Değerli Hatice,
Güneşi yeyüzüne indirenler gerçek sanatçılar bilim ve insan zekasıdır . Ahlak ve erdem bunların ürünüdür. Değerli Fazıl Say'a yapılanları ve gitmek zorunda bırakılmasını , yalnızlığını ayıplıyorum. Uygarlığın ve insanlığın geleceğinde siz olmayacaksınız !!Fazıl Say olacaktır ! Kötüleri iyiler yapan bir dünya insanlığın , sanatın ve bilimin eseridir. leyla erdem yiğit 2012 / nisan 22
12.11.2025
12.10.2025
11.30.2025
ADANA- ALADAĞ KIZ YURDUNDA YANGIN,
11.26.2025
BALIKESİR , ANİDEN,
Ben tanıyamadım , o tanıdı.
Kafede otura kaldık uzun saatler.
Doğrusu ya; biraz kırık duygu içinde ve alaza kalkan yürek yangını ile konuştum.
------ "Sizi görmem ne kadar iyi oldu bilebilseniz " dedi.
------ Anlaşılıyor dedim.
------ Durmaksızın içimde yangın olan sizi görüp şimdi söyleyeceklerimi söylemek ve o zaman cahillerin ocağına odun attığım için özür dilemek bambaşka bir Allahın lutfu oldu".
-------- Çok geç ama...
-------- "OLSUN" dedi.
-------- İnsan; bazen olağanüstü cehaletin iyiliği, erdemi, iradeyi ve aklı yenebileceğini zannetmesine şaşırıyor. Yaşadığı derin acıları ürpererek hissediyor ve muhataplarını sadece acıyor.
Değerli okur,
Bu rastlantıyı, aşağıda ki tespitlerimi VE kısmen bazı gerçekleri paylaşmak için yazdım. Bir kaç gün sonra Ramazan - dini bayramı yaşayacağız. Dini bayramların olması değil, bu bayramların ve DİN'lerin arkasından insanlığın sessizce iftira YÖNTEMİ İLE KATLEDİLMESİ BÜYÜK SUÇTUR.....Bu suçların bir numaralı yerlerinden biri TARİKAT VE CEMAAT CENNETİ OLAN BALIKESİR'DİR.
1-Zamanın her partiden milletvekilleri açık ve gizli cemaat ve tarikatların onayından geçerdi. Özellikle 1985 / 98 yılları arasında, FETÖ örgütünün önderliğinde bu günlerin iktidarı uğruna; Balıkesir'deki Atatürkçü ve aydınlanmacı okumuş kadınlar tek tek tüketildi. Kimisinin eşlerine "karın seni aldatıyor" , kimisinin eşlerine "kadın erkek değildir , siyasete karıştırılmaz" , kimisinin eşinin zaaflarını öne çıkararak "BU DİNSİZ karını boşarsan kazandığın büyük şeyler olacak" dediler.
2-Kamuda eşleri çalışan kadınlara kafesler kuruldu , tuzaklardan geçirildi. Bazılarını akşamın ilk karanlığında oturdukları lojmanlarda evine girerken arkadan sarılarak taciz ettiler.
Ve kaçtılar.
Bu ve bunun gibi her türlü kapana kıstırılan kadınlar yılmayınca eşlerin çalıştıkları kurumlarda "eşin orospu gibi.." bir imajı ve değersizleştirme duygusunu esas yaptılar.
Buna ilk inanan sizin eşiniz olabilirdi , oldu da!
Buna ilk inanan komşunuz , arkadaşlarınız olabilirdi oldu da.
Ben; şimdi AKP nin yalandan söylediği hemde "dünya lideri" dedikleri ilk adamlarının ağzından dinlediğimiz;
"camide içki içtiler" ,
"baş örtülü bacımın üzerine işediler" ,
"....kadın yarım kadındır" ,
" kürtaj günahkarlıktır "
"kadının gülmesi ayıptır" gibi ve benzeri bir çok yalanı dinlediğimde derinden derinden gizli nefretle gülümsüyorum.
TSK ne, diğer anlatımla askere açılan Fuhuş Casusluk, Ergenekon , Balyoz gibi davaları duyduğumda hiçbir biçimde şaşmadım. Hepsinin dipten uydurma olduğunu , vicdansızlık ve toplumsal çılgınlığın hiç anormal olmadığını biliyordum. Ayrıca; uygun olan kurumların ve kişilerin şizoit , psikonevrotik toplumsal kişiliği alevlendirmek yoluyla nasıl kullandıklarını da çoktan biliyordum.
Bu gün vaktiyle benim , benim gibilerin aydın ve özellikle Kemalist dedikleri Atatürk'çü kadınların başına örülen tuzakların bin beteri , bütün Türkiye ye örülüyor. Vaaz ediliyor.
Dinledikçe acı duyuyorum. Vaktiyle bizim başımıza gelenlerin son organize hali ve siyasi erk'i şimdi Türkiye'yi yönetiyor diye düşünüyorum.
Batılı ülkelerin aydınlanma öncesi yaşadığı Engizisyon İŞKENCELERİ ÇAĞIMIZDA , BU DÖNEMDE KILIF VE YÖNTEM DEĞİŞTİRDİ.
Bunu BİZDE ilk uygulayan FETÖ ve benzerleri oldu. Kişilik ve kişilerden başladılar , kitlelere ulaştılar, sonra iktidar oldular.
Parayı yağmur gibi kullandılar. KULLANILMAYANLARI kumpasa aldılar.
Zehirlendik, değiştik , ayakta öldük.....
PKK ile ulusun mücadelesini sömüren ve o'nun arkasında taraftar kazanan gerici erk ve FETÖ' NÜN eski kadim dostları olan ama ; şimdi düşmanmış gibi davranan güçlüler her Alah'ın oruç gününde BAS BAS bağırıyorlar .
Dinliyoruz !
Konuşan FETÖ başı olsaydı da aynı konuları aynı kişilerle , aynı açıdan konuşurdu .
Değişen bir şey mi olurdu ?
Ben sekiz yaşında ki oğlumla vakti zamanında Balıkesir''i terk ettim. Resmi kuruluştan ayrıldım. İZMİR'DE bir KİT kuruluşuna girdim. Oraya da yetiştiler. Kooperatif yolu ile kurulmuş ve bitirilerek tapu alma zamanına geçmiş üç katlı yazlık villa evimi , şerefiye parasını ödemediğim , adresimi resmi yollardan bildirmediğim gerekçesi ile elimden aldılar ,üyeliğime son verildi.
Elimden alınan evimin "üyelerin ortak faydasına sunulması kararına varıldığı" bildirildi.
Tam beş yıl gibi uzun zaman mahkeme marifeti ile, dişe diş bir mücadele ile evimi geri aldım.
Tapusuna sahip oldum.
Yönetim kurulunun hepsi de Balıkesir'de adam, insan zannedilen D.S.İ BÖLGE müdürlüğünde mühendis ve idarecilerdi.
Çoğu da , tarafsız yansız ve solcu geçinirdi.
"Yetmez ama evet"çilerin ilk kuşaklarıydı.
Atatürk'e ve TSK ne karşı olmayı dehşetli ilericilik zannederlerdi.
Ve vicdanları çıkarlarının eşiğinde biterdi.
Basit bir müdürlük mevkisine veremeyecekleri taviz olamazdı.
Bugünün mimarları olan, o zamanın cemaatin emrinde ki güya okumuşları BENİM ; cemaatin "vurun kahpeye" davranışlarına karşı verdiğim amansız mücadele ile deşifre olacaklarını düşündüler ve yeterince ezilmiş olduğumu sonucuna çıkardılar. Artık yazıp çizemiyeceğimi ve konuşamayacağım kanaatine vardılar .
"Tamam , bırakın"... dediler..! .
Direncime hayran olan vicdanlılar da çıktı !
AYDINLIĞA ve erdem'e tutundum. HALA BIRAKMIYORUM.
Değerli OKUR,
Bir geçmişi anlatırken zamanın BALIKESİR valisi OLAN Sayın Kemal Esensoy 'u şükranla anmaktan kendimi alamadım.
Ayrıca bir gün kamuoyunun bilgisine hazırladığım kitabımda uzun uzun yazacağım gibi ; uzun yıllar köşe yazısı yazdığım YENİ HABER gazetesi sahibi DEĞERLİ EKREM Balıbek 'in manevi kişiliğine ve anılarına sonsuz saygılarımı belirtmek görevimdir. Eğer bu valinin ve EKREM Balıbek'in sessiz , gösterişsiz destekleri ve iradesi olmasaydı şimdiye yaşarmıydım, bilemiyorum.
O günlerde bir kara Astsubayı genç bir adamı ; filanın hanımına kötü baktı diye öldürmüşlerdi. Şehir günlerce yas tuttu.
Ağladı derin, derin.
Ben Balıkesir'i terk ederek KISMEN kurtuluş yolunu BULDUM.
Ya... T.C nin evlatları, temiz halkı, içtenlikli seçkinleri ve aydınlanmacıları nasıl kurtuluşu bulacak?
Görecek ve yaşayacağız.
Dünkü vicdansızlar bu günün karanlık mafyalarıdır. Bu günün tüm vicdansızları da, yarının karanlığıdır ve mafyalarıdır. Bunları tanımak ve aydınlık için çalışmak oruç tutmak gibidir.
Bu sıcaklarda aç kalmayı , susuz kalmayı hiçbir Tanrı ve elçisi onaylamaz.
Saygı ile.
25 haziran 2016 leyla erdem yiğit
Yorumlar
Henüz yorum yok
9.18.2025
BU DEVRİN ROMANINI YAZMAK ZOR....!
Bu devrin romanını yazmak zorlaştı..! İnsanların büyük kısmı kum , kum. Düşünde ortaklık aramak yerine "ben" , davranımda derinlik ve istenç yerine sıradanlık , etikte genel kesinlikler yerine uydurulmuş edinimler , dürüstlük yerine bahane üretmek , açıklık yerine (Duvarını kapayarak) dikkat çelmek , insan olmak yerine güçlü görünmek doludizgin...at koşturuyor...! .
Facebook'ta iki arkadaş yazışıyor. Belli ki biri birlerinden geçmiş bir davranım hesabının kendini ilgilendirmeyen bölümünden hesap soruyor. Yada sorguluyorlar.. Diğeri yanıtlıyor : " ..acıdım , acıdığım için... işte savunma mekanızması ..."
ABD 'NİN ciddi üniversitelerinden birinde yapılan araştırmaya bakılırsa Facebook "gerginlik yaratıyormuş. Gerginlik yaratacak herşey , her yol akıllıca uygulamaya sunulmuş. Acıdığı için başka , acımayanlar başka...türlü teknik yollar var... İki kiyüzlü olmak teknikleşmiş ! İstediğinizde istemediğiniz birini ayıp olmasın diye "..bu kişiler görmesin" kategorisine alıp , o kişiden şu, bu biçimde ( mustarip olan) ortak arkadaş yada ortak olmayanlrla , şarlatanlarla dedikodu mostürbasyonu yapabilirsiniz... Sonra da saygılar ile biten bir iletiyi " paylaşımları göremeyen arkadaşınıza" gönderirsiniz..." Ya... sahi neredeydiniz bunca zaman..?..* diye sorarsa ,onun ne kadar herşeye burnunu soktuğunu v.s diye suçlarsınız , nitelersiniz, dayanağınız olmasa bile..!
Çoğunluğun açıklığı , içtenliği , nezaketi ve tahammülü zaten bilmeyen bir toplum bu yol ile nede güzel gerilir.?. Yukarıda işaretlediğim yazışmasında arkadaşına "acıdığını "ve "savunma mekanızmasına " kullandığını belirten profilin acıdığı için ne yaptığını bilemiyorum. Kimbilir..?
BİLİMCİLER acımanın yalnızca insana dair olmadığını söylüyorlar..
Acımak ile sevgi kardeş mi sizce ..? İnsanda ( Acımak ) genetik elverişlilik ve sonuç almayı isteyen duygudur. Genelleştiğinde zorbalığa başkaldırmanın temelidir. Acımak bir nedenle de olsa insanlaşmaktır Ve acimak vicdanın terazisidir. Sevgi ise soylu bir duygudur , öğrenilir..
Yaa siz ne diyorsunuz...?
Sizden nefret ediyorum diyebileni hiç sevebildiniz mi siz ?
Bu devrin romanını yazmak zorlaştı...Hayatlar gri , fluğ ve insanlar insanı hiç tanımAK İSTEMİYOR. Onaylanmak yada övülmek isteğinin erdemi öldürüldü, patoloji egemenleşti ..! "BEN" ŞİŞİRMEK sevgi oldu..! Eleştirmek cezanın temel gerekçesi .. Mavi renkte bir zorbalık hayat oldu..! Determinizm öldü..! Tek doğrunun yerine "çok doğru var" diyorlar. Aklı yerinden söküyorlar..!
Bu devrin romanını yazmak zor..! leyla erdem yiğit 16 eylül 2011.
9.01.2025
EYLÜLDE İNSAN AŞKTIR.


