Sayfalar

12.03.2017

Sn.Metin Aydoğan
Yazar ve düşünür
İzmir / Karşıyaka

Değerli Metin Bey,

          16 nisan 2017 tarihinde referanduma sunulan  anayasa değişikliğine karşı  herhangi bir siyasi kurum , gurup yada  dernek  adına değil , sade yurttaş olarak ;  "NEDEN HAYIR oyu verilmesi" gerektiğine ilişkin çalışmalara devam ediyorum. 
            Zaman zaman Konfüçyüz'ün "En zor şey karanlık bir odada bir kara kediyi bulmaktır" söylemini  düşündüren  süreçlerde, sizin  kaleme aldığınız, "hayır de.. " yada "evet de.. " gibi emir kipli içerik ve yazım  taşımayan bildirimleriniz yararlı oldu. Özellikle  kararsız yurttaşlarımızın tartışıp bir karara varmasına yol açtı.  Bir sayfalık okuncada aydınlatan, ama dayatmayan dil  ustalığınız  ve içerik düzeyi güvenilir bulundu ve  talep buldu.
 Menemen ,Aliağa,Şakran, Dikili ,Ayvalık-Altınova hattında çok sayıda dostlarımızla, arkadaş ve aşina çevreler ile buluşma olanağı buldum.  İşçi, teknisyen, çiftçi, (büyük baş hayvan yetiştiren)besici. balıkçı, yüksek eğitimli  kadın ve erkekler, orta ve üst  kentli meslek sahibi  insanlar , askerlerler , akademisyenler ile tartştım ve konuştum.   Hepsinin   "bu bildiri dayatmıyor, aksine öğretip açıklıyor"ortak fikrinde buluştuğuna tanıklık yaptım...Din'i ve tarihi aydınlatmalarınız  ilgi gördü Değerlendirmeleriniz  taktir edildi. 
Değerli Metin Bey, 
           Günümüzde insanlar bigiyi arıyorlar, hikmeti değil. Oysa bilgi geçmiş, diğer deyişle mazidir. Hikmet ise gelecektir. Karşı karşya olduğumuz referandum  hikmetini   analiz etmek ve anlamayı  başarmak;  geçmişi sizin kadar doğru ve anlaşılır yazan aydınların ve devrimcilerin varlığına    bağlı. Bize ışık olduğunuz için teşekkürler ediyorum.
           Dünyada  "sessizliğin filozofu" olarak tanınan besteci ,müzisyen ve ayrıca  felsefe incelemeleri bulunan JOHN  CAGE  diyor ki ; "..Karşımıza çıkan her türlü sorumluluğu  sessisce  kabul edivermek  kendimize karşı en büyük sorumsuzluktur" Bu kez ulusumuzun ehil çoğunluğu, 16 nisan günü halkoylamasında  geleceğine yüklenmek istenen  siyahın ve zorbalığın   sorumluluğunu "sessizce kabul" etmedi.   Red duygusunun kendine karşı en büyük sorumluluk olduğunun şiddetle farkına varmış kanaatim giderek  güçleniyor. Gezdiğim her yerde ve konuk olduğum her evde "hayır"da vicdan sevincinin, "evet" te durağan  duygunun  yaşandığını görüyorum. 
             Başta; Bitmeyen Oyun adlı kitabınız olmak üzere, M.Kemal Atatürk'e  ilişkin  kitap,yazı ve makalelerinizden  söz etmek mecburiyetinde kaldığımı da  belirtmek isterim.
              İzlenimlerimi  ancak bugün yazabildiğim için bağışlayın beni. 
              Eşiniz Müzeyyen hanıma, genç akademisyen kızınıza  ve size esen hayat dileklerimi bildiriyorum.
              Sevgi ve saygılarımla.

 28 mart 2017 
 leyla erdem yiğit 
İzmir- Karşıyaka


10.01.2017


TÜM EBEVEYİNLERE,
Merhaba:))))
İyi bir pazar günü diliyorum.
ÇOCUKTAKİ GİZİL YETİLERİN KEŞFİ ile GİDEREK OLUŞACAK DÜŞÜNCENİN ANALİTİK DÜZEYE ÇIKARILMASI AKIL VERMEKTİR. ÇOCUĞUNUZUN uygar DİSİPLİNESİNİ ve AKIL YÜRÜTTÜRMEYE ÖZENİ hiç ihmal ETMEYİNİZ. 
1-EMİR KİPLİ İLETİŞİMDEN KAÇININIZ. 
2-HAKLILIK KAVRAMINA ÖNEM VERİNİZ . VİCDAN ancak böyle gelişir
3-DİDAKTİKLİK YERİNE TARTIŞARAK KABUL YOLUNU KULLANINIZ.
4-ABARTILI VE YARARSIZ DUYGU BAĞINI ÖNE ÇIKARMAYINIZ..!
5- ONUN YERİNE, onun İSTEKLERİNİ ONDAN ÖNCE YAPMAYINIZ.
6- ANABABA OLMAK YERİNE "FANTEZİ DAVRANIŞLARDA" BULUNMAYINIZ .."ARKADAŞ OLUYORUM GİBİ."
7-ZAMANI VERİMLİ KULLANINIZ.
8-Dijital teknolojiyi YASAKLAMAK YERİNE nasıl kullanması gerektiğini öğretiniz.
9- Çocuk iradesini aklı ile beraber kullanmayı öğrendiğinde insanlaşacağını unutmayınız
10- Sanat ve estetiğin çocuğu nasıl etkilediği ve ne yaptığı sorusu , güneşin insanı nasıl etkilediği ve ne yaptığı sorusu gibidir.YANITI HAYATTADIR.
Önce siz sanat ve estetikle ilgilenin...... SİZ ÖRNEK olun....Çocuğunuza faydası hayatında görülecektir.
TÜM ÇOCUKLARIMIZA ESEN GELECEK VE UTKU DİLİYORUM
Saygı ile
.leyla erdem yiğit
01 ekim 2017

9.13.2017

Aşağıdaki yazım 15 temmuz öncsinde 25 haziran 2016(bir yıl bir ay önce) günü yazılmıştır.
Tekrar Yayınlamayı uygun gördüm. Saygı ile

BALIKESİR , ANİDEN !
Bugün cennet köşesi bu sahil kasabasında; , Balıkesir 'de oturduğum 52 evler mahallesinden çok eski yıllardan tanıdığım bir sakine rasladım... Ben tanıyamadım , o tanıdı.! Kafeye oturakaldık uzun saatler... Doğrusu ya, biraz kırık duygu içinde ve alaza kalkan yürek yangını ile konuştum.
------ "Sizi gürmem ne kadar iyi oldu bilebilseniz " dedi.
------ Anlaşılıyor dedim.
------- Durmaksızın içimde yangın olan sizi görüp şimdi söyleyeceklerimi söylemek ve o zaman cahillerin ocağına odun attığım için özür dilemek bambaşka , Allahın lutfu oldu. "
-------- Çok geç ama !
-------- "OLSUN" dedi.
-------- İnsan bazen olağanüstü cehaletin iyiliği . erdemi, iradeyi ve aklı yenebileceğini zannetmesi karşısında yaşadığı derin acıları ürpererek hissediyor ve muhataplarına sadece acıyor .
Değerli okur ,
Bu raslantıyı, aşağıda ki tespitlerimi VE kısmen bazı gerçekleri paylaşmak için yazdım.
Bir kaç.gün sonra Ramazan - dini bayrami yaşayacağız. Dini bayramların olması değil, bu bayramların ve DİN'lerin arkasından insanlığın sessizce iftira YÖNTEMİ İLE KATLEDİLMESİ BÜYÜK SUÇTUR.....
Bu suçların bir numaralı yerlerinden biri TARİKAT VE CEMAAT CENNETİ OLAN BALIKESİR'DİR. Zamanın her partiden milletvekilleri açık ve gizli cemaat ve tarikatlerin onayından geçerdi... Özellikle 1985 / 98 yılları arasında, FETÖ ürgütünün önderliğinde bu günlerin iktidarı uğruna; Balıkesir'deki Atatürkçü ve aydınlanmacı okumuş kadınlar tek tek tüketildi.
Kimisi nin eşlerine "karın seni aldatıyor" , kimisinin eşlerine "kadın erkek değildir , siyasete karıştırılmaz" , kimisinin eşinin zaaflarını öne çıkararak , " BU DİNSİZ karını boşarsan , kazan dığın büyük şeyler olacak" dediler.....
Kamuda eşleri çalışan kadınlara kafesler kuruldu , tuzaklardan geçirildi..!
Bazılarını akşamın ilk karanlığında oturdukları lojmanlarda evine girerken arkadan sarılarak taciz ettiler.! Ve kaçtılar.
Bu ve bunun gibi her türlü kapana kıstırılan kadınlar yılmayınca eşlerinin çalıştıkları kurumlarda "eşin orospu gibi.." imajını ve değersizleştirme duygusunu esas yaptılar.
Buna ilk inanan sizin eşiniz olabilirdi , oldu da....! Buna ilk inanan komşunuz , arkadaşlarınız olabilirdi oldu da.
Ben şimdi AKP nin yalandan söylediği , hemde "dünya lideri" dedikleri ilk adamlarının ağzından dinlediğimiz;
"camide içki içtiler" ,
"baş örtülü bacımın üzerine işediler" ,
"....kadın yarım kadındır" ,
" kürtaj günahkarlıktır "
"kadının gülmesi ayıptır" gİbi ve benzeri bir çok yalanı dinlediğimde derinden derinden gizli nefretle gülümsüyorum..
TSK , diğer deyişle Askere açılan ..Fuhuş Casusluk, Ergenekon , Balyoz gibi davaları duyduğumda hiçbir biçimde şaşmadım. Hepsinin dipten uydurma olduğunu , vicdansızlık ve toplumsal çılgınlığın hiç anormal olmadığını biliyordum.   Ayrıca uygun olan kurumlar ve kişilerin şizoit , psikonevrotik toplumsal kişilikieri alevlendirmek yoluyla nasıl kullandıklarını da  çoktan biliyordum.
Bu gün , vaktiyle benim , benim gibilerin , aydın ve özellikle Kemalist dedikleri Atatürk'çü kadınların başına örülen tuzakların bin beteri bütün Türkiye ye örülüyor , vaaz ediliyor..
Dinledikçe acı duyuyorum..
Vaktiyle bizim başımıza gelenlerin son organize hali ve siyasi erk'i şimdi Türkiye'yi yönetiyor diye düşünüyorum.
Batılı ülkelerin aydınlanma öncesi yaşadığı Engizisyon İŞKENCELERİ ÇAĞIMIZDA , BU DÖNEMDE KILIF VE YÖNTEM DEĞİŞTİRDİ. Bunu BİZDE ilk uygulayan FETÖ ve benzerleri oldu. Kişilik ve kişilerden başladılar , kitlelere ulaştılar, sonra iktidar oldular.
Parayı yağmur gibi kullandılar. KULLANILMAYANLARI kumpasa aldılar.
Zehirlendik, değiştik , ayakta öldük !
PKK ile ulusun mücadelesini sömüren ve o'nun arkasında taraftar kazanan gerici erk ve FETÖ' NÜN eski kadim dostları olan ama ; şimdi düşmanmış gibi davranan güçlüler her Alah'ın oruç gününde BAS BAS bağırıyorlar .
Dinliyoruz !
Konuşan FETÖ başı olsaydı da aynı konuları aynı kişilerle , aynı açıdan konuşurdu . Değişen bir şey mi olurdu ?
Ben sekiz yaşında ki oğlumla vakti zmanında Blıkesir''i terk ettim. Resmi kuruluştan ayrıldım. İZMİR'DE KİT kuruluşuna girdim. Oraya da yetiştiler. Kooperatif yolu ile kurulmuş ve bitirilerek tapu alma zamanına geşmiş üç katlı yazlık villa evimi , şerefiye parasını ödemediğim , adresimi resmi yollardan bildirmediğim gerekçesi ile üyeliğime son verildi. Elimden alınan evimin üyelerin ortak faydasına sunulması kararına varıldığı bildirildi. Tam beş yıl gibi uzun zaman mahkeme marifeti ile, dişe diş bir mücadele ile evimi geri aldım. Tapusuna sahip oldum. Yönetim kurulunun hesi de Balıkesir'de adam, insan zannedilen D.S.İ BÖLGE müdürlüğünde mühendis ve idarecilerdi.
Çoğu da , tarafsız yansız ve solcu geçinirdi... "Yetmez ama evet"'çilerin ilk kuşaklarıydı... Atatürk'e ve TSK ne karşı olmayı dehşetli ilericilik zannederlerdi.... Ve vicdanları çıkarlarının eşiğinde biterdi.. Basit bir müdürlük mevkisine veremeyecekleri taviz olamazdı.. .! Bugünün mimarları olan, o zamanın cemaatin emrinde ki güya okumuşları BENİM ; cemaatin "vurun kahbeye" davranışlarına karşı verdiğim amansız mücadele ile deşifre olacaklarını düşündüler ve yeterince ezilmiş olduğumu sonucuna çıkardılar. Artık yazıp çizemiyeceğimi ve konuşamayacağım kanaatıne vardılar .
"Tamam , bırakın"... dediler..! .
Direncime hayran olan vicdanlılar da çıktı !
AYDINLIĞA ve erdem'e tutundum. , HALA BIRAKMIYORUM.
Değerli OKUR,
Bir geçmişi anlatırken zamanın BALIKESİR valisi OLAN Sayın Kemal Esensoy 'u şükranla anmaktan kendimi alamadım.
Ayrıca bir gün kamuoyunun bilgisine hazırladığım kitabunda uzun uzun yazacağım gibi ; uzun yıllar köşe yazısı yazdığım YENİ HABER gazetesi sahibi DEĞERLİ EKREM . Balıbek 'in manevi kişiliğine ve anılarına sonsuz saygılarımı belirtmek görevimdir. Eğer bu valinin ve E.Balıbek'in sessiz , gösterişsiz destekleri ve iradesi olmasaydı şimdiye yaşarmıydım, bilemiyorum. ...
O günlerde bir kara Asubayı genç bir adamı ; filankesin hanımına kötü baktı diye öldürmüşlerdi... Şehir günlerce yas tuttu ! Ağladı derin , derin ...!
Ben Balıkesir'i terkederek , sinerek KISMEN kurtuluş yolunu BULDUM.
Ya...... TC nin evlatları, temiz halkı, içtenlikli seçlinleri ve aydınlanmacıları nasıl bulacak ?
Görecek ve yaşayacağız.
Dünkü vicdansızlar bu günün karanlık mafyalarıdır. Bu günün tüm vicdansızları da yarının karanlığıdır ve mafyalarıdır. ... Bunları tanımak ve aydınlık için çalışmak oruç tutmak gibidir.
Bu sıcaklarda aç kalmayı , susuz kalmayı hiçbir Tanrı ve elçisi onaylamaz !
Saygı ile.
25 haziran 2016

5.08.2017

İyi akşamlar diliyorum. :)

Biraz önce ilk kez tanıdığım iyi anlaşan bir çift ile uzun süre söyleştik! İYİ BİR ÖĞRENİM GÖRMÜŞ çiftlerden kadın şimdi ki kocasına sana göre KÖTÜLÜĞÜN DE ÇEŞİTLERİ YOK MU , NE YAPARSAM KÖTÜ OLURUM ? Eşini aldatmak özgün mü , evrensel bir kötülük mü ? sorularını sormuş !
Bu söyleşi aşağıda ki kısa makaleme ilham kaynağı oldu !
Bilginize sunuyorum.
EVRENSEL KÖTÜLÜKLER !
Nedeni ne olursa olsun ,
Cinayet !
Teknolojik kazaları !
Şiddet kullanmak, saldırganlık !
 Budalalığa, aptallığa , avanaklığa İŞLERLİK kazandırmak !
Hayalleri sağlık süzgecinden geçirip eğitimde kulanmamak !
Hayallerden ve inanç kast alanından suçlu üretmek!
 Hırsızlık ,
Cinsel suçlar,
 Savaş istemek ve savaşın nedenlerini oluşturmak ,
Yalan söylemek ,
Doğa katliamı ,
Ağaç kesmek ,
Tarihi yok etmek ,
DİKTATÖR YÖNETİCİ olmak ,
HERKES BENİ SEVSİN AMA, ben kimseyi sevmeyeyim tutumu göstermek ,
İnsanın ihtiyaç fazlası sahip olmak duygusunun dayanağının ne olduğunu hiç merak etmemek ,
İNSANIN İNANÇ'lardan daha çok ve daha güçlü olarak sosyal alanda ki farklılıkları ve durumları analitik gücü ile kişilik ve hayatına yükleyerek varolabileceğini bilmemek , bildirmemek !
İnsanın, insan olmak özelliklerinin yeryüzünde en güçlü ortaklaşmak ve paydaşlık nedeni olduğunu bilmemek , kabul etmemek ve ettirmemek !
 İnsanı, bir gurubun yada kurumların kullanması,
 Beyniniz ile bildikleriniz arasında gerçeklik ilişkisini düşünememek ,
İNANÇTA BUDALALIK ,
Gerçeklikte kabadayılık !
Değerli okur ,
Yukarıda sıraladığım kötülükleri yapabilecek kim olursa olsun , ne kadar güçlü olursa olsun reddediniz , değer vermeyiniz, Bunu yaparken ..Ezop.. masallarında olduğu kadar akıllıca yapmak , yaptırmak en iyisi !
 Şimdi de ,evrensel iyiliklere bakalım.
EVRENSEL İYİLİKLER ,
Röma hukukuna dayanan , hak ve özgürlükleri hedefleyen ve hukuku üstün bilen bir rejim ve düzen kurmak !
Ceza hukukunda kafa , kol kesmek ve toprağa gömülüp taşlanarak öldürmek gibi , aynı zamanda cinsiyetçi cezalara karşı olmak , direnmek , lanetlemek !
Irk , mezhep , din ve etnik nedenlere dayalı savaşları ve çatışmayı kayıtsız şartsız lanetlemek !
Düşünebilmek yetisini genelleştirebilmek ,
Şiddeti her tür durumda ve neden ile meşru görmemek ,
Hırsızlık yapmamak ,
"İPİN UCUNU VERMEYEN HIRSIZ, HIRSIZ DEĞİLDİR" mantığını reddedecek kadar vicdan besleyebilmek.
Vicdanı bağımsız , fikri(düşüncesi) bağımsız, bilgisi ( irfanı) bilimsel( bağımsız) olacak kadar iyi yurttaş ve büyük ruhlu plmak .
DİKTATÖRLERE GEÇİT VERMEMEK !
Diktatörleri kullanmamak ,
Bilimi kıskanmamak ,
Eşit ülkeler , eşit dünya ilşkisi için " dünyada sulh , yurtta sulh " deyişini dünyanın öncül ilkesi haline getirilmesine çalışmak !
KÖTÜLERLE , İYİLERİN eşit olmadığını olamayacağını anlamak !
Üretmek ama kimin için , ne için üretmek sorusunu yanıtlamak !
KURAL İLE KURAM , ÖZGÜRLÜK İLE İSTENÇ ARASINDA Kİ İLLİYET BAĞINI VE İLİŞKİSİNİ YÖNETİCİLERİN KULLANMASINA VE YARAR sağlamasına geçit ve fırsat vermemek !
Kendin için istediğini başkası içinde isteyebilmek !
Bilimi insanlığın emrinde kullanmak ,
ÖZNEL KÖTÜLÜK VE İYİLİKLERİN AYRILMASI ,
Bilimin öncü olması ve bunu hayat yapmak !
Sanatın dünya gereğinin imgeleri olduğunu , insanlık mucizesi ve hiç yapılmamış hayat yapmak olduğunu anlamak ve yaşamak !
Kadın ile erkeğin kendini devam ettirmesi !
Ve sevginin inşası !
Değerli okur ,
Bunlar : eksik olabilecek olsa da evrensel iyiliklerdir .
ULUSAL VE ÖZNEL İYİLİKLERİ SİZ KENDİLİĞİNİZDEN BULACAKSINIZ ,
İyi kalın , hoş kalın./ 2013 8 mayıs Leyla Erdem Yiğit

5.07.2017



Savururdu havaya ,
Hare hare gökyüzüne uçardı umutlar ,
Hayat sevinci sinerdi pervazlara ,
Kapı kulpları açılırdı derin huzura !
Toprak reddetmez, hava kirlenmez, söz yalan olmazdı ..
İnsanlık buram buram kokardı !
Akıl tam , fikir sahibinindi ,
Ne dönmeler , nede onursuzlar olabilirdi ,
Dünya kansız, gün riyasız , geceler güneşe yatardı.
Ey....çocuklar ! Siz bize bakmayın,
Kalkın getirin bütün sevinçleri,
Getirin , getirin,
Yeniden doğanın SAFLIĞINI ,
Fareleri , örümcekleri , solucan ile kelebekleri
Yarasa nın uğultulu sesini ,
Yelde uçan sesimizi ,
Köpeğin keyifli homurtusunu ,
Kedilerin edalı işvesini ,
Ağaçların özgürlük türküsünü
Ayaz gecelerin ıslığını ,
Yelelerini yele vermiş , ay parçası güzelleri
AT' ları ....!
Getirin getirin çocuklar !
Akıllı konuşkanın , klavyeli bavulun olmasın,
Git toprağa , al çapayı çapala,
Toprak seni duyacak ,
Gökyüzünden güller yağacak ,
Getirin , getirin çocuklar,
İnsanlığı isyan ile , çığlık ile getirin !
07 haziran 2016-- leyla erdem yiğit
(konuşkan =telefon ... demek istiyorum. Benim ürettiğim bir sözcük oldu 

3.13.2017

BERKİN GELDİ ! 
GÜNEŞİ YERYÜZÜNE İNDİRDİN ÇOCUK ! 
EY...! ŞEHİTLER , İYİ BAKIN O'NA ,
O DAHA ÇOCUK...! 
leyla erdem yiğit / 13 mart 2014