Sayfalar

7.16.2013

"...VURMAYIN ...ÖLDÜM...."

Sayın Başbakan , bu ülkeyi yönetenler ve tüm aydınlar , 
         GEZİ PARKI HALK  HAREKETİNE KATILAN ALİ İSMAİL KORKMAZ'I  kimlerin döverek öldürdüğü henüz  ortaya çıkarılmadı. Bu gün , ALİ'NİN ölmesine neden olan dövülme  anlarını evinin balkonundan  seyreden  ikinci bir tanık  " ..dört sivil , üç polis Ali'yi dövüyordu. Ali "...vurmayın öldüm .." diye çığlık çığlık bağırıyordu. ....!  dedi. ve  devamla ,  Elinde sopa olan bir adamın   polislere "..bize destek olursanız hepsini....sinkaf ederiz.. ! Yaşım otuzaltı , otuzaltı kişiyi götüreceğim ..." dediğini anlattı. 
          Şimdi ,Ali'nin çaresiz "..vurmayın ....öldüm..." çığlıkları  İstanbul'un  mağrur ufkunda kara bir leke olarak  yankılanıyor...! 
           Siz sayın başbakan, bu çığlığı duyuyormusunuz...? Mitinglerinizde  derin bir tebessümle "  Üç yaşında ki torunum sabahları beni " ...dik dur eğilme , bu millet seninle .." sloganı ile uyandırdığını söylediniz ya ! Ali!nin  MİLLETİN  ÜYESİ OLMASINDAN GELEN    protestö  hakkının en az torununuzun size öğütlediği  duruş kadar onurlu olduğunu hiç düşündünüz mü ? Ve siz, " VURMAYINNN ...ÖLDÜM...!..."  ÇIĞLIĞININ    BÜYÜK  UMARSIZLIK İÇİNDE VE  TONLARCA ACI YÜKLÜ OLDUĞUNU  HİSSEDEBİLİRMİSİNİZ ? 
Annesi ve babası bu acı yükünün  altında ne yaparcaklar , nasıl dayanacaklar  Sayın başbakan ? 
           Demokratik devlet;  yurttaşları  değer ölçüleri ve ağırlıklarına , mevki ve unvanlarına göre koruyup , kollamaz , yaşam haklarını kullanmalarını sağlamaz!   Tam aksine İNSANI ; SADECE İNSAN OLDUĞU İÇİN KORUR , KOLLAR VE YAŞAM HAKKINI  MUHKEMLEŞTİRİR !  Bu bakış açısını kazanmış devlet  demokratik devlettir. .ALİ VE DİĞER DÖRT OLEN  YURTTAŞ , GÖZLERİNİ  KAYBEDEN VE YEDİ YÜZ YARALI İNSAN  SİZİN KADAR DEĞERLİYDİ.  Siz nasıl korunuyor , esirgeniyorsanız ölen genç yurttaşlarımızda  esirgenmeli , korunmalıydı ? O yurttaşlar, diğer deyişle Ali'ler Abdullah'lar,  Ethem'ler ÇOK GENÇ İDİLER , YARINIMIZDA KİMBİLİR,  toplum için ne büyük işler için çalışacaklardı.   Bu açıdan siz ve sizin gibi olanlardan  çok daha fazla ve nitelikli  gelecek inşa edeceklerdi.  ve sizden değerli idiler  ....!   İnsan bir yere seçildiğinde  en değerli olmaz.    Makamının gereği OLARAK İNSANIN  korumaları olunca en değerli, yada en çok saygıdeğer de olmaz ..! 
             Ve sayın başbakan ,  en doğrusu şudur ;   İNSAN,  İNSANLAŞMAK İÇİN  YAPTIĞI    HERŞEYDE ÖLMEYİ ASLA HAK ETMEZ !   Sizin ve  diğerlerinin yalnış anlamasına  yol vermemek için  örneklersek  yakıcı ve çarpıcı  olacağını düşündüğüm  şu örneği  verebilirim....  Küçük bir çocuğa  eza ile tecavüz eden,  bir diğerine  çeşitli biçimlerde ve fizik olarak  şiddet uygulayan    erişkin  insanların yaptığı insanlaşmak değil , hayvanlaşmaktır!  ..... Ama sizin hiç sevmediğiniz LAİK  HUKUK DÜZENİ;  BU  insaların   ve  benzerlerinin de  YAŞAMAK HAKKINI KORUR, . İŞKENCE YAPMAZ ! 
              İnsanlığın mücadelesi  insanlaşmak isteyenlerle istemeyenler arasında ki   mücadeledir. 
              Siz hangi mücadelenin yanıbaşındasınız Sayın başbakan ? 
              Siz,   dinci bezirganlar , Çıkarları için  DİN VE İNANÇ OYUNU OYNAYANLAR , Ancak,  ÇIKARLARININ EŞİĞİNE KADAR İNSAN OLMAYI  YEĞLEYEN CEMAATLERE , KURUMLARA  ve siyaset  canbazlarına  BİR   iletim var !  İstanbul'un mağrur ufkuna SİNEN   İNSAN ÇIĞLIKLARI  , İNSAN VİCDANINI  YENİDEN VE DAHA MUKTEDİR OLARAK AYAĞA KALDIRIRSA SAKIN ŞAŞIRMAYIN  ! 
 SULTAN  SÜLEYMAN' A     KALMAYAN BU DÜNYA SİZE Mİ KALACAK ?
leyla erdem yiğit 

16 temmuz 2013 
      

7.08.2013

AŞK , İNSAN VE SEÇİMLER ,
Değerli Okurlar ,
            Aşağıda,  son genel seçimler gününden önce yazdığm yazıda  bu günün  Gezi Parkı soylu direncinin  saklı izlerini okuyacaksınız.



AŞK, İNSAN VE SEÇİMLER / Yazan: leyla erdem yiğit /11 nisan 2011





AŞK, İNSAN VE SEÇİMLER ,

Yazan : leyla erdem yiğit - nisan 2011





                 Sevgili  genç erkek , genç kadınlar ;  bu gün ben hiçbirşey yapmadan dinlenmeyi  yeğliyecektim.. Ama bu düşüncemi erteledim...Kişisel hayatımda   özseverlik ve "ben"  davranışımın sıfır olmasının gereği vazgeçtim. . Belki de yarın  bu kadar dingin zamanı bulamam Sizinle birlikte düşünmeyi yeğledim. 
                  AŞK  ve insan  ilişkisi  birincil ilişkilerimizdendir. Büyük çoğunluk aşk ' larımızın bizi kuşatan  tüm koşulların ve gereksinimlerin  belirlediğini  belki de hiç düşünmemiştir .  Aşk 'larımızı   psikososyal,  sosyodeğerler , ekopolitik ve zihinsel üretimin belirlediğini kabul etmek için hayatınızda her tür veri vardır. Annesinin memesini emerken  apartman penceresinden  yalnızca  taş duvarları izleyen   ve annesinin acılı yüzünü  gören  bebe  ile  babasını  iki eliyle başını kavrayıp   düşünürken merak eden  o çocuk   ve  umarsızlıktan  birbirine  şiddet kullanan ebeveyinlerin  çocukları  erişkin olduğunda  içgörü  ve duygu arılığı içinde  aşk  ve sevgi üretmeye yetkin  olmayacaktır.
Haksızlığa uğramış memurun , "allah" yolunda  siyasileştirilmiş bir toplumun    bencil duyguları , KOŞULLANMIŞ   algısı   aşık olmak için ölçüler üretecektir. Kendini  zararlı denetime alacaktır.
AŞK markalanacak , erdemleri ve doğallığı  eskimiş   ve bozuk algılanacaktır.
Bozuk ve  markalı algılanan herşey  yarışmak zorundadır.  Yarışmak için ortak alan   piyasadır. Piyasalaşan herşey   metalaşmadan kurtulabilir  mi ?  Kurtulamaz .
 DUYGULARI , SEZİLERİ  PİYASA DEĞERLERİNE VE  DOGMA  ALGILARA   GÖRE  AYARLANAN  BİR TOPLUMUN GENÇLERİ  aşk ve sadakat yaşayabilir mi  ?   Bu gün bu gerçeğin acıları  çekiliyor... Bu acıyı  çok yakından biliyorum. Sessiz tanığıyım.
                 Genbilim gerçeklerine   ve fizyolojiye  göre  ;  doğal genetik  durumla dış dünyanın  savaştırıldığı bir toplumun aşkları bozuk şerbete benzer. Sizi  gönenç içinde  bulunduramayan  , işsiz bırakan   ve  ürettirmeyen   okonomipolitika    aşklarınıza saldırıyor demektir. 
Genç üniversiteli ,  "hiç paramız olmadı , annem gündelik hizmet işçisiydi. Kız arkadaşımı bir kafeye götürünce ödeme yapacak durumda hiç olmadım....." diyordu. Bu gencin  yakınmasında  hiç mi siyasilerin ,  vurguncuların  payı yok..? 
Yapılan araştırmalarda  evliliklerin ilk on ,  onbeş  yılı  geçim derdi , yerleşmek ve borç ödemekle  ; diğer on yılı  çocukların okulları ile  , diğer onbeş yılı da  kendilerini ve eşlerini  tanımakla geçiyor. AŞK'A VAKİT YOK..! Aşk ve evlilik eşitlik ve bağımsızlık , dürüstlük ve erdemlilik içermesi  gerekirken yalnızca "üremek"ve itaat  algısı ile  tanımlanarak  ; sevglilerde , evlilerde sorunlarının kişisel ve toplumsal   içiçeliğinin   farkında olmadan  ömürlerini tüketmektedirler.
               Bunları  " siyasetle uğraşmıyorum" diyen genç erkekler ve genç kadınlar için yazmak ve paylaşmak istedim.  Oysa,  hangi düşün dünyasından olursa olsun ; 12 Haziran  genel seçimlerinde  hayatımızla ilgili herşeyi oylayacağımızı  bilmek zorundayız.
Aşk , sevgi ve insanın gerçek  özü ile oluşması  adalet  ve  geniş anlamda  güven duygusunun  , hak edilmiş  fırsatların , gelecek güvencesinin , üretim yapabildiğiniz  yaşamın  olması ile doğru orantılıdır.  Şiddetin , korkunun , her çeşit müdahalenin  , gelecek kaygısının ,  "ne olacağım"  sorusu  yanıtının  belirsiz olduğu  hayat  içinde sevi , tutku ve vicdan olmaz.
 YGS DE OLDUĞU GİBİ  cinsiyete göre ayrılmış sınav salonlarının ve büyük hırsızlıkların  yapıldığı bir düzende  aşk , sevgi , ahlak ve vicdan gibi değerlerin  sağlıklı oluşması imkansızdır.
              AŞK , SEVGİ NİN  kabul edildiği ama,   hiçlik ve değersizlik duygusunun baskın olmadığı , güvenilir ve kurumsallaşmış eşitliğin ve özgürlüğün  hayat ve algılarımızda  yer bulduğu  bir düzende  mümkündür.  
               Bu nedenle  "ben oy vermeyeceğim diyen , muhafazakarım diyen genç erkek ve genç kadınlar "  bu kararlarından kendi çıkarları için vazgeçmelidirler. 
 Ömürlerine sevinç , üretim , saygınlık  , aşk ve tutku ile  anlam yüklemelerini arzu ediyorlarsa 12 HAZİRANDA(2011) EN KÖTÜYÜ  ELEMEK    VE  iş başından uzaklaştırmak  zorundadırlar..  çağdaş , aydınlık bir geleceği  inşa edebileceklere  OY vermelidirler.
Bunun ölçüsü ve yolu  şimdiye dek yaşadıkları  heşeyi  bir daha  süzerek , durum  incelemesinde  bilgiye ve nesnel gerçekliğe    bakarak karar vermektir.  Gazetelerden  paralı kalemlerin , siyasi erkin  adamlarının  çala , kalem dedikoduları ile  bilgilenmek değildir. Bunun yolu hayatınızdan öğrenmektir.
 Belgeleri ve kanıtları hayatınızda var , oraya bakınız. AŞK , TALİH  VE SABIR diliyorum. 
 leyla erdem yiğit

6.20.2013

 SUNU,

            Düşünce  doğa bilimleriyle kaynaşmaya başlamıştır. Kuramla kılgının  karşılıklı  etkileşimi ile gelişen doğabilimsel  bir "bilgi sevgisi" dir.
            Kimi zaman , kimi yerde bir kavramın aydınlatılması  birçok yapıtı gerektirdi. Kimi  yerde de bir çok yapıt bana sadece bir tek kavram bile vermedi. 

            Bir avuç bilgiden , gökyüzü kadar bilgi edinmek için yolculuk etmektir felsefe . 
             İnsanlığımı , yüzyıllar  süresince  doğal bir varlığı insan etmek için  uğraşan bütün değerlere borçluyum. 

leyla erdem yiğit  
22 mart 2012
             

  1. "...KURŞUN SIKAR, KURŞUN.... ÖLÜMÜNE ...! 


           TC Başbakanı , 72 bin m2 olduğu ve en çok 250 bin kişiyi alabileceği belirtilen İST. KAZLI ÇEŞME alanında ; genel başkanı olduğu AKP nin yaptığı "milli iradeye saygı" mitinginde konuştu ve çok öfkeliydi !
           Herkese karşıydı !
           Herkes kabahatliydi..!
           Herkes suçluydu..!
           Başta, GEZİ PARKI halk hareketine katılan herkes terörist , herkes sustalı maymun olmalıydı .
           Kendisini dinledikçe, Ethem Sarısülük'ün cenaze merasiminin POLİS PANZERLERİNİN gölgesinde Ankara / Kızılay meydanında neden yapılamadığını bu " öfkenin" cenazeleri bile düşman sayabileceğini düşündüm.
    Kafa tasından mermi / kurşun çekirdeği çıktığı ve kurşun ile öldüğü saptanan ETHEM SARISÜLÜK'ÜN SUÇLUSUNUN BİZATİHİ POLİS olabileceğinin ortaya çıkabileceği olasılığı başbakanda öfke ürettiği seziliyordu..!
    Ve başbakan dedi ki , "....kardeşlerim polis biber gazı kullanır , gelişmiş ülkelerin hepsinde polis, biber gazı ve gaz kullanıyor ....HATTA ORALARDA "..POLİS KURŞUN SIKAR , KURŞUN... ! ÖLÜMÜNE ..!" SÖZLERİNİ ÖZEL BİR VURGU İLE SÖYLEDİ.
    Polisin kurşun kullanması halinde de de haklı olabileceğini ileri süren bir başbakanın (LAİK hukuk devleti OLDUĞU SÖYLENEN) Türkiye Cumhuriyetinin BAŞBAKANI OLMASININ ANCAK, ZİLLET OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNDÜM.
            Sahi.... bu adam gerçekten TC nin başbakanımıdır ?
    Başbakan bu beyefendi ise memleketin büyük ve etkin sanayicilerine , İŞ adamlarına hesap soracağım der mi ? POLİSİN ŞİDDETİNDEN KAÇAN yurttaşları barındıran bina , otel sahiplerine , "canına okuyacağım" anlamı taşıyan korkutmada bulunur mu ?
    Demokratik hakkını kullanmaya giden öğrencinin öğretmenlerini ,müdürlerini , akademisyenleri , esnafların bir bölümünü ve yaralıları tedavi eden doktorları tehdit eder mi ? Korkutur , tutuklar mı ?
            TIP DOKTORLARININ Hipokrat yemini yaptığını , bu yeminin bir tür insanlık yemini olduğunu bilmez mi ? Gönüllü sağlık hizmetinde bulunan doktorları da kastederek "....HESABINI SORACAĞIZ ..." diye avaz avaz bağırır mı ?
    Başbakanın derin bir aymazlık ama , sonsuz güç içinde olduğunu gördüm.
             Ve ben başbakan için çok üzüldüm !
    Bir tane dostunun olmadığını söylemek istiyorum.
    ABD ÖNCE KULLANIR , SONRA GÖZDEN ÇIKARIR olduğunu kimse söylememiş kendisine! Yabancı medyaya boşuna kızıyor !
    Başbakan bunu anlamak istemiyor ,
    Henüz sallantının duracağı ümidinde ki çevre farelerinin kendisine "hoş" geçineceğini kabul edemiyor!
    Danışmanları , kendisi " Faiz lobisinin" hakkından gelmesinin çok kolay olduğunu bilemiyorlar mı ? FAİZİ YASAKLAR ve "faiz lobisini" cezalandırılabilir... Böylece her şey halledilir ! Başbakan bunu yapmıyor ama , bas bas bağırıyor !
             Yeniden sormak gerekiyor !
             Sahi .. TC başbakanı bu adam mı ?
    O zaman, PKK ile Ortadoğu , Suriye üzerinden ANLAŞMA YAPARAK ve " barış süreci başlatarak .. PKK nın başkanını dünyanın her tarafında meşrulaştıran bir başbakan bu başbakan değil mi ? O zaman, Kazlı çeşme mitinginde Gezi Parkı halk hareketinin insanlarını ; PKK İLE ATATÜRK'ÜN RESMİNİ YAN YANA ASMAKLA SUÇLAR MI ?
    VE SAHİ... BİR BAŞBAKAN HER ŞEYİ GERÇEK DIŞI olarak , İNATLA TEKRARLAR MI ?
    Devlet kendisiymiş gibi, " benim Polisim , benim valim , benim ...benim...benim..." der mi ?
             Bu dil, demokratik hukuk devletinin başında ki bir başbakanın dili olur mu ?
    "....İÇİŞLERİ BAKANIMA YİRMİ DÖRT SAATE TAKSİM , GEZİ PARKI TEMİZLENECEK DEDİĞİNİ..." HIŞIM İLE ANLATIR MI ? " Temizlemek " sözcüğünü hangi nezaket dili ile söylüyor ?
    Polis, hak ve özgürlükleri bastırmak memuru mudur ?
    Bir türlü yakalanamayan AKIL HASTASI SERİ KATİLİ kaçırmamak için kurşun atan ABD POLİSİNİ örneklerek "....kurşun atıyor , kurşun ! Ölümüne ..." diyebilir mi ?
             Başbakan dünyaya seslendi , söylediklerini duydular !
             Söyledikleri AYIP değil mi ?
             Hani bütün dünyada şah , ülkesinde padişah gibiydi ?
             Komşularla sevgili gibiydik , sorun sıfırdı !
             Özgürdük !
             Ne olduk ?
             Biz ne olduğunu biliyoruz .
             Sahi siz benim , bizim , bunların , onların , şunların başbakanımısınız ?
    Leyla Erdem Yiğit
    16 HAZİRAN 2013

6.13.2013


AKP MİTİNGİ NE İŞE YARAYACAK ?

            AKP 15/ 16 haziran günü miting yapıyor. 
            Bu miting AKP için çok anlam yüklüdür. Ve onlara göre siyasi rakiplere panzehir olacaktır. 
İst Gezi parkı halk hareketi bütün dünya da yankı buldu ve haklı bulunuyor ! 
BU DURUM DEVAM EDİYOR. 
AKP ve onun Sayın genel başkanı VE EMRİNDEKİLERİN ; İÇERİDE .....sabahlara kadar KÖTEK atarak , kiminizin gözünü çıkararak , kiminizin beyin ölümünü gerçekleştirerek, kiminizi biberli gazda boğarak SİZİNLE başa çıkarım! .
Sizi, güzel mi güzel adam ederim ....!
Ama , dünyaya TAFRA atmam şart oldu ..! 

Kuvvetimle görünmek , gerekirse aba altından sopa göstererek, alayına vay...! dedirtmem lazım..! diye düşündüğü anlaşılıyor!
            Bu nedenle AKP nin , İKİ GÜNLÜK ARDI ARDINA yapacağı mitingleri, "yüzde elli insanı " diğer yüzde elliye göstermek için yapmayacak !
DIŞ dünyaya ŞUNU SÖYLEMEK İÇİN YAPACAK ; " .. ABD, AB baksana.. Tayyip kaç kişidir saysana...." , "...gücümü görün de laf söyleyin .
." Ben istersem , bu insanlara bir işaretimle herşeyi yaptırırım , bu milyonlar ben demektir , ben de onlar demektir..." İLETİSİNİ KUVVETLE VERMEK isteğinin gereği olarak yapacak !
             Yurttaşın,
SİYASİ KOBAY   olduğu "...ileri demokrasiyi " hiç görmemiştik , görüyoruz!
             Cehalet, kendinden başka herkesi kör zannedermiş !
             AKP nin mitingleri bakalım dış dünyanın eleştirilerine merhem olacak mı ?
             
Ne işe yaradığını göreceğiz !
12 Haziran 2013

Leyla Erdem Yiğit 

6.05.2013





  1. ŞAŞTILAR !


             Bir zamanlar "..mağdur.." acınması yaptılar , halk HAK verdi.
            TC nin tepesinde birinci ve ikinci koltuğa oturdular ! 
     Ve sonra " ya..allah bismillah .." dediler ve neler , neler yaptılar ! 
    Suç ürettiler , SİLİVRİ KAMPINI AÇTILAR ...!
    Trakya'nın yelinde , Meriç nehrinin selamlığında ki Silivri OVASININ ortasında , kervanların geçmediği , kuşların uçmadığı ISSIZLIKTA SİLİVRİ CEZA KAMPINI KURDULAR.
            HALK ŞAŞIRIP KALDI , OLANLARI ANLAMAYA ÇALIŞTI !
    Ve sonra gördü ki hukuk yok , yargı yok , vicdan yok , merhamet yok , erdem yok !
    Yer bakır , gök tunç , toprak kavruk !
            Bundan utandı halk !
           VE sustu !
           Yoksullukla mücadele ediyoruz dediler ama,
    Bir tane fabrika ,
    bir tane sanayi kuruluşu ,
    bir tane halk için tavuk kümesi bile yapmadılar!
            Halk sustu !
            Makarna , şeker, kömür verdiler !
    TC. SOSYAL HUKUK devletini HAYIR VAKFINA döndürdüler!
            Halk sustu !
            Memura , emekliye , çalışana üç kuruş verdiler
    Ne kadar parası olan kapital sahibi yabancı varsa geldi , parasını bankaya koydu on yıldır faiz zengini oldu....! O faizi halk verdi !
    Uluslararası inşaat şirketleri başka yerde kaybettiği paralarını yerli inşaat şirketleri ile birleşerek , TOKİ nin de aracılığı ile kule duvarlar  inşa edip  kredi  karşılığı  halka ev verdiler. Halk bankalara ipotek oldu !
    Çalışanlar kaybetti , çiftçi kaybetti ...!
    Tarımcılık , hayvancılık bitti, birileri kazandı !
             Halk  kötüye  yormadı  sustu !
    Donunu bile satmak zorunda kaldı ..!
    İcra korkusu , bankaların acımasız tefeciliği karşısında çaresiz  kaldı !
            T.C devletinin demokratik , laik , çağdaş ve bilimsel eğitim temelinin esası olan TEVHİD-İ TEDRİSAT yasasını yerle bir ederek 4+4+4 yasasını çıkardı ... Çocukları böcek , öğretmenleri köçek , Milli Eğitimi ÇADIR KURUMU yaptı .
             Halk sustu !
             On yaşına gelmeden çocukların , ailelerin önüne DİN BİLGİSİ ALMASINI DAYADI.
    Laik eğitim tükendi ! Eğitbilim sizlere ömür , vefat etti.
    Demokrasilerde DİN referans değildir ve resmi alanda kullanılamaz !
    Devlet bütün dinlere eşit uzaklıkta ve iyiniyet içinde olmalıdır.
    Bunun en kuvvetil kanıtı da siyasi ERK'İN UYGULAMALARIDIR.
     Yurttaşlara, bize, bana cehenneme gitmek özgürlüğü tanımayan  ve ( belki ben cehenneme gitmek isterim , kimi ilgilendiriyor ? CEHENNEME Gitmek istemeyenlerin beni ilgilendimediği gibi ) ".. illada iyi mümin" olmamızı isteyen bir yönetim asla demokrat olamaz ! 
    Gerçekten de; bu yönetimin (HÜKÜMET EDENLERİN ) Roma hukuku na dayanan çağdaş / mer-i hukuk düzenini İYİNİYET ile tercih ettiğini  söylyebilmenin  çok zor olduğunu kim yadsıyabilir !
              Ancak,  halk  gene sustu !
              Üniversitelerin " dindar nesil" olması için son hızla devam edildi !
    ATATÜRK'ÜN "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" sözünü AĞZINA ALANIN AĞZINI BURDULAR , YÜREĞİNE KORKU SALDILAR !
             ÜÇ çocuk , beş çocuk yapılmalıdır, kadınlar kürtaj olamaz, erkekler rakı içemez,  gençler "ayyaş"  gezemez dendi . Halife gibi dini hayat , sevgili gibi ahlak , diktatör gibi biat istediler
             Halk sustu !
             Ve Halk, her gün korktutuldu ! Korkması için her şey yapıldı !
    70 bin kişi şu anda izleniyor dendi. 
    Halk  kisesizlikte eklenince  konuşamaz , düşünemez oldu !
    Siyasi  Tutukluluk hali ,  siyasi  hükümlülüğe dönüştü.
    Adalet , yargı ve hukuk devletin bağımsız kurumları olması  yerine,  AKP ye aşk ile bağladılar ! Bu Aşk hiç bitmedi !
           Sonra , sonra Genel Kurmay başkanını , bilim adamlarını , gazetecileri , namuslu kim varsa onları tutukladılar , bir türlü suçları bulunamadı ..!
           Kimisi öldü , kimisi ölüyor !
           Ve onlar , "KANDİL"  ve  yeni anayasa marifeti ile ÜNİTER DEVLETİN YIKILMASINI, İLİM VE İLAHİYAT DERNEKLERİ İLE LAİK DEVLETİN YOK OLMASINI "istişare" ettiler ! İKİNCİ Cumhuriyetçiler ile ise, TERS KÖŞEDEN TC nin yerine "İslamcı Osmanlılığının sistematik yapısını   getirmenin  adına "ustalık dönemi" dediler!
            Halk sustu!
            Doğanın , sanatın ve insanın sevincini hiç hayal edemediler ! Edemiyorlar !
            Ağaçları , tarihin karnelerini , dereleri ve suları ticarete , rant ve kişisel zenginliğine dönüştürmek MODA OLDU !
     Buna karşı olan milyonlarca insanı; hiç mi hiç duymadılar . Bu insanlardan etkilenmediler , hissetmediler !
    "İNSANLIK ANITI" NA UCUBE DEMEKTEN  ve anıtı  tarumar  etmekten  HİÇ SAKINMADILAR !
    Fazıl Say gibi dünya ölçeğinde gerçek bir sanatçıyı esaret bir hayat içinde ölüme terketmek kimi memnun edebilirdi ?
    Ama bunu denediler , olmadık dava açtılar !
    Halkın vicdanı ayağa kalktı , anlamadılar.
    Şimdi halkın   sadece vicdanı değil , kendisi ayağa KALKTI !
    Belki böyle anlarlar diye ! 
    Ama ,

    onlar çok  şaştılar !
    5 haziran 2013

    LEYLA ERDEM YİĞİT