdanıma.
    Hiç benzemiyoruz hiç!
    Çanakkale'de bende öldüm.
    Yetmedi Pontus çeteleri ile mücadelede öldüm.
    Ruslara karşı öldüm.
    Yetmedi Kore de öldüm, Kıbrısta öldüm.
    Bunu iğrenç ayrılıkçılık anlayışına kılıf uydurmak için malzeme konusu yapmadım.
    Nereden bilebilirim ki Çanakkale'de ölen atalarımın şimdilerde yapmaya çalışacağım ayrılıkçılığa anlayış gösterebileceklerini ki!
    Zafere ulaşmak için her yol mübah demedim, diyemedim.
    Çocuklarımı sokaklarda taş atsınlar, barikat kursunlar diye yollamadım.
    Bayrakları çiğnesinler, Milli Marşı söylemesinler diye öğütlemedim.
    Lazlığımı Türklüğümün önünde görmedim hiç bir zaman.
    Ben dağa çıkmadım.
    Ülke ülke dolaşıp vahvahlarımı anlatmadım.
    Bir oğlumu dağa bir oğlumu üniversiteye birini askere yollamadım.
    Devlete vergiden kaçıp eşkiyaya haraç vermedim. Ekmeğine yağ sürmedim.
    Gece dağda gündüz kurumda olmadım. hastaneleri basmadım, okulları yakmadım, şantiyeleri havaya uçurmadım.

    ''ÇÜNKÜ BEN YEDİĞİM EKMEĞE HİÇ İHANET ETMEDİM..BİZİM İÇİN TEK BAYRAK, TEK DİL,TEK VATAN ..BİZ KARADENİZ ÇOCUĞUYUZ.
-- Selman Gök

11.12.2012

İNSAN BU ,                                                               


Hayallerin bunalım olduğunda 

Gerçeği  yalnızlığınla yaşadığında ,

Korkma yalnızlığından , 

Sosyalleşmek bazen fazla olur ,

Kör kuyu kapaksız  kaldığında  .

Bırakma yalnızlığını !

Terkedilen yalnızlık  yoksulluktur !

Kanarken dağ , ova , yer, gök  , sular 

Ve toprak .

El sandığın tokmaktır omuzunda . 

Yüreğinde tohum ektiğin arktır ,

                 akıp gider . 

Ümidine  su gelmez , yol şaşırır ! 

Solar  , uçar , yiter düşlerin !

Bırakma yalnızlığını 

                  birbaşına kal ! 




YAZAN : leyla erdem yiğit


12 KASIM 2012 

11.10.2012